Çarp nedir, Çarp ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Gelişi güzel çizilmiş, eğri.

Çarp ile ilgili Cümleler

  • Ali neredeyse bir araba tarafından çarpılıyordu.
  • Ali elektrik çarpması sonucu öldü.
  • Çarpıcı görünüyorsun.
  • “Bir büyük kabahatim varmış da yüzüme vuracaklarmış gibi açıp okumaktan çekiniyorum.”
  • Ali 13 ay hapis cezasına çarptırıldı.
  • O, polise para teklif etmek nedeniyle hapis cezasına çarptırıldı.
  • Ali ölümden kurtuldu ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
  • “İlk gözüme çarpan köşe minderi ve üstündeki eski nakışlarla işlenmiş yastıklar.”
  • Çarpışacağımızı düşündüm.
  • O askeri mahkemeye verildi ve ölüm cezasına çarptırıldı.
  • “Bunu düşündükçe gülümser, tatlı tatlı yüreği çarpar, ruhunda kopan bir hamleyle örsünün üzerinde milyarlarca kıvılcım tutuştururdu.”
  • Gemi büyük bir buzdağına çarptığında yolcular kamaralarında uyuyorlardı.
  • Yüzüme su çarptım.
  • “Barın kalabalığı, hareketliliği, çalgısı ve dumanı içinde ortaya atılan bu söz, tam bir isabetle geldi, Ahmet Samim'in kulağına çarptı.”
  • Ben neredeyse Thomas'la çarpışıyordum.
  • “Gözüne gelini ilişince açıktan açığa olmasa bile öfkesini ondan almak için laf çaktı.”
  • Çarpıtmak ne demek?
  • Çarpışma için kendimizi hazırladık.
  • “Seni yalana tövbe ettirecek bir cezaya çarptırmalıyım.”
  • “Evin nizamında Türk kadınlarının vakur zarafeti göze çarpar.”
 

Çarp ile ilgili Atasözü veya Deyim

cereyan çarpmak : elektrik akımına tutulup etkisinde kalmak.

cezaya çarptırmak : cezalandırmak.

cin çarpmak : bir inanışa göre, cinlerin öfkesiyle inme inmek.

cin çarpmışa dönmek : neye uğradığını bilemeyecek kadar kötü bir duruma düşmek.

cin olmadan şeytan (veya adam) çarpmak : gücünün üstündeki işleri başarmaya kalkışmak.

çarpıntısı tutmak : heyecan, korku veya üzüntüden çarpıntı nöbeti gelmek.

dün cin olmuş, bugün adam çarpıyor : “işinde ustalaşmadan hile yollarına başvuruyor” anlamında kullanılan bir söz.

ekmek çarpsın : karşısındakini inandırmak için edilen yemin.

elinin tersiyle çarpmak : ayanın arkasıyla şiddetle tokat atmak.

göze çarpmak : dikkati üzerine çekmek.

gözüne çarpmak : görünür olmak, dikkati çekmek.

güneş çarpmak : sıcak havada güneş altında çok kalmaktan hasta olmak.

hava çarpmak : Güneşte çok kalarak hastalanmak.

kafasını taştan taşa çarpmak (veya vurmak) : başını taştan taşa çarpmak.

kalbi çarpmak : kalbi çok vurmak çok heyecanlanmak yüreği çarpmak.

kulağına çarpmak : duyulmak.

laf çakmak (veya çarptırmak veya dokundurmak) : üstü kapalı bir biçimde karşısındakine bir şeyler ima etmek.

 

yıldırım çarpmışa dönmek : apansız kötü bir durum karşısında kalıp ne yapacağını bilememek.

yüreği çarpmak : kalbi çarpmak veya çalışmak coşku sebebiyle kalp hızlı hızlı çarpmak veya çalışmak merak, kaygı, korku, heyecan ve benzerleri duygularla tedirgin olmak, huzursuz olmak.

yüzüne su çarpmak : yüzünü su ile yıkamak.

yüzüne vurmak (veya çarpmak) : ayıplayarak kusurunu yüzüne söylemek.

zor alıma çarpmak : kişi mallarına devlet adına yasal olarak el koymak, müsadere etmek.

