Yama nedir, Yama ne demek

"Yama" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bereket versin, benim tente yaması içindeki paracıklara." - A. Gündüz

Yerel Türkçe anlamı:

Karşılık

mec. Yakın.

Yamaç

Bayır, meyilli arazi, yokuş

Dik yer, bayır, yokuş.

Fasulye, bakla gibi taneli tahılı ekmek için açılan ince uzun karıkları sabanla kapama.

Yan, ön, karşı.

Dik yer, yokuş, bayır.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Negatif kurgusunda eşlemeyi sağlamak ya da çekimlerin gerçek uzunluğunu korumak amacıyla, görüntü ya da ses kuşağının eksik bölümlerinin yerine eklenen kılavuz.

Çalışma ya da dağıtım eşlemlerinin bozulmuş bölümlerinin yerini almak üzere hazırlanmış parça.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Vücudun bir bölgesini örtmek veya bir eksikliği desteklemek için eklenen bir parça canlı doku, greft.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Alt değirmen taşının parçaları. (Körküler *Yalvaç, Köprü *Şarkikaraağaç -Isparta)

Kağnı tekerini oluşturan tahtalar. (Yukarıkaşıkara *Yalvaç -Isparta)

Diğer sözlük anlamları:

Yamalık.

İngilizce'de Yama ne demek? Yama ingilizcesi nedir?:

patch, reprint, slug, build-up, graft

Yama hakkında bilgiler

 

Yama, bilgisayar programlarında oluşan bir hatayı ya da programın içeriğindeki hatalı bir fonksiyonu düzelten bir programcıktır. Genelde bilgisayarlardaki en büyük güvenlik sorunlarından olan yazılım açıklarına müdahale amacıyla kullanılır.

Yazılımlarda var olan açıkları kullanan kötü niyetli kişiler, bilgisayarlarda istedikleri kodları çalıştırabilirler. Çalıştırılan bu kodlar sayesinde bilgisayarda kapılar açıp kişisel bilgiler öğrenilebilir, donanımlarda hata oluşturup bilgisayarın yapısı bozulabilir. Verilerin içerikleri de değiştirilebilir.

Yazılım firmaları, açıkları kötü niyetli insanlardan önce bulup, bunu gidermek için yama (patch) yayınlamaya çalışırlar. Her programda açık vardır ve olmaya devam edecektir. Önemli olan, açıkların üreticiler tarafından kısa sürede tespit edilmesi ve bunları giderici programların yani yamaların hızlı bir şekilde yayınlanmasıdır. Bunu da açık kaynak kodlu yazılımlar çok hızlı bir şekilde yapmaktadır.

Programların yamalarının takip edilip ve yüklenmesi önemlidir. Programlardaki “update” veya “live update” kısımlarını aktif halde tutulmalıdır.

Yama ile ilgili Cümleler

  • Yamaç paraşütü bir ağaca indi.
  • Yamada ailesi buranın altındaki dairede yaşıyor.
  • Annem pantolonumu yamamak zorunda kaldı.
  • Yamaç bütün gece yandı.
  • Nehrin yakınındaki bitki örtüsünün sadece birkaç yaması vardı.
  • Yamaçtan aşağıya doğru kaydık.
  • Bu, Bay Yamazaki iyileşmeden uzun süre önce değildi.
  • Ali yarım yamalak iş yapar.
  • Yamaçta duran bina okulumuzdur.
  • Hiçbir işi yarım yamalak yapma.
  • Yamaçtan aşağıya kayabildi.
  • Otur şöyle yamacıma.
  • Yamada ailesi gibi parayı seviyorsun, değil mi?
  • Bay Yamada personel bölümünden sorumludur.
 

Yama anlamı, tanımı:

Yama gibi durmak : Bulunduğu yere uymamak, eklendiğini belli etmek.

Yama vurmak : Delik, yırtık veya eski bir yere yama koymak, yama koyarak onarmak.

Gizli yama : Gözle görülemeyecek kadar özenli bir biçimde yapılmış yama.

Kırkyama : Kumaş artıklarını birleştirerek örtü, yorgan yüzü vb.ni yapma işi.

Yama küçük delik büyük : "eldeki imkânlar sorunu çözmek için yeterli değil" anlamında kullanılan bir söz.

Yamaç : Ön, yan, yakın. Dağın veya tepenin herhangi bir yanı.

Yamaç paraşütü : Bu paraşüt ile yapılmış olan spor türü. Rüzgârın yardımıyla yüksek tepe veya yar başlarından boşluğa uçurulmak üzere yapılmış olan paraşüt, parapent.

Yamacı : Ayakkabı yamayan, onaran kimse, ayakkabı eskicisi.

Yamacılık : Yama yapma işi.

Yamak : Bir işte yardımcı olarak çalışan erkek. Yeniçeri Ocağında topçu ve humbaracı gibi askerî kuruluşlarda aday olarak bulunan kimse. Birinin etkisinde kalarak onun sözünden çıkmayan kimse.

Yamaklık : Yardımcılık.

