Çalkantı nedir, Çalkantı ne demek

  • Deniz ve gölde dalgalanma.
  • Coşku
  • Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp.
  • Çalkanmış şey.
  • Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum.

"Çalkantı" ile ilgili cümle

  • "Beraat etmen büyük çalkantı yaratır basında." - Ç. Altan
  • "Kaptan, gemiyi ağzına kadar doldurmuş, gemi yan yatmış, bir deniz çalkantısıyla alabora olmuş." - N. Hikmet
  • "Lodos rüzgârı es esebildiğine / Dinmesin gönlümdeki çalkantı" - B. Necatigil

Yerel Türkçe anlamı:

Elenen tahılın kalbur üstünde kalan toz ve çöpleri.

Bulaşık suyu.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir erkil kaynağında gözlenen ve doğal salınım sıklıklarıyla ilgili olmayan düzensiz değişimler.

İngilizce'de Çalkantı ne demek? Çalkantı ingilizcesi nedir?:

unsteadiness

Fransızca'da Çalkantı ne demek?:

clapotement-clapotage

Çalkantı anlamı, kısaca tanımı:

Çalkantı sacı : Dip tankında bulunan sıvının hareketini yavaşlatan metal perde.

Çalkantısız : Çalkantısı olmayan.

Deniz : Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Aydaki düzlükler. Çokluk, yoğunluk. Geniş alan.

Dalgalanma : Pek çok kimsede bir anda yaratılan güçlü heyecan, sansasyon. Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı. Dalgalanmak işi. Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık. Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi.

 

Kalbur : Tahıl ve başka iri taneli maddeleri elemek için kullanılan büyük delikli veya seyrek telli elek.

Yardım : Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet. Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri. Etki. Bağış, iane. İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek.

Coşku : Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu. Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu. Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan.

Kargaşa : Kışkırtma ve karışıklık yoluyla toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu, anarşi. Kalabalık, düzensizlik vb.nin yol açtığı karışıklık, kaos.

Bunalım : Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Çöküntü. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon.

 

Ve : İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.

Şey : Nesne, madde. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz.

Çer : Çekme, sürükleyerek götürme.

Çöp : Polislerin kullandığı genellikle lastikten yapılmış olan sopa. Kalın, kısa değnek.

Çalkantı sesi : Özellikle perikarditis travmatikada dinleme sırasında veya karın boşluğunda sıvı bulunduğunda karnın alt 1/3’ünde yapılan sallama-öskültasyonunda alınan ses. İçi yarıya kadar dolu testinin sallanmasında çıkan ses veya yayık sesine benzer ses.

Çalkantılı : Çalkantısı olan. İlgili cümle: "“Dar boğazda deniz gece gündüz çalkantılıdır.”" A. Erhat. mec. Düzensiz, karmakarışık. İlgili cümle: "“Oldukça çalkantılı günler geçirdi, isteklerinin çoğunu gerçekleştirecek zaman bulamadı.”" T. Uyar.

Çalkantılı akım : Karışık akım.

Çalkantılı çöküntü : Yerinde duramayan aşırı bir etkinlik, umutsuzluk, kaygı ve kendini suçlandırma kuruntularından oluşmuş bir ruh hastalığı.

Diğer dillerde Çalkantı anlamı nedir?

İngilizce'de Çalkantı ne demek? : n. swash

Fransızca'da Çalkantı : agitation [la], fluctuation [la], houle [la], (denizde) clapotement [le]

Almanca'da Çalkantı : n. Wallung, Wogen, Seegang, Brandung, Siebrückstand

Rusça'da Çalkantı : n. волнение (N), отсев (M)

adv. бурно