Masa nedir, Masa ne demek

Masa; kökeni rumca dilinden gelmektedir.

  • Ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan mobilya.
  • Dairelerde, kurumlarda belli konularla ilgili işlerin görüldüğü bölüm
  • Bu mobilya etrafında oturanların tümü.
  • İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı.
  • Düz duruşlu yer, düzlek yapı.

"Masa" ile ilgili cümle

  • "Arkasındaki masada biri gözlüklü iki adam vardı." - Y. Atılgan
  • "Kaçakçılık masası. Kıbrıs masası."

Yerel Türkçe anlamı:

Erkeğin erkeklik organı.

Üvendire.

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Bir takımyıldızın adı.

Bilimsel terim anlamı:

İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı.

Üzerinde masatopu oynamağa yarayan, uzunluğu 274 cm., genişliği 152,5 cm., yerden yüksekliği 76 cm. olan, üstü koyu donuk boyalı, kenarlarına oyun alanını belirten 2 cm. kalınlığında beyaz çizgiler çekilmiş masa.

İngilizce'de Masa ne demek? Masa ingilizcesi nedir?:

desk, table, mensa, men.

Fransızca'da Masa ne demek?:

mont de la table

Masa hakkında bilgiler

Masa, ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan bir mobilyadır. En yaygın masa türü, dört ayak üzerine yerleştirilmiş, dikdörtgen ahşap bir yüzeyden oluşanıdır. Yemek yemek, çalışmak gibi bireysel amaçların yanı sıra, farklı kişileri toplamak, eşyaları belli bir yükseklikte tutmak gibi amaçlar için de kullanılır.

 

Bilinen ilk masalar Mısırlılar tarafından imali edilmiş ve kullanılmıştır. Eşyaları yerden yüksekte tutmak amaçlı olarak metal veya taş satıhlardan yapılmışlardır. Yunanlar ve Romalılar masayı özellikle yemek yemek için kullanmışlardır. Yunanların masaları kullanım sonrasında yatakların altına sürüyor olmaları ilginçtir. Sehpa havasında, bronz veya gümüş karışımlı, mermer, tahta ya da metal masalar geliştirmişlerdir. Daha sonraki zamanlarda, ayrı parçalardan oluşmuş daha büyük dikdörtgen ve yuvarlak masalar Romalılar tarafından kullanılmaya başlanmıştır. [Doğu Roma İmparatorluğu zamanında, masalar genel olarak metal ya da ahşaptan imal edilirdi ve dört ayağı X şeklinde iplerle tutturulurdu. Yemek masaları daha geniş ve yuvarlaktı. Batı Avrupa'da yoğun savaşlar ve işgaller bilgi kaybına yolaçmış ve hızlı yer değiştirme zorunluluğunda kalan toplumlarda masalar daha çok derme çatma bir hal almıştır. Ahşap işciliği küçük yuvarlak masalar, 15.yüzyıldan itibaren günlük yaşama girmişlerdir. Gotik dönemde, sandık kullanımı yaygınlaşmış ve bu eşya çoğunlukla masa olarak da kullanılmıştır. Yemek masaları ise ilk kez 16.yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. Yerde oturmaya ve yemeğe alışık Türk toplumunda ise masa kullanımın ilk kez 19.yüzyıla denk gelmektedir.]

Yemek masası ya da sofradaki oturma düzeni, modern zamanların genel kültür kuralları arasına girmiştir. Bir çift konuk için sofrada ayrılan onur yerleri daima ev sahibi ve sahibesinin sağ taraflarıdır. Onur konuklarının yakınlarındaki diğer sandalyeler de onur konuklarından sonra gelen mevki ve yakınlıklarına göre bir bay, bir bayan kuralına göre dizilirler. Ev sahibi ile onur konuğunun eşi yan yana ve ev sahibesi ile onur konuğu yan yana otururlar.

Masa ile ilgili Cümleler

  • Dizlerime masaj yapmak zorundayım.
  • Tom'un masası o kadar dağınıktı ki, temizlikçi odayı temizlemeyi reddetti.
  • Masa çekmecenizde bunu buldum.
  • Masa çok yer işgal etmiyor.
  • O, telefon görüşmesi yapmak için birkaç kez masadan ayrıldı.
  • Ne kadar da ağır bir masa bu!
  • Masa görgüsünü onlara kim öğretti?
  • Masa ahşaptan yapılmıştır.
  • Masa bu odada çok yer kaplıyor.
  • Masa eğri, yakında devrilecek gibi duruyor.
  • Ali mutfak masasında oturdu.
  • Masa çekmecesi açık.
  • Ön masadaki anahtarımı istedikten sonra asansörle benim kata çıktım.
  • O hep yaptığı gibi, anahtarı masanın üzerine koydu.
 

Masa kısaca anlamı, tanımı:

Ayak : Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Bacak. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Basamak. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Göl ayağı. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Vücudun belden aşağı bölümü. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Halk edebiyatında uyak.

