Domuz nedir, Domuz ne demek

Domuz; bir hayvan bilimi terimidir.

"Domuz" ile ilgili cümle

  • "Domuzun malı için can tüketmeye mi geldik dünyaya?" - R. H. Karay

Yerel Türkçe anlamı:

Çocukların oynadığı bir oyundur. Kazılan çukur üzerine çubuklar dizilir. Bu çubukların üstünde gezerken kim çukura düşerse o domuzcuk olur. Hep birden domuzcuk diye bağrılır.

Biyoloji'deki anlamı:

[Bakınız: evcil domuz]

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Çift tırnaklılardan et ve yağı için beslenen evcil bir hayvan.

İngilizce'de Domuz ne demek? Domuz ingilizcesi nedir?:

pork

Fransızca'da Domuz ne demek?:

porc domestique

Osmanlıca Domuz ne demek? Domuz Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

hınzır

Domuz hakkında bilgiler

Domuz, Sus cinsinde bulunan hayvanlara verilen genel isimdir. Sus cinsi Suidae familyasına bağlıdır.

Memeli bir hayvan türü olan domuzun kökeni Avrasya'dadır. Hepçil olan domuzlar hem otobur hem de etoburdurlar. İnsanlar tarafından evcilleştirilmiştir, ve çiftlik hayvanı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca sert kılları geleneksel olarak fırçalarda kullanılmaktadır.

Domuzlar genellikle eğitilebilir, evcilleştirilebilir hayvanlar bu nedenle bazıları evcil hayvan olarak barındırılmaktadır.

 

Bir seferde yaklaşık 6-12 arasında yavru doğuran domuzlar, tutsaklık halinde kendi yavrularını yiyebilirler. Domuzların ter bezleri yoktur, bu nedenle sıcak havalarda kendilerine serin tutabilmek için sürekli olarak su veya çamura erişmeleri gerekir. Ayrıca çamuru derilerini güneş yanıklarından korumak için kullanırlar.

Domuz ile ilgili Cümleler

  • Domuz etini az pişmiş olmasına rağmen yedim.
  • Kaç tane domuz pirzolası satın aldın?
  • Domuz eti yemek günah mı?
  • Domuz çiftliği endüstrisini dikkate almazsak 'domuz gribi' adı 'A gribi (H1N1) olarak değişti.
  • Buradaki herkes domuz eti yemediğini biliyor.
  • Marzipan domuzları homurdanmazlar.
  • Ben asla domuz eti yemedim ve asla yemeyeceğim.
  • Ben ona şişman bir domuz diyorduk.
  • Ali bana kahvaltıda domuz pastırması ve yumurta olduğunu söyledi.
  • Domuz gibi yemek yemeyin.
  • Bir domuz serinlemek için çamurda yuvarlanır.
  • Domuz gibi yeme.
  • Domuz eti yiyemem.
  • Domuz eti yemem.

Domuz kısaca anlamı, tanımı:

Deri : İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. Bu tabakadan yapılmış. Toplantı, düğün.

Evcil : Eve ve insana alışmış, kendisinden yararlanılabilen (hayvan), ehlî, yabani karşıtı. Yerli.

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.

Domuz gibi : Kötü huylu ve hain. adamakıllı, iyice.

Domuz gibi tıkınmak : Oburcasına çok yemek.

 

Domuzdan kıl çekmek : Sevilmeyen veya eli sıkı olan birinden bir şey alabilmek.

Domuzdan toklu çıkmaz : "kötü huylu kimsenin çocuğu melek huylu olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Domuzun kuyruğunu kes yine domuz : "yaradılıştan kötü olan kişinin şu, bu yönünü düzeltseniz de mayasındaki bozukluğu gideremezsiniz" anlamında kullanılan bir söz.

Domuz arabası : Ağır yükleri yakın yerlere taşımak için kullanılan, ufak tekerlekli, üstü düz, alçak araba.

Domuzayağı : Tüfek namlusundan sıkıyı çıkarmaya yarar çengelli çubuk.

Domuz ayrık otu : Buğdaygillerden, tarıma zararlı bir bitki (Cynodon dactylon).

Domuzbağı : Başın el ve ayaklarla birlikte hareket edemeyeceği biçimde bağlanmasıyla yapılmış olan işkence biçimi.

Domuz balığı : Yunusgillerden bir tür memeli (Phocaena communis).

Domuzdamı : Maden kuyularında, çökme tehlikesi olan yerlerde her yanı direklerle örülen boşluk.

Domuz derisi : Çanta ve ayakkabı yapımında kullanılan bir tür sağlam deri.

Domuz dikeni : Yaprakları sapsız ve dikenli, çiçekleri etli, otsu bir bitki.

Domuz gribi : Bir virüsün sebep olduğu, solunum yolları enfeksiyonu ile meydana çıkan, bazen öldürücü olan hastalık.

Domuz otu : Kumsallarda ve kayalıklarda yetişen sarı çiçekli ot.

Domuztırnağı : Palanganın takılması için kullanılan, bir yanı çatal biçiminde çift tırnaklı, öbür yanı halkalı demir kanca.

Domuz yağı : Domuzdan çıkarılan yağ.

Afrika domuzu : Çift parmaklılardan, kalın derili, Afrika'da yaşayan ve yaban domuzuna benzeyen bir hayvan (Phacochoerus aethiopicus).