Çarp kısaca anlamı, tanımı

Artı çarpıklık : [Bakınız: çarpıklık]

Atomik çarpışma : Bir gazın katot ışınları ile bombardımanında olduğu gibi proton ve elektronlar arasındaki çarpışmalar.

Aydınlıkların düzgün yayılmışlık çarpanı : Verilmiş bir yüzeyde en az aydınlığın ortalama aydınlığa oranı. Bazen en az aydınlığın en çok aydınlığa oranı kullanılır.

Biçim çarpanı : Saçılım olaylarında saçıcı parçacığın olayı etkileyen, biçimle ilgili durumunu belirleyen katsayı.

Bir ağız ekmege çarpıni galmak : Bir lokma ekmek için çırpınmak.

Cebirsel dolaysız çarpım uzayı : Bir K oyutu üzerinde tanımlı doğrusal uzaylar takımı olduğunda, Dekart çarpımı içindeki öğelerinin toplamı sayısıyla öğesinin çarpımı biçiminde tanımlanarak kurulan doğrusal uzay.

Cin çarpması : Sara hastalığı.

Çarp dezgahı : Eğri halıları düzeltmek için kullanılan dokuma aygıtı.

Çarpabilme : Çarpabilmek işi.

Çarpabilmek : Çarpma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Çarpacak : Taşları yontmakta kullanılan çarpık ve kalın uçlu araç. (Senir Sincanlı Afyonkarahisar).

Çarpag : Balık avlamak için bir direğe eklenmiş küçük yuvarlak ağ.

Çarpak kıyı : Bir büklümde yığınak kıyının karşısında, akarsuyun hız cizgisince yalanan ve aşınma yeri olan kıyı. bk. yığınak kıyı.

Çarpala : Ağzı geniş altı dar tencere. Ses çıkarmak için araba tekerleğinin delik kısmına konan parça. (Senirkent Isparta; Yenikent Aksaray Niğde) (çarpana) : (Ortayazı Senirkent Isparta).

Çarpalamah : Çalkalamak (sıvılık.).

Çarpalamak : Çalkalamak (sıvılık.).

Çarpan balığıgiller : Balıklar (Pisces) sınıfının, kemikli balıklar (Teleostei) takımının, dikenli yüzgeçtiler (Acanthopterygii) alt takımından, başları büyük ve dikenli, sırt yüzgeçleri zehirli dikenlerden yapılmış, Akdeniz ve Avrupa denizlerinde yaşayan türlere sahip bir familya. Kemikli balıklardan ışın yüzgeçliler (Actinopterygii) alt sınıfından, başları büyük ve dikenli sırt yüzgeçleri zehirli dikenlerden yapılmış, Akdeniz ve Avrupa denizlerinde yaşayan türlere sahip bir familya.

Çarpan çalmak : Çabalamak, uğraşmak.

Çarpana : Sahan kapağını andıran ve birbirine vurularak çalınan büyük zil. Zilli def. Zilli maşa. Eski ayakkabı. Eski deri parçası. Deri kırıntıları. Dört beş metre uzunluğunda yün kuşak. Araba tekerleğine konulan sert bir tabla. Serseri, avare. Tavukların kaçmasını önlemek için ayaklarına takılan şey. Dokuma tezgahının bir parçası olan dört delikli kare biçiminde bir tahta. (Yenikent Aksaray Niğde; Saçıkaralı ve Sarıkeçeli aşiretleri Adana).

Çarpana kuşah : Dört beş metre uzunluğunda yün kuşak.

Çarpana yüzlü : Kara kuru ve çiçek bozuğu yüzlü olan kişi.

Çarpanak : Çarpık bacaklı. Selden korunmak için evlerin önüne yapılan eğik kârgir duvar.

Çarpanbalığıgiller : (Trachinidae), Omurgalı hayvanlardan balıklar (Pisces) sınıfının kemikli-balıklar (Teleostei) takımının dikenli-yüzgeçliler (Acanthopterygii) alt-takımına giren bir familyası. Başları büyük ve dikenlidir. Sırt yüzgeçleri zehirli dikenlerden yapılmıştır. Çok acıyan yaralar yaparlar. Akdeniz ve Avrupa denizlerinde yaşarlar. Çarpan balığı (Trachinus draco), varsam (T. vipera) iyi bilinen türleridir.

