Zahman nedir, Zahman ne demek

Zahman; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir sözcüktür.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Uşak şehrinde, Güre bucağına bağlı bir bölge.

Zahman hakkında bilgiler

Zahman, Uşak ilinin Merkez ilçesine bağlı bir köydür. Köy kılcan (keçi) yörüğüdür. 1700'lere dayanan bir tarihi vardır. Mahmut bey en eski bilinen (1774) büyüğüdür. köy halkı eski adet ve göreneklerini devam etmekle beraber misafir perverligi misafir ağırlamasnı severler .günümüzde yok olmuş budeger köyümüzde sürmektedir Uşak merkezine 38 km uzaklıkta olup 2 istikametten ana yola uluşılmaktadır yolu her ne kdar asfalt olsa da kaliteli olmadğından seçim yatırımyla elde edilmiş bir yola sahiptir

Zahman kısaca anlamı, tanımı

Zahma : Üzengi kayışı. Etli pilav. Üzengi. Mahmuz. Zarar, yitik

İstikamet : Doğrultu.

Ağırlama : Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.

Kaliteli : Nitelikli.

Uzaklık : Uzak olma durumu, ıraklık. İki nokta arasındaki uzay ölçümü, mesafe.

Merkezi : Merkezde olan, merkezi oluşturan.

Bilinen : Değeri belli olan (nicelik), bilindik, malum.

Bir yol : Bir kez, bir defa.

Beraber : Birlikte, bir arada. -e rağmen, -e karşın. Aynı düzeyde.

Yatırım : Yatırma işi. Bir çıkar veya kazanç sağlamak için yapılmış olan davranış. Millî ekonominin veya bir ticaret kuruluşunun üretim ve hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılmış olan yeni eklemeler, envestisman. Parayı, gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma, mevduat, plasman.

 

Misafir : Konuk. Gözün saydam tabakasında herhangi bir sebeple oluşan beyaz leke.

Görenek : Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı, âdet.

Ana yol : Çevredeki yolların kendisine açıldığı geniş yol, cadde, ana hat.

Kalite : Nitelik.

Tarihi : Tarihsel. Tarihe geçmiş. Unutulmayan, anılma değeri olan.

Asfalt : Siyah renkte şekilsiz bir cins bitüm. Ana maddesi katran olan ve yolların kaplanmasında kullanılan karışım. Bu karışımla kaplanmış.

Yatırı : Yıkılmış, kesilmiş, kuru kütük. Eğimli.

Kılcan : At kuyruğu kılından yapılmış kuş tuzağı.

Sürmek : Yönetip yürütmek, sevk etmek. Devam etmek. Zaman geçmek. Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer ya da ülkeye göndermek, nefyetmek. Herhangi bir durum içinde bulunmak. Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek. Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek. Zaman almak. Olmaya devam etmek. Önüne katıp götürmek. Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak. Pulluk veya sabanla toprağı işlemek. Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak. Dokundurmak, değdirmek. Uzatmak, ileri doğru itmek. Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Diğer dillerde Zağarcıbaşı anlamı nedir?

Osmanlıca Zağarcıbaşı : ser-zağarî