Yarımayak nedir, Yarımayak ne demek

Yarımayak; Güzel Sanatlar alanında kullanılan bir terimdir.

Güzel Sanatlar'daki anlamı:

(Mimarlık) Üzerinde yukardan aşağı yivler bulunan, duvara yarısı gömük gibi duran, ancak hiç bir taşıyıcı görevi bulunmayan bir çeşit süs öğesi gömme ayak. a. bk. gömme sütun.

Yarımayak tanımı, anlamı

Yarımay : Atın alnındaki, yarım ay biçiminde ak leke

Yarı : Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf. Gereğinden az, tam olmayarak. Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan. Devre arası.

Yarım : Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri. Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan. Saatte on iki otuz. Hastalıklı, sakat, sağlıksız. Bir bütünün yarısı olan miktar.

Gömme sütun : (Mimarlık) Antik, Uyanış Çağı ve klasikçi mimarlık yapıtlarında, yarısı duvara gömülmüş gibi duran, taşıyıcı görevi olmayan, süs öğesi olarak konmuş yarım sütun.

Gömme ayak : Yarım ayak.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Mimarlık : Mimar olma durumu, mimarın işi ve mesleği. Belirli ölçü ve kurallara göre yapılar yapma sanatı, mimari.

Taşıyıcı : Taşıma işini yapan kimse ya da şey. Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığın sebebi olan mikrobu taşıyan kimse veya hayvan, portör. Ücretle yük taşıyarak geçinen kimse, yükçü, sırtçı, hamal. Aktarıcı.

 

Bulunma : Bulunmak işi.

Görev : Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Resmî iş, vazife. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. İşlev. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş.

Duran : Topraktan yapılmış yayık. Dağ yolu. Yaşayan, varlığını sürdüren. Kalan. Dingin, sakin, huzurlu. Kastamonu kenti, Çatalzeytin ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Şanlıurfa ilinde, Harran ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Sütun : Herhangi bir maddeden yapılan, zaman zaman üstünde çıkıntılı bir bölüm olan, genel olarak bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek, kolon. Oldukça yükseğe çıkan ve silindire benzeyen şey. Alt alta sıralanmış şeyler dizisi. Gazete, dergi, kitap vb. yazılı şeylerde, sayfanın yukarıdan aşağıya doğru ayrılmış olduğu dar bölümlerden her biri, kolon. Bir tablo veya grafikte düşey durumdaki yüzey.

Gömük : Gömülmüş olan, gömülü.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Mimar : Yapıların planını yapıp bunların gerçekleşmesini sağlayan kimse.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

 

Ancak : "Yalnızca" anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir. "Lakin, ama, fakat, yalnız" sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz. "Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün. En erken.

Aşağı : Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı. Bayağı, adi. Niteliği düşük, kötü. Daha küçük, daha az. Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri. Değeri daha az. Aşağıya, yere doğru. Bir yere göre daha alçak yerde bulunan.

Gömme : Gömmek işi. Mayalı, mayasız, yağlı ya da yağsız olarak yapılmış olan bir tür kül pidesi. Güzün veya kışın ekilen ekin. Defnetme, tedfin. Üzerinde bulunduğu yüzeyin içine gömülmüş olan.

Duvar : Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Sonuç alınamayan yer. Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel. Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Engel.

Diğer dillerde Yarımayak anlamı nedir?

İngilizce'de Yarımayak ne demek ? : pilaster