Wiping türkçesi Wiping nedir

  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Üzerine ses ya da görüntü saptanmış mıknatıslı kuşakları, silme kafasından geçirerek ortadan kaldırma, böylelikle yeni bir saptamaya hazırlama.
  • Silme.

Wiping ile ilgili cümleler

English: I saw Tom wiping his fingerprints off the doorknob.
Turkish: Tom'un kapı tokmağından parmak izlerini sildiğini gördüm.

English: Ali is wiping the table.
Turkish: Ali masayı siliyor.

Wiping ingilizcede ne demek, Wiping nerede nasıl kullanılır?

Wiping cloth : Lehimli ekte, yumuşayan lehimi sıvamakta kullanılan bez. Sıvama bezi.

Wiping head : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ses aygıtı ya da mıknatıslı görüntü aygıtlarının silmeyi sağlayan bölümü. Silme kafası.

Wiping out : Silmek. İflas etmek. Yok etme. Baştan atma. Temizlemek. Yok etmek. Ortadan kaldırma. Silme. İzale etmek. Sörf yapanların karşılaştıkları kaza.

Sideswiping : İğneli söz. Yandan çarpmak. Yandan vurmak. Yandan çarpma. İğneleyici söz. Eleştirici söz. Dokunaklı söz. Yandan gelen darbe. Eleştiri.

Swiping : Kuvvetle vurmak. Geçirmek. Aşırma. Çalmak. Hızla vurmak. Tokatlamak.

Wipe away : Temizlemek. Silip süpürmek. Silerek çıkarmak. Silmek. Silerek yok etmek. Yok etmek.

Wipe off and on : Silinmeli kararma - açılma. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Silinmeli bir kararmanın silinmeli bir açılmayla izlenmesi.

 

Wipe off the slate : Hesabı kapatmak. Hükümsüz kılmak. Geçersiz kılmak. İptal etmek. Hesabını görmek. Geri almak.

Wipe left : Sola doğru silerek. Sola sil.

Wipe : Burnunu silmek. İkinci çekimin görüntüsünün çerçevenin herhangi bir yerinden belirerek ilk çekimin görüntüsünü herhangi bir biçimde (düz, eğri, kırık, eğik çizgiler, vb.) silmesi ve yerini almasına dayanan noktalama çeşidi. Temizleme. Silinme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yok etmek. Bozmak. Kurulamak. Ovmak. Ortadan kaldırmak.

İngilizce Wiping Türkçe anlamı, Wiping eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wiping ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Delete : Çıkarmak. Çizip çıkarmak (harf veya kelime). Bozmak. Kazımak. Silmek. Çizmek. Del.

Lexicography : Leksikografi. Sözlük yapımı. Sözlükçülük. Sözlük bilim. Sözlükbilgisi. Sözlük tertiplenmesi. Sözcükbilim.

Versification : Nazım yapma. Şiir sanatı. Nazım sanatı. Şiir yazma. Şiir yazma sanatı.

Deletion : Bir tip kromozom mutasyonu sonucunda dna'da bir bazın ya da bazların yok olması hali. Çıkarma. Kromozomun herhangi bir parçasının kaybı. dna’dan bir baz çiftinin veya bir parçanın kopması, delesyon. Kazıma. Siliniş. Terkin. Delesyon. Silip çıkarma. Çıkartma.

Voluntary : İstemli. İstençli. Kasıtlı. İstemli hareket. İsteyerek yapılan. Fahri. Özgür iradeli. Gönüllü. İradi. Kendiliğinden yapılan.

Historiography : Tarih yazımı. Tarih yazarlığı. Tarihyazımı. Tarih yazma. Tarih yazıcılığı.

 

Consenting : Rıza gösteren. Razı olma. Razı olan.

Authorship : Kaynak. Eser sahipliği. Yapıt yaratmayı kendine uğraşı yapma işi. Yazarlık. Köken. Muharrirlik. Müelliflik.

Defacing : Bozmak. Çirkinleştirmek. Görünüşünü bozmak. Okunmaz hale getirmek. Tahrif etmek.

Defacements : Tahrif. Silinti. Kazıntı. Bozma. İçerik bozma.

Wiping synonyms : verbal creation, willing and able, novelisation, adoxography, compliant, blotting, cancellation, deconvolution, blanking, happy, penning, fictionalisation, disposition, temperament, metrification, annul, glad, fictionalization, drafting, dramatisation, fain, inclined, dramatization, novelization, volitional, ready, defacement, redaction, composition, cancel, disposed, deleted, crossing out.

Wiping zıt anlamlı kelimeler, Wiping kelime anlamı

Involuntary : İstemsiz. İstemeden yapılan. İstençdışı. İstenmeden yapılan. İradedışı. İstemeyerek yapılan. İstemeyerek. İrade dışı. İstenilmeden yapılan. Gönülsüz yapılan.

Unready : Hazır değil. Çabuk davranmayan. Ağırkanlı. Hazırlıksız. Hazır olmayan.

Unwilling : Zoraki. İsteksiz. Gönülsüz. İnatçı. Hevessiz. Boyun eğmeyen. Kafasının dikine giden.

Wiping antonyms : pastness, disinclined, defiant, punctuality, late, lateness, tardiness, timeliness, preceding, unseasonableness, futurity, untimeliness, early, middle, future, succeeding, past, earliness, seasonableness, presentness, present.