Yunaklık nedir, Yunaklık ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çamaşır yıkanan yer, çamaşırlık.

Hamam, yıkanma yeri.

[Bakınız: yunah, yunak].

Çamaşır teknesinin konduğu ağaç masa.

Kirli giysi, çamaşır yıkanan yer.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: yunak].

Yunaklık tanımı, anlamı

Yuna : Belleme (II)

Yunak : Hamam. Konya iline bağlı ilçelerden biri.

Yıkanma : Yıkanmak işi.

Çamaşır : İç giysisi. Kirli eşyaları yıkama işi.

Kondu : Gecekondu.

Yunah : Çamaşır yıkanan yer, çamaşırlık. Hamam, yıkanma yeri. Davarların yıkandığı yer. Buğday yıkanan havuz. Ölü yıkanan yer, teneşir.

Tekne : Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap. Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü. Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü. Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü, ineç, kemer karşıtı. Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası. Bir tür küçük deniz taşıtı. Havza.

Hamam : Yıkanılacak yer, yunak, ısıdam. Para karşılığında yıkanma işinin yapıldığı yer.

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

 

Kirli : Leke, toz vb. ile kaplı, pis, murdar, mülevves. Toplumun değer yargılarına aykırı olan. Aybaşı durumunda bulunan (kadın).

Çamaş : Ordu iline bağlı ilçelerden biri.

Yeri : Yürü. Utanmaz: Yêriliğin cezasını çekti.

Kond : Koyun bacağından çıkan, hiç aşınmamış taze aşık kemiği.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

Masa : Ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan mobilya. Dairelerde, kurumlarda belli konularla ilgili işlerin görüldüğü bölüm. Bu mobilya etrafında oturanların tümü. İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı. Düz duruşlu yer, düzlek yapı.

Hama : Kaynamış sütün üzerindeki kaymak. Hemen, şimdi. Kalça kemiği, uyluk kemiği. Hemen. Ama. Hemen, derhâl, bk. heman, hemman.

Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

Diğer dillerde Yunak sobası anlamı nedir?

Osmanlıca Yunak sobası : termosifon