Wrong doing türkçesi Wrong doing nedir

Wrong doing ingilizcede ne demek, Wrong doing nerede nasıl kullanılır?

Wrong : Kötülük etmek. Kemlik. Günahını almak. Bozuk. Haksız. Kötü. Günahına girmek. Yanlış yol. Haksızlık. Günah.

Doing : İş. Zımbırtı. Yapma. Faaliyet. Yapılan iş. Meydana getirme. Şey. Sıkı çalışma. İcra. Birisinin yaptığı iş.

Wrong assumption : Yanlış hipotez. Yanlış varsayım. Hatalı öngörü. Yanlış tahmin. Hatalı varsayım.

Wrong disk : Yanlış disket.

Wrong doer : Suçlu. Hata yapan kimse. Günahkar. Suç işleyen kimse. Yanlış yapan.

Wrong example : Yanlış numune. Yanlış örnek.

İngilizce Wrong doing Türkçe anlamı, Wrong doing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wrong doing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aggression : Nedensiz kavga. Hücum. Saldırganlık. Canlılar arasında beslenme, çiftleşme, yuva alanını koruma gibi savunma, saldırı, korku ya da rekabet ile ilgili davranış. agregasyon. Saldırı. Saldırma. Taarruz. Çatışma.

Assault : Taarruz etmek. Üstüne varmak. Ani saldırı. Irza geçmek. Hücum. Saldırmak. Tecavüz etmek. Saldırı. Atak.

Sinful : Kötü. Günahlı (kimse). Habis. Günahlı. Fena. Günahkar. Hain. Utanç verici. Günah niteliğinde.

 

Excesses : Fazlalık. Fazla olan kısım. Fazla. Aşırıya kaçma. Aşırılık. Ölçüsüzlük. Taşkınlık. İfrat. İlave.

Impingement : Etkileme. İzinsiz girme. Gasp. Taşma. Karşı gelme. Çarpma. İzlenim bırakma. Vurma.

Excess : Fazla olan kısım. Aşırı. Aşırılık. Çok. Abartı. İlave. Çok fazla. Ölçüsüzlük. İfrat. Aşırıya kaçma.

Encroachment : Geçme. Taşma. Zarar. El uzatma. Tecavüzde bulunma (başkasının hakkına). Saldırma. Aşma. Başkasının arsasına tecavüz. Başkasının toprağına geçme.

Breaking in : Alıştırma. Zorla girme.

Infringe : Antlaşmayı bozmak. Anlaşmayı bozmak. İhlal etmek. İhlal etmek (sözleşme maddesi). İhlalde bulunmak. Tecavüz etmek. Bozmak. Bozma. Hakkını yemek.

Errancy : Hata yapmaya eğilim. Yanlış yapma eğilimi. Hataya meyillilik. Yanılgıya düşme.

Wrong doing synonyms : aggressions, iniquities, fault, infractions, transgressions, infraction, encroachments, breaches, manifestness, eviler, evils, delict, contravention, misdeed, errancies, sin, error, eviller, desecration, impingements, contraventions, iniquity, faults, evil, derogation, desecrates, infringed, desecrating, desecrate, transgression, infringement, breach, an outrage upon decency.