Çarpanlama : Çarpanlara göre açılım, faktorizasyon. Çarpanlar biçiminde gösterim.

Çarpanlara ayırmanın tekliği teoremi : "Pozitif bir tam sayı, asal çarpanlara ayrılabilir. Bu yazılış çarpanlarının sırası dışında, tektir," önermesi.

Çarpaşıh : Çapraşık.

Çarpaşık : Sulu çamur.

Çarpaşuh : Dolaşık, karışık.

Çarpayazma : Çarpayazmak işi.

Çarpayazmak : Çarpacak duruma gelmek.

Çarpaz : Üzerinde sivri dişler bulunan demir çoban köpeği tasması. (Kemalpaşa İzmir).

Çarpı davranımı : Çeliklerin,çarpı deneyleriyle saptanan birden yüklemelerde, gösterdikleri mekanik davranma özelliği.

Çarpı deneyi : Çentikli çubukların, çarpı yoluyla birden kırılmalarını ve böylece kırılma için gerekli erkenin bulunmasını sağlayan deney.

Çarpı direnci : Çeliklerin, birden yükleme ya da çarpma altında, kırılmaya karşı gösterdikleri direnç.

Çarpı toprağı : Beyaz Badana toprağı.

Çarpıcı çekim : Gerek kısalığı gerek özü yönünden seyirci üzerinde sarsıcı, vurucu bir etki yapmak üzere hazırlanmış, çok kez ayrıntı ya da baş çekiminden oluşan çekim çeşidi.

Çarpıcı kurgu : İzleyicide vurucu bir etki yaratmak amacıyla çarpıcı çekimlerin dizilenmesiyle sağlanan kurgu; tepkeler üzerine kurulur; konunun doğal akışından kaynaklanan simgeleri kullanır.

Çarpıcı sözler : Kısa ve etkileyici propaganda sözleri. (1970 yılında İstanbul'da yapılan bir toplantının sloganı: İstanbul Dünya Ticaretinin kavşağı; İstanbul intersection des routes du commerce mondiales; Istanbul crossroads of world business).

Çarpık bacaklı buzağı hastalığı : İneklerin gebeliğin 40-7. günleri arasında acı bakla türü bitkileri tüketmeleri sonucu, doğan buzağılarda ön bacaklarda çarpıklık, tortikollis, bilek dikleşmesi, damak yarığı, üst çene kemiği kısalığı, skoliozis, kaburgalarda biçim bozuklukları ve kifozisle belirgin iskelet bozukluğu, artromiyodisplasiya kongenita.

Çarpık boyun hastalığı : Hindilerin, Mycoplasma melagridis enfeksiyonun sonucu hava kesesi yangısından kaynaklanan boynun eğilmesiyle belirgin hastalık tablosu.

Çarpık boyunluluk : Boyun omurlarının doğuştan veya kazanılmış nedenlere bağlı olarak yana doğru bükülmesi, tortikollis.

Çarpık dağılım : Bakışımlı olmayan dağılım.

Çarpık doğrular : Uzayda kesişmeyen ve koşut olmayan doğrular.

Çarpık oyut : Değişmeli olmayan bölme dolamı.

Çarpıklaştırılma : Çarpıklaştırılmak işi.

Çarpıklaştırılmak : Çarpık duruma getirilmek.

Çarpıklaştırma : Çarpıklaştırmak işi.

Çarpıklık mastarı : Bir işin çarpık olup olmadığını denetlemede kullanılan, iki düzgün tahtadan yapılmış yardımcı aygıt.

Çarpılabilme : Çarpılabilmek işi.

Çarpılabilmek : Çarpılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Çarpılamak : Çırpınmak, didini didini gitmek.

Çarpılım : Yükseltici aygıtlardaki pürüzler yüzünden bir görüntünün, bir sesin ya da bir titreşim biçiminin bozulması.

