Yaslamak nedir, Yaslamak ne demek

  • Bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak, dayamak
  • Dayandırmak.

"Yaslamak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Öyküsünü, annesiyle olan olaylara yaslar."

Yerel Türkçe anlamı:

Yatırmak

Eğmek, çökertmek, yatırmak, bozup dağıtmak

Dövmek.

Başsağlığına gitmek.

Sözü yineleyerek alay etmek

Dayamak.

İngilizce'de Yaslamak ne demek? Yaslamak ingilizcesi nedir?:

justify

Yaslamak anlamı, tanımı:

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Getirmek : Bir makama atamak veya seçmek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. İletmek, bildirmek. Sağlamak. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Gelmesini sağlamak. Erişmek veya eriştiğini sanmak.

Bırakmak : Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Unutmak. Ayrılmak, terk etmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Sarkıtmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Saklamak, artırmak. Kötü bir durumda terk etmek. Sahiplik hakkını başkasına vermek. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Bıyık veya sakal uzatmak. Boşamak. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Engel olmamak. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Koymak. Bir işi başka bir zamana ertelemek.

 

Tutmak : Bir şey düşünmek. Uğramak. Başlamak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Yaklaştırmak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Benimsemek, beğenmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bağlamak. Kapatmak, sarmak. Ele geçirmek, yakalamak. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Varsaymak, farz etmek. Ulaşmak, varmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Beklenen sonucu vermek. Hedef olarak almak. Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda bulundurmak. Kaplamak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Alacağa veya vereceğe saymak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Sarmak, bürümek. Sunmak. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Kullanmak. İzlemek. İş görebilmek. İşgal etmek. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Sürmek, zaman almak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Avlamak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Bir kimsenin yerini almak. Bırakmamak. Biriktirmek, tasarruf etmek.

 

Dayamak : Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek. Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak. Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak. Varmak, ulaşmak. Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak. Yaslamak. Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak.

Dayandırmak : Dayanmasını sağlamak, istinat ettirmek.

Diğer dillerde Yaslamak anlamı nedir?

İngilizce'de Yaslamak ne demek? : v. flatten, lean, prop, prop up

Fransızca'da Yaslamak : appuyer

Almanca'da Yaslamak : v. anlehnen, aufstützen

Rusça'da Yaslamak : v. поддерживать, подпирать, поддержать, подпереть