Zahma nedir, Zahma ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Üzengi kayışı.

Etli pilav.

Üzengi.

Mahmuz.

Zarar, yitik.

Zahma tanımı, anlamı

Zahma sıyırtmak : Abartılı, çalımlı konuşmak. Kendini beğenmek, yüksekten bakmak

Zahman : Uşak şehrinde, Güre bucağına bağlı bir bölge.

Zahmarı : Şubat ayı. Zemheri, kış mevsiminin en soğuk ayı, ocak ayı.

Zahmat : Zahmet.

Üzengi kayışı : Eyerin sağına ve soluna takılan üzengi demirini özel toka ile eyere bağlayan kayış.

Mahmuz : Çizmenin, potinin arkasına takılan ve binek hayvanlarını dürtüp hızlandırmaya yarayan demir veya çelik parça. Tavukgillerin ve bazı kuşların ayakları ardında bulunan, boynuz yapısındaki sivri uzantı. Köprü ayaklarında, basıncı azaltmak için suyun geldiği ve gittiği yanlardaki çıkıntı. Eski tür savaş gemilerinde su kesimi altında, ileriye doğru uzanan, karşısındaki gemiyi batırabilen uzantı.

Üzengi : Eyerin iki yanında asılı bulunan ve hayvana binildiğinde ayakların basılmasına yarayan, altı düz demir halka.

Kayış : Bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi. Kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan, deriden yapılmış gereç. Ustura bilenen cilalı kösele. Kayma işi.

Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.

 

Pilav : Pirinçten, bulgurdan veya kuskustan yapılmış olan bir yemek.

Yitik : Kayıp olan şey. Kaybedilmiş, yitirilmiş.

Yiti : Çok acı ya da ekşi. Tatlı. Tadı sertleşmiş, keskinleşmiş: Bu sirke çok yiti. Koyu: Sarının yitisini aldım. İyi, güzel, yaman. Keskin. [Bakınız: iti].

Kayı : Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.

Etli : İçinde et bulunan. Dolgun, kalın. Eti çok olan. Yenecek kısmı çok olan (meyve).

Zara : Sivas iline bağlı ilçelerden biri.

Diğer dillerde Zağarcıbaşı anlamı nedir?

Osmanlıca Zağarcıbaşı : ser-zağarî