Hint domuzu : Büyük Okyanus Adaları'nda yaşayan, köpek dişleri boynuz gibi yukarı doğru kıvrık, iri yapılı bir tür domuz (Porcus babyrussa). Kobay.

Yaban domuzu : Domuzgillerden, domuzdan iri, bağ ve bahçelere zarar veren saldırgan, yabani bir hayvan (Sus scrofa).

Yer domuzu : Afrika'da yaşayan, uzun kulaklı, uzun burunlu memeli.

Domuzgiller : Çift parmaklılar takımının, geviş getirmeyenler alt takımına giren bir familya.

Domuzlan : Kın kanatlılardan bir böcek (Brachynus crepitans).

Domuzlaşmak : Hainlik etmek, aksilik etmek.

Domuzluk : Su değirmeninde çarkın bulunduğu ve döndüğü yer. Hainlik, haincesine inatçılık.

Domuzluk etmek : Hainlik etmek, haince davranmak.

Domuzuna : İnat olsun diye, inadına. İyiden iyiye, adamakıllı.

Bocuk domuzuna dönmek : Çok semiz ve besili olmak.

Güttüğüm domuzu bana öğretme : "yıllardır tanıdığım bir kimsenin huylarını da bilirim" anlamında kullanılan bir söz.

İt dişi domuz derisi : Sevilmeyen iki kişi arasındaki anlaşmazlıktan duyulan hoşnutluğu anlatan bir söz.

Yer domuzugiller : Damarlı dişliler takımından yer domuzu familyasının genel adı.

Çift : Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş. Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler). Küçük maşa veya cımbız. Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan.

Parmak : Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri. Arşının yirmi dörtte biri. Bir işe karışmış olma ilgisi. İnç. Eni bu organ kadar olan. İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri.

Beslenen : Sönümsüz.

Hain : Zarar vermekten, üzmekten veya kötülük yapmaktan hoşlanan (kimse). Kötü niyeti olan. Sitemli bir seslenme sözü. Hıyanet eden (kimse).

Aksi : Ters, zıt, karşıt, olumsuz, menfi. İnatçı, hırçın, huysuz. Uygun olmayan.

Ters : Gerekli olan duruma karşıt, zıt. Bir şeyin aksi, karşıtı. Kesici bir aletin kesmeyen yanı. Hayvan pisliği. Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz. Bir şeyin içe gelen yanı, arkası. Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert.

İnatçı : Ayak direyen, inat eden, anut, muannit, direngen.

Cins : Diğerlerine göre üstün nitelikleri olan. Soy, kök, asıl. Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu. Tür, çeşit. Garip, tuhaf.

Domuz akciğer kıl kurdu : 11 - 42 mm. uzunluğunda olup, domuzların soluk borularında yaşayan ve yer solucanlarıyle bulaşan ince, ipliğimsi solucan.

Domuz ayrığı : Buğdaygiller (Gramineae) familyasından, rizomlu, sürünücü, otsu bir bitki. Büyük ayrık otu. (botanik) Ekvatora yakın ülkelerde yetişen, buğdaygiller familyasından, yüksek kaliteli, rizozomlu, sürünücü otsu bir mera bitkisi, büyük ayrık otu. Kuzuların gelişimini baskılayan maddeler içerir.

Domuz babesiozisi : Domuzlarda Babesia trautmanni ve B. perroncitoi türlerinin neden olduğu, Rhipicephalus, Boophilus ve Dermacentor gibi kene türleriyle taşınan akut ve öldürücü hastalık.

Domuz bağı : Bükülmüş dizler arasına başın sokulması, el ve ayakların boyunla birlikte bağlanıp kımıldanamayacak duruma getirilmesi yoluyla yapılan işkence biçimi.

Domuz baklası : Baklagiller (Leguminosae) familyasından, beyaz ya da mavi çiçekli, tek yıllık, otsu, meyveleri suda kaynatıldıktan sonra yenen, Lupinus türlerine verilen genel ad. Acı bakla, yaban baklası, kurt baklası, termiye. Acı bakla.

Domuz biti : Domuzlardan kan emen, insanlara da üşebilen, esmer sarımtırak renkte ve ortalama 5 mm. uzunluğunda iri bit.

Domuz böbrek kurdu : 25 - 30 mm. uzunluğunda olan ve domuzların böbreklerinde, çok seyrek olarak iç örgenlerinde yaşayan iplikkurdu.

Domuz çenesi : Çene kısalığı.

Domuz çiçeği : Poksvirüsün neden olduğu, ağızda erozyon ve ülserlerle, karın altında, göğüs duvarında ve bacakların iç yüzünde yangılı ve beyaz kabuklarla belirgin, hafif seyirli, ölüm oranı düşük bir bulaşıcı hastalık.

Domuz çökelten : Kuzeyden, kuzey doğudan esen çok soğuk rüzgâr.

Diğer dillerde Domuz anlamı nedir?

İngilizce'de Domuz ne demek? : adj. porcine

n. pig, boar, swine, hog, grunter, pork

Fransızca'da Domuz : cochon [le], porc [le]

Almanca'da Domuz : n. Schwein - yaban domuzu

Rusça'da Domuz : n. свинья (F), свинка (F), хряк (M)

adj. свиной