Yamaklık etmek : Bir işte yardımcı olarak çalışmak.

Yamalama : Yamalamak işi.

Yamalamak : Yama ile onarmak, yama vurmak.

Yamalanış : Yamalanma işi.

Yamalanma : Yamalanmak işi.

Yamalanmak : Yama ile onarılmak, yama vurulmak.

Yamalı : Yüzünde lekeler bulunan (kimse). Yama vurulmuş, yama ile onarılmış olan.

Yamalı bohça : Tutarsız, birbirine uymayan şey.

Yamalık : Yama için kullanılan parça.

Yamalma : Yamalmak işi.

Yamalmak : Biçimini, rengini doğaya uydurarak saklanmak.

Yamama : Yamamak işi.

Yamamak : İstenmeyen kimseyi birine zorla vermek. Yama koyarak onarmak, yamalamak. İstenmeyen şeyi birine mal etmek.

Yaman : Güç, etki veya beceri bakımından alışılmışın üzerinde olan (kimse). Alışılmadık, olağanın dışında. Kötü, korkulan (kimse).

Yamanma : Yamanmak işi.

Yamanmak : Yamalanmak. Kötü bir şey veya kimse birinin üstünde kalmak, yük olmak, yükletilmek.

Yamatma : Yamatmak işi.

Yamatmak : Yamama işini yaptırmak.

Ağa yamağı : Yeniçeri ağasına bağlı emir çavuşu.

Bey mi yaman el mi yaman : El mi yaman, bey mi yaman.

Delik büyük yama küçük : "eldeki imkânlar gerekenden çok az" anlamında kullanılan bir söz.

El mi yaman bey mi yaman el yaman : "baştaki ne kadar güçlü görünürse görünsün, asıl güç halktadır" anlamında kullanılan bir söz.

Kurdun adı yaman çıkmış tilki vardır baş keser : "öylesine sinsi ve kurnaz kimseler vardır ki adı zalime, haine ve kötüye çıkmış kimselerden daha tehlikelidirler" anlamında kullanılan bir söz.

Yarım yamalak : Kusurlu, eksik. Baştan savma bir biçimde, üstünkörü.

Delik : Delinmiş olan. Cezaevi. Dar, küçük çukur. Dar, küçük açıklık. Küçük hayvan yuvası.

Uygun : Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip.

Parça : Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Nesne. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Tane. Pasaj. Güzel, alımlı kız veya kadın. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey.

Onarma : Onarmak işi.

Kapatma : Basketbolda, elinde top olmayan bir oyuncunun pas almasına veya ilerlemesine engel olma. Metres. Yolsuz olarak değerinden aşağı elde edilmiş (mal). Kapatmak işi.

Deri : İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Toplantı, düğün. Bu tabakadan yapılmış. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek.

Geniş : Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı. Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Çok. Bol (elbise). Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Eni çok olan, enli, vâsi.

Bilgisayar : Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

İş : Yakıtın tam yanmamasından oluşan, dumanla yükselen kömürleşmiş tanecikler. Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke. Sürme.

İçin : Karşılığında, karşılık olarak. Hakkında. Ant deyimleri yapan bir söz. Oranla, göz önünde tutulursa. Özgü, ayrılmış. Neden ve sonuç belirten bir söz. Düşüncesince, kendince, göre. Amacıyla, maksadıyla. -den dolayı, -den ötürü. Süre belirten bir söz. Uğruna, yoluna.

Leke : Kirliliği gösteren iz. Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm. Yüz kızartacak durum, namussuzluk, kara, şaibe. Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk. Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk.

Yama alopesisi : Köpek, kedi, at ve sığırlarda, iç salgı bezlerinin bozukluğundan kaynaklanan odak veya odaklar hâlinde, iyi sınırlı ve yama görünümünde yangılı olmayan yerel kıl dökülmesi, alopesiya areata, alopesia sirkumskripta.

Yama delgisi : Budak yamamada kullanılan özel delgi aracı.

Yama işleme : Kumaşı, deriyi vb. üzerlerine renkli kumaş parçaları ya da başka bezeyici gereçleri yapıştırma, ekleme, dikme yoluyla yamayarak bezeme.

Yamac : Yan, yan bölge.

Yamaca çıkmak : Karşıya geçmek. Karşılamak Karşı çıkmak, karşılamak.

Yamacık : Sinop ili, Gerze ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Yamacına almak : Karşısına almak, yanına getirmek

Yamacına çıkmak : Karşısına çıkmak. Karşılamaya çıkmak.

Yamacına durmak : Karşılamak

Yamacına gelmek : Yakınına gelmek.

Diğer dillerde Yama anlamı nedir?

İngilizce'de Yama ne demek? : [Yama] n. god of the underworld who judges the souls of the dead, god of death and time (Hindu mythology)

n. botch, patch

v. doctor, foist, inflict, patch, piece up, repair, revamp, vamp up

Fransızca'da Yama : pièce rapporte, reprise [la]

Almanca'da Yama : n. Fleck

Rusça'da Yama : n. заплата (F), родинка (F)