Destek : Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi. Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, bindi, hamil. Yardım. Maddi ve manevi yardımcı, dayanak. Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru. Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda. Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma.

Tabla : Satıcı vb.nin kullandığı tahtadan tepsi. Ağaçtan veya ağaç ürünlerinden hazırlanmış, büyük yüzeyli düzgün parça. Genellikle Hindistan, Pakistan'da kullanılan, darbukaya benzer bir çalgı türü. Bir şeyin düz ve geniş bölümü. Küllük. Makaraların yüzlerini oluşturan dış bölümleri. Soba, mangal vb. şeylerin altına konulan metalden veya tahtadan yapılmış olan tepsiye benzer altlık.

Mobilya : Oturulan, yemek yenilen, çalışılan, yatılan yerlerin döşenmesine yarayan taşınabilir eşyaya verilen genel ad, möble.

Masaya oturmak : Bir anlaşmazlığı çözümlemek üzere bir araya gelmek, toplanmak.

Masaya yatırmak : Bir konuyu, olayı enine boyuna araştırmak.

Masabaşı : Kuruluşlarda büro benzeri yerlerde genellikle oturularak yapılmış olan (iş, görev vb.).

Masa örtüsü : Masa üzerine serilen kumaş vb. maddeden yapılmış olan örtü.

Masa saati : Masa üzerinde kullanılmak üzere yapılmış olan saat.

Masa takvimi : Masa üzerinde kullanılmak amacıyla yapılmış bir takvim türü.

Masa tenisi : Kuralları tenisinkine benzeyen, masa üzerinde özel top ve raketlerle oynanan bir oyun, masa topu, pinpon.

Masa topu : Masa tenisi.

Masaüstü : Bilgisayar açıldığında klasör, program vb. simgeler ile genel görüntülerin yer aldığı çalışma ortamı.

Yuvarlak masa toplantısı : Göz temasının kolaylıkla yapılabilmesi için yuvarlak bir masa etrafında geniş katılımlı gerçekleştirilen önemli toplantı.

Ameliyat masası : Üzerinde ameliyat yapılmış olan özel donanımlı masa.

Bilardo masası : Üzerinde bilardo oynanan, yeşil çuha kaplı, delikli veya deliksiz masa.

Bilgisayar masası : Bilgisayar ve eklentilerinin yer aldığı masa.

Buzul masası : Çevresindeki buzlar erirken altına rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak üzerinde kalan kütle.

Daktilo masası : Üzerinde daktilo ile yazı yazılan özel masa.

Fiskos masası : Etrafında iki sandalye veya koltuk bulunan ve genellikle fiskos yapılmış olan masa, fiskos sehpası.

İçki masası : İçki sofrası.

İflas masası : İflas eden kişi veya kuruluşun alacak ve borçlarını belirlemeye aynı zamanda düzenlemeye yetkili birim.

İnfaz masası : Yargıca suçu sabit olan kişilerin yakalanarak haklarında verilmiş olan kararın yerine getirilmesini sağlayan güvenlik birimi.

Kriz masası : Bir afetin zararlarını belirlemek ve yardım çalışmalarını yürütmek amacıyla geçici bir süre için uzmanlardan oluşturulan kurul.

Orta masası : Değişik sayıdaki kısa ayaklar üzerine yatay olarak yerleştirilmiş tablası olan, genellikle oturma grubu ile kullanılan mobilya.

Oyun masası : Üzerinde çeşitli oyunlar oynanan, genellikle kumaşla kaplanmış masa.

Peri masası : Dik taşların üstüne yerleşmiş, masa biçimindeki yassı kaya.

Pinpon masası : Üzerinde masa tenisi oynanan masa.

Reji masası : Rejisörün oyunu yönlendirdiği yer.

Şeytanmasası : Rüzgâr veya su tarafından kayaların daha çok alt kısımlarının aşınması ile ortaya çıkan yeryüzü oluşumu, mantar kaya.

Teşrih masası : Gerçekleri açıklamaya, göstermeye yarayan şey. Otopsi yapılmış olan özel masa.

Tuvalet masası : Kadınların süslenmek, taranmak, makyaj yapmak amacıyla kullandıkları aynalı bir masa türü.

Ütü masası : Üzerinde ütü yapılmış olan yüksek ayaklı araç, ütü tahtası.

Yazı masası : Üzerinde yazı yazılan, genellikle çekmeceli masa.

Yemek masası : Üzerinde yemek yemek amacıyla kullanılan masa.

Masaj : Vücut yüzeyinde el, elektrik, su aracılığıyla çeşitli işlemler yapma biçiminde, iyileştirme ve bakım yöntemi. Ovma, ovuşturma.

Masaj yapmak : Sağlık, bakım ve yarışmalara hazırlık amacıyla vücudun çeşitli bölgelerini özel araç ve yöntemlerle ovmak, ovuşturmak.