Çarpılır dizeyler : Birincisinin dikeç sayısı ikincisinin dizeç sayışma eşit olan iki dizey.

Çarpılıverme : Çarpılıvermek işi.

Çarpılıvermek : Çabucak çarpılmak.

Çarpım beklemi : (Kuramsal istatistik) Birleşik dağılım işlevi . anlamdaş birleşik beklem, çok-değişkenli beklem.

Çarpım beklemi ilişki katsayısı : [Bakınız: ilişki katsayısı].

Çarpım çarpım çarpınmak : Kendini çok yormak.

Çarpım doğrusal uzayı : A bir oyut,olmak üzere A-doğru-uzaysılarının çarpım doğru-uzaysısı.

Çarpım düzgün uzayı : Çarpım düzgünlüğü ile birlikte düzgün uzayların çarpım kümesi.

Çarpım hızıl bağıntısı : Birlikte değişmenin doğrusal olduğu durumlarda kullanılan ve iki değişkene ilişkin gözlem değerleri sapmalarının,çarpım ortalamasının, iki dizinin ölçünlü sapmaları çarpımına oranı olarak bulunan bağıntı katsayısı, bk. bağıntı çözümlemesi, doğrusal bağıntı.

Çarpım ilingesel dolamı : [Bakınız: ilingesel dolamlar çarpımı].

Çarpım ilingesel öbeği : [Bakınız: ilingesel öbekler çarpımı].

Çarpım ilingesel uzayı : Çarpım ilingesi ile birlikte ilingesel uzayların çarpım kümesi.

Çarpım kümesi : [Bakınız: Dekart çarpımı]. Bir kümeler ailesinin kartezyen çarpımı.

Çarpımın bölünebilirliği teoremi : "Çarpanlardan en az biri bir sayıya bölünebiliyorsa çarpım da aynı sayıya bölünebilir," önermesi.

Çarpımsal birim : Çarpma işlemine göre birim eleman.

Çarpımsal öbek : Öbek işlemi çarpma olan ya da çarpma imiyle gösterilen öbek. Bir A dolamı için A içindeki tüm tersinir öğelerin çarpma işlemine göre oluşturduğu öbek.

Çarpımsal örnekbiçim : (Deneysel tasarım) Ana etkenle birlikte üst dereceden terimlerin ve/ya da etkileşim terimlerinin bulunduğu örnekbiçim. (bağlanım çözümlemesi) Özgün değişkenlerle birlikte üst dereceden terimlerin ve/ya da çarpım terimlerinin bulunduğu örnekbiçim. kar. toplamsal örnekbiçim.

Çarpımsal süreç : [Bakınız: dallanma süreci].

Çarpımsal ters : Çarpma işlemine göre ters eleman.

Çarpınım : [Bakınız: faktöriyel].

Çarpınlamak : Badana toprağı ile badana yapmak.

Çarpışabilme : Çarpışabilmek işi.

Çarpışabilmek : Çarpışma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Çarpışık : Zikzaklı.

Çarpışılma : Çarpışılmak işi veya biçimi.

Çarpışıverme : Çarpışıvermek işi.

Çarpışıvermek : Ansızın çarpışmak.

Çarpışma kesiti : İki taneciğin çarpışma olasılığını ölçen, çarpılan taneciğin gösterdiği etkileşim alanının büyüklüğüyle ilgili nicelik.

Çarpışma yoğunluğu : Bir ılıncık ortamı içinde birim oylumdaki özdek tutarının, ılıncıklarla birim zamana düşen çarpışma sayısı.

Çarpıştırabilme : Çarpıştırabilmek işi.

Çarpıştırabilmek : Çarpıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Çarpıştırılma : Çarpıştırılmak işi.

Çarpıştırılmak : Çarpışmaları sağlanmak.

Çarpıtabilme : Çarpıtabilmek işi.

Çarpıtabilmek : Çarpıtma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Çarpıtılabilme : Çarpıtılabilmek işi.

Çarpıtılabilmek : Çarpıtılma olasılığı bulunmak.

Çarpıtılış : Çarpıtılma işi.

