Youthful türkçesi Youthful nedir

  • Gençliğe özgü.
  • Gençlere özgü.
  • Diri.
  • Taze.
  • Genç bir havaya sahip.
  • Dinç.
  • Genç bir insanı andıran.
  • Genç.
  • Gençlik.
  • Gençlere yakışır.

Youthful ile ilgili cümleler

English: She really keeps her youthfulness.
Turkish: O gerçekten gençliğini koruyor.

English: Though he is old, he has a youthful spirit.
Turkish: Yaşlı olmasına rağmen genç bir ruhu var.

Youthful ingilizcede ne demek, Youthful nerede nasıl kullanılır?

Youthful stage : Gençlik evresi. Yer biçimlerinin gelişme döneminde aşınmanın geniş yer tuttuğu evre.

Ever youthful singer : Her daim genç şarkıcı. Gençliğini kaybetmeyen şarkıcı.

Ever youthful songstress : Gençliğini (genç ruhunu) kaybetmeyen kadın şarkıcı.

Become youthful : Gençleşmek.

Youthfully : Genç olarak. Gençliğe özgü olarak. Genç bir halde. Gençlikle dolup taşarak.

Youth and hehalutz department : Yahudi ajansı'nın bir şubesi.

Youth battalions : Gençlik taburları. Paramiliter bir teşkilatta gençlerden oluşan taburlar.

Youth fare : Ortalama 25 yaşına kadar gelmiş insanlara uygulanan tarife. Genç insanlara uygulanan ücret tarifesi (12'den 22 veya 25 yaşına kadar). Öğrenci tarifesi. Genç tarifesi. Genç ücreti. Gençlik tarifesi.

Youth employment project : Gençlik istihdam projesi. Öğrencileri mesleklere hazırlayan okul. Dersler ve işi birleştiren okul ağı.

 

Youthfulness : Gençlik. Delikanlılık.

İngilizce Youthful Türkçe anlamı, Youthful eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Youthful ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sophomoric : Pişmemiş. Gösterişçi. Olgunlaşmamış. Kurumlu. Toylarla ilgili. Tavına gelmemiş. Havalı.

Dewing : Jale. Şebnem. Islatmak. Tazelik. Çiy. Damlacık. Çiylenme. Nem.

Ladlers : Yarak. Sıvı taşıyan bir şey. Kepçeyi sıvının içine batıran ve servis yapan kimse. Genç adam. Kızan. Garson. Erkek çocuk. Genç erkek. Dil edinim düzeneği.

Crispy : Kıtır kıtır. Gevrek. Zinde. Taptaze ve sulu (meyve veya sebze). Kırışık. Kıvırcık. Canlandırıcı. Körpe. Canlı.

Little : Hemen hemen hiç. Ufak şey. Küçük. Birazcık. Cici. Be.az miktarda. Az. Ufak. Önemsiz. Kısa.

Adolescence : Ergenlik. Adolesan. Ergenlik çağı. Yeni yetmelik. Büyüme çağı. Delikanlılık. Yeniyetmelik.

Freshly : Taze taze. Henüz. Daha şimdi. Yeni. Anca.

Ladler : Yarak. Delikanlı. Sıvı taşıyan bir şey. Kepçeyi sıvının içine batıran ve servis yapan kimse. Kızan. Dil edinim düzeneği. Erkek çocuk. Garson. Genç adam.

Crispiest : Kıvırcık. Canlı. Taptaze ve sulu (meyve veya sebze). Kırışık. Çıtır çıtır. Canlandırıcı. Gevrek. Zinde. Körpe.

Juvenility : Çocukluk. Çocukça davranış. Çocuklar. Gençler.

Youthful synonyms : freshing, full blooded, hale, huskies, fresh, alive, crispest, young, greenest, saplings, frim, green, husky, dew, junior, juvenilities, juveniles, heartier, florid, crispier, dewy, juniors, heartiest, lively, dewed, in petticoats, jejuneness, maying, juvenile, juvenescence, humming, mayings, haling.

Youthful ingilizce tanımı, definition of Youthful

Youthful kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Not yet mature or aged. Young.