Masajcı : Sağlık veya tedavi amacıyla masaj yapan kimse, masör.

Masajcılık : Masajcı olma durumu.

Masajlama : Masajlamak işi.

Masajlamak : Masaj yapmak.

Masal : Boşuna söylenmiş söz. Genellikle halkın yarattığı, hayale dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, çoğunlukla insanlar, hayvanlar ile cadı, cin, dev, peri vb. varlıkların başından geçen olağanüstü olayları anlatan edebî tür.

Masal alemi : Doğaüstü, gerçek dışı ancak masallarda rastlanabilecek yerler.

Masal aleminde yaşamak : Gerçek olmayan, gerçekleşmesi güç olan şeyler düşünerek yaşamak. masallardaki gibi olağanüstü güzel anlar yaşamak.

Masal gibi : Olmayacak biçimde.

Masal okumak : İnandırıcı olmayan, oyalayıcı sözlerle kandırmaya çalışmak.

Masalcı : Yalan uyduran, hayalî şeyler anlatan kimse. Masal anlatan, yazan veya okuyan kimse.

Masalcılık : Masalcı olma durumu.

Masalımsı : Masalsı.

Masallaştırmak : Masal durumuna getirmek.

Masara : Küçük, dar yer veya hücre.

Masarif : Giderler, masraflar.

Masarika : Bağırsakları tutan karın iç zarı.

Masat : Bıçak bilemeye yarayan çelikten, çubuk biçiminde araç.

Masaüstü yayıncı : Masaüstü yayıncılık yapan kimse.

Masaüstü yayıncılık : Kitap, dergi vb. yayınları bilgisayar ortamında baskıya hazırlama işi.

Hesabını bilmeyen kasap ne satır bırakır ne masat : "hesabını bilmeyen kişi elinde, avucunda bulunan işe yarar şeyleri de ziyan eder" anlamında kullanılan bir söz.

Kocakarı masalı : Avutucu ve eğlendirici nitelikli masal.

Kurt masalı : Birini oyalamak, kendini suçsuz göstermek için ileri sürülen gereksiz, inandırıcı olmayan sözler.

Peri masalı : Kahramanlarını perilerin oluşturduğu bir masal türü.

Etraf : Yanlar, taraflar. Çevre. Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu kimseler, yakınlar, muhit.

Daire : Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri, kat. Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm. Saz takımında usul vurmaya yarayan tef. Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri. Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı. Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası. Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü.

Kurum : Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür. Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is. Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese.

Bölüm : Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

Duruş : Durma işi.

Geçme : Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça. Geçmek işi, mürur. Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan.

Ayar : Değer, derece. Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü. Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu. Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi.

Yaygın : Sınırı genişlemiş. Çoğu kimselerce duyulmuş, öğrenilmiş, kullanılmış veya benimsenmiş olan. Herhangi bir bölgede çok görülen, bulunan.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Düz : Yalın, sade, süssüz. Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı). Kıvırcık veya dalgalı olmayan (saç). Düz rakı. Çizgisiz, desensiz ve tek renkli. Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan. Kıvrımlı olmayan, doğru, stabil. Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi. Engebesiz olan yer, düzlük, ova. Yayvan, altı derin olmayan.

Yer : Ülke. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Önem. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Durum, konum, vaziyet. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. İz. Yerküre. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Gezinilen, ayakla basılan taban. Durum, konum. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Görev, makam.

Yapı : Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.

Masa başı : Bir çalışma yerinde yapılan. İlgili cümle: "Masa başı çalışması"

Masa başında : Uygulamaya yönelik olup olmadığına bakmaksızın tartışarak, konuşarak, görüşerek.

Masa hakemleri : Oyun sırasında, alan kenarındaki masada yazı kâğıdını yazan, oyunun süresini gösteren kronometreyi kullanan ve 30 saniyelik süreyi saptayan hakemlere verilen ad.

Masa ışıklığı : Kısa ayaklı, taşınabilir, bir mobilya üzerine koymak için tasarlanmış lamba.

Masa kasnağı : Çember ya da yumurta biçiminde yapılan ve ayakları taşıyan masa elemanı.

Masa sestopları : Masa üzerinde bir desteğe yerleştirilerek kullanılan sestoplar çeşidi.

Masa yontuğu : (coğrafya)

Masa-yapı : (coğrafya)

Masad : < Ar. mişhaz: Bıçak bilemeye yarayan çelikten yapılmış alet

Masaf : Küçük sepet. Sofra tepsisi, küçük bakır tepsi.

Diğer dillerde Masa anlamı nedir?

İngilizce'de Masa ne demek? : [MASA] n. dough, paste; mass, bulk; volume; body

adj. desk

n. table, console

Fransızca'da Masa : table [la]

Almanca'da Masa : n. Tisch

Rusça'da Masa : n. стол (M), отдел (M)

adj. настольный, столовый