Zakkumlaşmak nedir, Zakkumlaşmak ne demek

  • Çok acı bir duruma gelmek

Zakkumlaşmak anlamı, kısaca tanımı:

Zakkum : Zakkumgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, çiçekleri beyaz veya pembe renkli, kışın yapraklarını dökmeyen zehirli bir ağaççık, ağı ağacı, ağı çiçeği (Nerium oleander).

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Gelme : Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme. Gelmiş olan. Gelmek işi.

Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.

Acı : Tadı bu nitelikte olan. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem. Keskin, şiddetli.

Bir : Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan. Beraber. Sayıların ilki. Ancak, yalnız. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Tek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bir kez. Eş, aynı, bir boyda. Sadece. Aynı, benzer.

 

Gelmek : Kadar olmak. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Görünmek, sanılmak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Uymak. Ulaşmak, varmak. Belli bir zamana ulaşmak. Uygun düşmek. İsabet etmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Sonuç çıkmak. Çıkmak, yönelmek. Mal olmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Düşmek, rast gelmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Ortaya çıkmak, doğmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Belli bir süre dolmak. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Biriyle birlikte gitmek. Olmak, -e uğramak. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Katılmak, eklenmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. İzlemek, takip etmek. Türemek. Dayanmak, tahammül etmek. Getirmek. Kazanılmak, sağlanılmak. Oturmaya, ziyarete gitmek.