Warm up türkçesi Warm up nedir

  • Coşturmak.
  • Kızıştırmak.
  • Kızışmak.
  • Son bir hazırlık yapmak (konserden veya temsilden önce).
  • Isıtmak.
  • Kısa süreli ısınma alıştırmaları yapmak.
  • İçini ısıtmak.
  • Isınmak.
  • Kızdırmak.
  • Hafif idman yapmak (yarışmadan önce).
  • Kurcalamak.
  • Heyecanlandırmak.
  • Kışkırtmak.
  • Isınma hareketleri yapmak.
  • Hararetlenmek.

Warm up ile ilgili cümleler

English: Ali asked Mary to warm up some leftovers.
Turkish: Ali Mary'den bazı artan yemekleri ısıtmasını rica etti.

English: You're starting to warm up now.
Turkish: Sen şimdi ısınmaya başlıyorsun.

English: Ali told a few jokes to warm up the audience.
Turkish: Ali seyircileri ısındırmak için birkaç fıkra anlattı.

English: Go warm up.
Turkish: Isınmaya git.

English: Will you warm up the soup?
Turkish: Çorbayı ısıtır mısın?

Warm up ingilizcede ne demek, Warm up nerede nasıl kullanılır?

Warm : Sıcak tutan. Canlı. Sıcak. Isınma. Candan. Kızdırmak. Sıcacık. Taze. Ilık. Heyecanlı.

Warm up band : Isıtma grubu. Alıştırma grubu. Ön grup. Bir konserde ana gruptan önce çıkan müzik grubu.

Warm up period : Isıtma süresi. Isınma süresi.

Warm up show : Gecenin ana performansından önce seyirciyi hazırlamak üzere gösterilen performans. Isıtma şovu. Ön şov. Alıştırma şovu.

Warm air : Sıcak hava. Ilık hava.

 

İngilizce Warm up Türkçe anlamı, Warm up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Warm up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hot up : Yoğunlaşmak. Tahrik olmak. Heyecanlanmak. Daha sağlam olmasını sağlamak. Hareketlenmek. Kuvvetlendirmek.

Agitate : Acı vermek. Ortalığı karıştırmak. Üzmek. Kamuoyunu kışkırtmak. Propaganda yapmak. Tahrik etmek. Telaşlandırmak. Dalgalandırmak. Çalkalamak.

Elates : Çok neşelendirmek. Saadet içinde. Gururlandırmak. Sevinçli. Çok sevindirmek. Sevindirmek. Memnun. Neşelendirmek.

Fiddle with : Ayarıyla oynamak. Oynamak. Ayarlarıyla oynamak. Huzursuzlanmak. Rahatsız bir şekilde kıpırdamak.

Get hot : Çözüme yaklaşmak. Kızmak. Öfkelenmek. Sonuca yaklaşmak. Sıcaklaşmak. Sinirlenmek.

Loosen up : Kaslarını gevşetmek. Gevşetmek. Kasları ısıtmak. Kasları gevşetmek. Açılmak. Gevşeyin. Para konusunda liberal davranmak. Açmak.

Angering : Sinirlendirmek. Öfke. Hiddet. Darıltmak. Öfkelendirmek. Hiddetlendirmek. Kızgınlık. Sinir. Fitil vermek.

Exacerbate : Ağırlaştırmak. Yangına körükle gitmek. Artırmak (kötü durumdaki bir şeyi). Sinirlendirmek. Şiddetlendirmek. Öfkelendirmek. Daha kötü bir duruma sokmak. Azdırmak.

Antagonise : Karşı çıkmak. Düşman etmek. Önlemek (ayrıca antagonize). Husumete sebep olmak. Karşı koymak. Husumeti tahrik etmek. Düşmanlığa sebep olmak. Aleyhine çevirmek.

Go into : -e sığmak. Girmek. Girmek (açıklamaya). İlgilenmek. İncelemek. Girmek (bir mesleğe). Tutulmak. Girişmek. Bir mesleğe girmek.

Warm up synonyms : go round, rutted, basks, exalts, antagonizes, poked, bestirring, bestirs, excite, ruts, become warmer, escalates, abetted, agitates, toast, antagonised, pokes, monkeys, fluster, monkey with, enthused, commove, limber up, become reconciled to, bestir, excites, enthuse, warming up, envenom, basked, abet, exalting, warm.