Wild boar türkçesi Wild boar nedir

  • Çift parmaklılar (artiodactyla) takımının, domuzgiller (suidae) familyasından, 150 cm kadar uzunlukta, 25 cm kadar kuyruğu olan, kuvvetli vücutlu ve kısa bacaklı, tüyleri kül rengi, köpek dişleri dışa doğru uzamış, evcil domuzun atası olarak kabul edilen, avrupa, kuzey afrika ve batı asya'da ormanlık ve bataklık yerlerde toplu halde yaşayan bir tür.
  • Yabandomuzu.
  • Yaban domuzu.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Wild boar ile ilgili cümleler

English: Ali is very good friend, but he looks like a wild boar so I don't consider him a potential love interest.
Turkish: Ali çok iyi bir arkadaş fakat o bir yaban domuzuna benziyor bu yüzden onu potansiyel bir ilgi duyulan kişi olarak düşünmüyorum.

Wild boar ingilizcede ne demek, Wild boar nerede nasıl kullanılır?

Wild : İnsan ya da insanın yaşadığı yerlere yakın olmayan, doğada bulunan. vahşi. Kızgın. Çöl. Yaban. Arsız. Tenha. Acayip. Fırtınalı. Yabani.

Boar : Yaban domuzu. Dişi domuz. Yetiştiricilik için hazır olan veya kullanılan dişi domuz. Yabandomuzu. Domuz. Erkek domuz.

Wild about : Çok beğenmek. Meraklısı. Delisi.

Wild and woolly : Kural tanımaz. Çığrından çıkmış. Medenileşmemiş.

Wild animal : Yabani hayvan. Yaban hayvanı. Evcil olmayan, yabansı hayvanlar. Vahşi hayvan. Evcil olmayan hayvan. Özgün ve doğal alanında yaşayan hayvan. Yırtıcı hayvanlar. Ehlileştirilmemiş hayvan.

 

Wild animal training : Yırtıcı hayvan eğitimi. Yırtıcı hayvanları sirkin amacına uygun biçimde eğitme eylemi.

İngilizce Wild boar Türkçe anlamı, Wild boar eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wild boar ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

Abductor muscle : Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.

Aardvark : Yerdomuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Borudişli. Karınca yiyen. Yer domuzu.

Hogs : Bencil kimse. Obur. Freze tezgahı. Domuz. Açgözlü tip.

Hog : Yelesini kısa kesmek. Domuz. Freze tezgahı. Orta şeritte seyretmek. Payından fazlasını almak. Domuzluk etmek. Obur. Açgözlü davranmak. Açgözlü tip.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

 

Boar : Domuz. Yetiştiricilik için hazır olan veya kullanılan dişi domuz. Dişi domuz. Erkek domuz.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

Wild boar synonyms : abo blood groups system, boars, abramis zone, abiotic environment, acacia, abambulacral area, javelina, a site, aardwolf, a cells, aardvarks.