Çarpıtılma : Çarpıtılmak işi.

Çarpıtış : Çarpıtma işi.

Çarpıverme : Çarpıvermek işi.

Çarpıvermek : Çabucak veya ansızın çarpmak.

Çarpik : Kısa boylu, bodur.

Çarpinmak : Çok heyecanlanmak.

Çarplaşmak : Yaş ağaçtan kesilen tahta kuruyunca, ekseni çevresinde bükülmek.

Çarplı : Etrafı düzeltilmiş taş.

Çarpma çizelgesi : 1 den10 a dek tümsayıların birbirleriyle çarpımlarının sergilendiği çizelge.

Çarpma dalgası : Basınç ve sıcaklığın birden artmasıyla ilgili değişim dalgası. Güçlü bir tedirginin ya da hızlı bir nesnenin ses hızını aşması sırasında havada oluşturduğu atım.

Çarpma etmeni : Sahnede çarpma sesi.

Çarpma hastalığı : Kanamalı enterotoksemi.

Çarpma kuralı : Olasılık kuramında, bir bileşik olay için bağlaşık olasılığın bulunmasında başvurulan ve her yalınç olayın ayrı ayrı olasılıklarının çarpımını içeren işlem kuralı, bk. toplama kuralı.

Çarpma menteşe : İki mili ve içindeki yaylar yardımı ile, kapının iki yana açılmasını ve kendiliğinden kapanmasını sağlayan özel menteşe.

Çarpma olta : Üçlü iğne veya üç adet tekli iğnenin pala kısımlarından birleştirilmesinden elde edilen ve kanca uçlarının balıklara rastgele takılarak av yapan iğneler.

Çarpma tahtası : Gülle atan atletin, deviminden doğan hızla atma döngüsünün dışına çıkmasını önlemek için kullanılan ağaç takoz. Ucunda sepetin asılı bulunduğu tahta. Tahta ya da saydam, fakat kırılmaz bir maddeden yapılır. Yerden 2.75 metre yükseklikte olup uzunluğu 1.80, yüksekliği ise 1.20 metredir.

Çarpma ton veya çarpma vurgu : Bir açınığı söylemeğe başlarken yapılan vurgu.

Çarpma ve bölme simgeleri : Çarpma için x ve • işaretlerini sırasıyla 1631 yılında W. Ougtred ve 1698 yılında G. Leibnitz önermişlerdir. Bölme için : simgesini 1684 yılında G. Leibnitz önermiştir.

Çarpma yol : Taşlı yol.

Çarpmateli : Yumurta, yoğurt v benzerlerini karıştırarak sulandırmakta kullanılan tel araç. (Bursa).

Çarptırabilme : Çarptırabilmek işi.

Çarptırabilmek : Çarptırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Çarptırılma : Çarptırılmak işi.

Çarptırılmak : Çarptırma işine konu olmak.

Çarpuh : Eğri, çarpık.

Çarpuhlu : Cılız (ekin hakkında).

Çarpuk : Eğri, çarpık. Yalancı: Bırak şu çarpuğu.

Çarpuk çurpuk : Çarpık çurpuk.

Çarpul çurpul : Kap içinde sallanan suyun sesi (hk.).

Çarpuşturmak : Tokatlamak.

Çentikli çubuk çarpı deneyi : Metallerin birden yüklemelerdeki kırılma özelliklerini saptamak için, çentikli örnek parçalarla yapılan deney.

Çözünürlük çarpımı : Az çözünerek yükünlerine ayrılmış olan özdeğin yükün derişikliklerinin çarpımı. Doygun bir çözeltide, çözünen yükünlerinin derişimleri çarpımı. 25 °C’da suda az çözünen tuzların doygun çözeltilerindeki denge sabiti (Kçç); Ör. CaF2<=>Ca2+(aq)+2F-(aq) dengesinde çözünürlük çarpımı sabiti Kçç=[ Ca2+][ F-]2 dir.

Çözünürlük çarpımı sabiti : [ çözünürlük çarpımı sabiti, Kçç ] Çok az çözünen bir tuzun doygun bir çözeltisinde, denge durumunu tanımlayan sayısal bir sabit.

