Wears türkçesi Wears nedir

Wears ile ilgili cümleler

English: A novelty wears off in time.
Turkish: Bir yenilik zamanla yok olur.

English: Ali almost always wears dark clothes.
Turkish: Ali neredeyse her zaman koyu kıyafetler giyer.

English: A nurse wears white.
Turkish: Bir hemşire beyaz giyer.

English: Ali almost always wears sunglasses.
Turkish: Ali neredeyse her zaman güneş gözlüğü takar.

English: Ali almost always wears a hat.
Turkish: Ali neredeyse her zaman şapka takar.

Wears ingilizcede ne demek, Wears nerede nasıl kullanılır?

Wears black : Siyah giyinir. Siyah renkli giyecekler bürünmüş (genellikle yas durumunda). Siyah giyer.

Wears glasses : Gözlük takar. Gözlük takıyor. Gözlükle düzeltilmesi gereken görme sorunu var.

Wears horns : Karısı tarafından başkasıyla aldatıldı. Boynuzlanır. Boynuzlanıyor. Boynuzlandı. Aldatıldı.

She wears the breeches : Pantolonları giyer. Kocanın gücü yoktur. Evde otorite odur.

Footwears : Ayak giyecekleri. Ayağa giyilen şeyler. Ayakkabı. Ayakkabılar.

Menswears : Erkek giyim. Erkek giyim mağazası.

Wear a mask : Kostüm giymek. Kendini gizlemek. Maske takmak. Gizlenmek.

Forswears : Yeminli olarak inkar etmek. Yeminle vazgeçmek. Yeminle inkar etmek. Yeminli olarak itiraz etmek. Yemin etmek. Bırakmak için yemin etmek. Tövbe etmek.

 

Wear a long face : Yüzünde kaygı belirtisi olmak. Endişeli görünmek. Surat asmak. Suratı asık olmak. Yüzü asık olmak.

Rainwears : Yağmur geçirmez giysi.

İngilizce Wears Türkçe anlamı, Wears eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wears ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Discolors : Bozmak. Lekelemek. Solma. Rengini değiştirmek. Rengini bozmak. Rengi değişmek. Leke.

Enchafing : Ovmak. Berelemek. Sürtmek. Heyecanlanmak. Taciz olmak. Tedirgin etmek. Rahatsız etmek. Ovarak ısıtmak. Yara etmek.

Erodes : Yıpranmak. Korozyona uğratmak. Aşınmak. Erozyona uğratmak. Tüketmek. Yemek. Sarsmak. Kemirmek.

Corrodes : Çürütmek (pas veya kimyasal madde). Paslandırmak. Yıpranmak. Paslatmak. Korozyona uğramak. Aşınmak. Çürümek. Çürütmek.

Fixates : Katılaştırmak. Bağlamak. Gözlerini dikmek. Sabitleştirmek. Tesbit etmek. Yapıştırmak.

Bother : Sinir etmek. Sinir bozmak. Üzülmek. Sıkmak. Zahmet. Can sıkmak. Dert. Rahat vermemek. Daraltmak. Sıkıntı.

Die away : Kesilmek. Gürültü yavaş yavaş kesilmek. Gittikçe kaybolmak. Sönmek. Ses azalmak. Kısılmak. Azalmak. Kaybolmak. Gürültünün azalması.

Dress : Kıyafet. Giydirmek. Giysi. Elbise. Rendelemek. Hizalanmak. Süslemek. Pansuman yapmak (yaraya). Giyinmek.

Affixing : Tutturucu. Atmak (imza). Basmak (damga). İliştirmek. Yapıştırmak (pul). Eklemek.

Upend : Başaşağı etmek. Dikine oturtmak. Dikmek. Baş aşağı etmek. Dikine çivermek. Dikine çevirmek. Altüst etmek. Tersini yapmak.

 

Wears synonyms : carted, endue, attacks, get into, decolourise, dresses, discolour, donning, erode, vacates, ate away, enchafe, cast about, decolor, attaches, attacked, denudes, assumes, upending, take on, carries, wore, taking on, indued, tilt, assembles, be predicated on, blanches, carrying away, affixes, turn over, put on, bothers.

Wears zıt anlamlı kelimeler, Wears kelime anlamı

Undress : Ev elbisesi. Gündelik elbise. Soymak. Soyunmak. Üniforma. Dökülüp saçılmak. Sargısını açmak. Giysilerini çıkarmak. Elbiselerini çıkarmak.

Lack : Yoksun olmak. Yoksun kalmak. İhtiyacı olmak. -den yoksun olmak. Olmamak. Olmayış. -sizlik. Eksik olmak. -e sahip olmamak. -sizlik çekmek.