Yanın nedir, Yanın ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Gaz tenekesinin yarısı oylumunda bir tahıl ölçeği.

Yanın ile ilgili Cümleler

    Yanım ile ilgili Cümleler

    • Gitsin, gelmesin yanıma, anladın mı Yannis?
    • Yanımda olmana ihtiyacım var.
    • "Ehliyetim yanımda değil." "Sorun değil, ben süreceğim."
    • Yanıma yaklaşma.
    • Yanımda bir tane var.
    • Yanıma ne almam gerektiğini düşünüyorsun?
    • Yanıma bir tane şemsiye aldım, ama arkadaşım şemsiye getirmemiş.
    • Aslında bugün yanımda hiç param yok.
    • Yanımda kalmanı isterim.
    • Yanımda hiç param yok.
    • Yanımda olmana sevindim.
    • Yanımda çok para yok.
    • Kedim yanımda uyudu.
  • Alice nehir kıyısında kız kardeşinin yanında oturmaktan sıkılmaya başlamıştı ve yapacak da bir şeyi olmadığından bir iki kez kız kardeşinin okuduğu kitaba çaktırmadan bakıverdi fakat kitapta resim ya da diyalog yoktu, Alice de "resimsiz ve diyalogsuz bir kitap ne işe yarar" diye kendi kendine düşündü.
  • Yanına bir şemsiye almalısın.
  • “Böylece yaptıklarını yanlarına bırakmamış olacağım, insanlar neden öldürüldüğümüzü anlayacaklar.”
  • Yanında çok para var mı?
  • Yanında bir şemsiye getirmek isteyebilirsin.
  • Tom, Mary'yi evinin hemen yanına gömdü.
  • Ali her şeyi yanına aldı.
  • Tom'un, laleleri meşe ağacının yanına dikeceğini sanıyordum.
  • Yanınızda oturmak istemiyorum.
  • Soluk tenli uzun boylu bir adam odaya girdi ve Tom'un yanına oturdu.
  • Yanına bir matara dolusu su almalısın.
  • “Ben seni yanıma alayım ama çok para veremem.”
  • Annesini yanına almış.
  • Onun yanında getirdiği çocuk çok yakışıklıydı.
  • “Biliyorum, yarın bu kâğıtları yazanların da yanlarına salavatla yaklaşılacak.”
  • Tom'u Mary'nin motosikletinin yanında dururken gördüm.
  • “Galiba bu tarihi günün yüzü suyu hürmetine Beyoğlu'nda sürtüp durmaları yanlarına kâr kaldı.”
  • Yanında duran kadına bazı sorular sordu.
 

Yanın ile ilgili Atasözü veya Deyim

aşık, alemi kör, dört yanını duvar sanır : “aşktan gözü kararmış kimse, hoş karşılanmayacak aşırı davranışlarda bulunur” anlamında kullanılan bir söz.

(bir şeyin) yanından bile geçmemiş : “o şeyle hiçbir ilgisi yok” anlamında kullanılan bir söz.

(biri ötekinin yanında) zemzemle yıkanmış olmak : biri, ötekine göre çok iyi nitelikte olmak.

canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır : “güzel yaşamak isteyen kişi, bu yaşayışın yükünü çekmeyi göze almalı ve gerekli kaynakları elinin altında bulundurmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

ettiği yanına (kar) kalmak : yaptığı kötülük karşılıksız kalmak, cezasını görememek.

ettiğini yanına bırakmamak : yapılan kötü davranışa karşılık vermek.

iki eli yanına gelmek : ölmek.

isin yanına varan is, misin yanına varan mis kokar : “kişi kiminle arkadaşlık ederse ondan kendisine birtakım huylar geçer” anlamında kullanılan bir söz.

kaymağı seven mandayı yanında taşır : “sevdiği şeyden yoksun kalmak istemeyen kişi, onu sağlayacak araçları eli altında bulundurmalı ve bunun için gereken sıkıntılara katlanmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

