Widener türkçesi Widener nedir

  • Genişleten.
  • Genişleten kimse veya şey.
  • Genişletici.
  • Geniş hale getiren.

Widener ingilizcede ne demek, Widener nerede nasıl kullanılır?

Wideners : Genişleten kimse veya şey. Geniş hale getiren. Genişletici. Genişleten.

Widened : Genişletilmiş. Geniş hale getirilmiş.

Wideness : Genişlik. Bolluk.

Widen shot : Yönetmenin, alıcı yönetmenine alıcının yerini değiştirmeksizin daha geniş açılı mercek kullanması için verdiği komut. Genişlet. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Widen the horizon : Yeni imkanlar açmak. Yeni olanaklar oluşturmak. Yeni seçenekler yaratmak. Ufku genişletmek.

Wide angle beam : Gölgeleri yokeden, geniş bir oyluma yayılan ışın. Geniş (açılı) ışın. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Açısı 45-90° olan ışın demeti.

Wide angle floodlight : Geniş açılı ışıldak. Geniş bir alanı aydınlatan ışıldak. Merceksiz, ve ışığı çok geniş bir alana yayarak gölgeleri yok eden aynalı ışıklama aygıtı.

Capital widening : Bir ekonomide işgücü artışı kadar sermaye stoku da arttığı için işgücünün verimliliğinde bir artış olmaksızın yalnızca toplam çıktının artması. Sermayenin genişlemesi.

Widening : Tevsi. Genişleme. Genişletme. Genişleyen.

Wide angle lens : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Geniş açılı mercek. Geniş açılı objektif. Geniş açılı lens. Geniş açı objektif. Odak uzunluğu olağandan kısa olan, olağan mercekten daha geniş bir görüş alanını kapsayan, özellikle dar bezemler içinde çalışıldığında kullanılan mercek çeşidi.

 

İngilizce Widener Türkçe anlamı, Widener eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Widener ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dilate : Daralmış bir deliğin, kanalın veya boşluğun genişlemesi. Kabarmak. İrileşmek. Genişletmek. Büyütmek. Açmak. Genişlemek. Kabartmak. Büyümek. Açıklamak.

Flare : Titrek parlak ışık ya da alev. Birden alev almak. Parıltı. Işıkla işaret vermek. Patlak vermek. İşaret fişeği. Kamaşma. Çan gibi genişlemek. Hidrojen tayfının ha çizgisinde çekilmiş güneş resimlerinde görülen ve bir püskürme belirten beyaz bulutlar. Işık saçmak.

Tenter : Ram. Germek. Gergef. Germe makinesi. Germe-kurutma makinesi. Kumaş gergisi. Kancalı çerçeve. Gergi.

Dilative : Genişleme. Büyütücü. Genleştirici.

White out : Yönün kaybedilmesi. Özellikle tipi nedeniyle havada ve yerde kardan başka hiçbir şey görememe hali. Donuk.

Aggrandizers : Agrandizör. Büyütücü. Yükseltici. Enine açıcı.

Expanders : Sökme aleti. Germe aparatı. Açıcı. Genişleten enstrüman. Yay. Büyüten veya genişleten kimse veya şey. Ekspander. Enine açma donanımı. Enine açıcı.

Enlargers : Agrandizör. Agrandisman makinası. Büyülteç. Agrandisör. Büyütücü. Fotoğrafları büyülten cihaz.

Modify : Tamlamak. Değişiklik yapmak. Çalgıların genel görünümlerini veya bazı parçalarını kişiye özel olarak değiştirme. Tadil etmek. Değiştirmek. Bilgisayar, gitar, ekonomi alanlarında kullanılır. Nitelemek. Biraz değiştirmek. Değişmek. Değiştirme.

 

Widener synonyms : wideners, aggrandizer, alter, distend, enlarger, increase, dilatant, dilatants, tenters, change, flare out, expander.

Widener zıt anlamlı kelimeler, Widener kelime anlamı

Narrow : Az. Dar. Çekmek. Daraltmak. Sınırlı. Sıkı. Kıt kanaat. Daralmak. Cüzi. Kısmak.

Decrease : Eksiltme. Düşüş göstermek. Küçültmek. Eksilmek. Azalma. Eksiltmek. Eksilme. İnmek. Azalmak. Düşüş.

Woman : Karı. Zenne. Kancık. Gaco. Kadınlar. Kadın. Metres. Hanım. Bayan. Hatun.