 

kel yanında kabak anılmaz : “bir kişinin yanında, uzaktan da olsa onun kusurunu hatırlatabilecek sözler söylemekten çekinilmelidir” anlamında kullanılan bir söz.

kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan : “kişi arkadaşlık ettiği kimseden etkilenir” anlamında kullanılan bir söz.

kurtla görüşürsen köpeği yanından ayırma : “saldırgan biriyle karşılaşacak olan kişi, kendisini koruyacak önlemler almalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

kurunun yanında yaş da yanar : “beğenilmeyen tutumlarından dolayı cezalandırılan kişiler yanında suçsuzlar da suçlular gibi hırpalanırlar” anlamında kullanılan bir söz.

kutsuz kuşun yuvası doğan yanında olur : “talihsiz kişi, her an kendisine saldıracak güçlü kimselerle yan yana bulunur” anlamında kullanılan bir söz.

pilav yiyen kaşığını yanında (veya belinde) taşır : “bir şeyden yararlanmak isteyen kişi, bunun için gereken aracı eli altında bulundurmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

yanına almak : yanında çalıştırmak geçimini sağlamak için yanında bulundurmak beraberinde götürmek.

yanına bırakmamak (veya koymamak) : cezasız bırakmamak, öç almak.

yanına kar kalmak : cezasız kalmak.

yanına salavatla varılmaz : çok pahalı olan şeyler için kullanılan bir söz kibirli, gururlu kimseler için kullanılan bir söz çok öfkeli kimseler için söylenen bir söz.

yanına salavatla yaklaşılmak : birini yanına gitmekten korkmak, çekinmek.

yanına yaklaştırmamak : birinin veya bir şeyin kendi yakınına gelmesine izin vermemek.

yanında olmak : desteklemek, yardımcı olmak.

yaptığı yanına (kar) kalmamak : yaptığı kötülük karşılıksız kalmak, cezasını görememek.

yeme de yanında yat : çok lezzetli veya çok hoş olan şeyler için söylenen bir söz.

Yanın tanımı, anlamı

Yanı : Yana, konusunda: Ahmet'ten yanı sana birşey demem. Yani. Yani, bk. yani. Yahni, et yemeği

Karın boşluğuna kaburga yanından girilmesi : Son kaburgaya paralel bir kesi yapılarak karın boşluğuna girilmesi, parakostal laparotomi.

Yanın almak : Yanına yaklaşmak, yanında bulunmak.

Yanın dönmek : Yan tarafa dönmek.

Yanın yanın : Yan yan.

Yanın yatmak : Yan üstü yatmak.

Yanın yürümek : Yan yan yürümek.

Yanınca : Yanında, beraberinde.

Yanında kalmamak : Yanına kalmamak.

Yanındalık hali : Bazı dillerde, bir şeyin '"yanında" fikrini veren isim hali.

Yanında : Bir şeye, bir kimseye göre, nispetle.

Teneke : Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac. Bu sacdan yapılmış. Bu sacdan yapılan, yaklaşık yirmi litre hacmindeki kap. Bu kabın aldığı miktarda olan.

Tenek : Asma, kabak ve salatalığın uzamış sürgünleri. Ocak.

Tahıl : Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.

Oylum : İçi oyulmuş, çukur duruma getirilmiş. Resimde derinlik, üç boyutluk etkisi, mimarlıkta mekân karşılığı. Hacim.

Tahı : Kez. Takı, düğün ve nişan hediyesi.

Yarı : Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf. Gereğinden az, tam olmayarak. Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan. Devre arası.

Tene : Tane. Pilav. Issız. Tahıl tanesi. Bulgur pilavı. Tekne. Tane (bk. tane). Tane, adet. Tane, bk. tenê.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Gaz : Tül. Sindirim borusunda, ağızdan yutulan hava ile mayalanma sonucu oluşan uçucu maddelerin karışması. Doğal gaz. Gaz yağı. Gaz lambası. Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğinde olan akışkan madde.

Diğer dillerde Yanım anlamı nedir?

İngilizce'de Yanım ne demek ? : combustion