Dan çarpmak : İmalı söz söylemek.

Danız çarpmak : Laf atmak, söz dokundurmak.

Dekart çarpımı : Anlamdaş. dolaysız çarpım, dik çarpım, çarpım kümesi. Anlamdaş. Dolaysız çarpım, çarpım kümesi.

Dik çarpım : [Bakınız: Dekart çarpımı].

Diller çarpışması : Birbirini ortadan kaldırmak için aynı çevrede konuşulan dillerin arasındaki çarpışma.

Dizey çarpımı : Birincisinin dikeç sayısı ikincisinin dizeç sayısına eşit olan dizeyleri verildiğinde, her i = 1,2, ..., m ve k = 1,2,..., p alarak oluşturulan dizeyi. A.B,AB.

Döl yatağı çarpıklığı : Gebe hayvanlarda döl yatağının sağa, sola, aşağı veya yukarı doğru bükülmesi ve dirseklenmesi sonucu, ana ve yavru eksenleri arasında oluşan uyumsuzluğa bağlı güç doğumlara neden olan bir bozukluk, uterus çarpıklığı, deviasyo uteri.

Dörttebirlik çarpıklık ölçüsü : Bir sıklık dağılımının çarpıklık derecesini dörttebirliklere dayanarak veren ölçü. Alt dörttebirlik olur.

Düzgün geçme çarpanı : Düzgün geçme yasalarına uyarak geçen ışığın, gelen bütün ışığa oranı.

Düzgün yansıma çarpanı : Düzgün yansıma yasalarına uyarak yansıyan ışık akısının gelen bütün ışık akısına oranı.

Eksi çarpıklık : [Bakınız: çarpıklık].

Esnek çarpışına : Nesnelerin ya da parçacıkların çarpışmadan sonraki toplam devimsel erkelerinin öncekilere eşit olduğu çarpışma biçimi.

Esnek çarpışma : Çarpışma yapan sistemlerin bağıl hareket yönlerinde değişme olasılığı olmasına karşın, fiziksel bileşenlerinin ve toplam kinetik enerjilerinin değişmediği çarpışma.

Fetal çarpma : Rektal palpasyonla gebelik muayenesinde hareket ettirilen döl yatağı içerisindeki yavrunun ele çarpması.

Fonksiyonların çarpımı : .

Genel çarpma kuralı : Olasılık kuramında birlikte gerçekleşebilen olaylardan oluşmuş bir bileşik olayın gerçekleşme olasılığını saptamak üzere başvurulan ve bunun için yalınç olayların ayrı ayrı gerçekleşme olasılıklarının çarpımını öngören kural. bk. çarpma kuralı, özel çarpma kuralı.

Gök çarpanı : (yapı içinde bir noktada)Yapı içinde bir noktadaki yatay aydınlığın, duvar, tavan ve benzerleri yüzeylerden olan iç yansımaların katkısı çıkarıldıktan sonraki değerinin, aynı anda dışarda ışıklılığı düzgün yayılmış kapalı bir gök altındaki yatay aydınlık değerine oranı.

Görünürlük çarpanı : Verilen dalga boydaki görünür ışınım akısının, gelen tüm ışınım akısına oranı.

Güç çarpanı : Bir wattölçer ile ölçülen gerçek gücün, bir voltölçer ve akımölçer ile ölçülen sayıların çarpımıyla bulunan görünür güce oranı.

Gün ışığı çarpanı : Gün ışığı çarpanı, bir yapının bir noktasındaki gün ışığı aydınlığının bir ölçüsüdür. Bu ölçü, o noktadaki aydınlığın, aynı anda, dışarda, hiç bir biçimde engellenmemiş ve ışıklılık dağılımı belli bir göğün bütün noktalarından ışık alan yatay bir düzlemdeki aydınlığa oranı biçiminde belirlenir. Dolaysız güneş ışığı, içerdeki ve dışardaki aydınlıkların dışında tutulur (hesaba katılmaz).

Isı çarpması : Sıcak, rutubetli ve bunaltıcı havalarda hayvanların ahırlarda tutulması, sıkışık bir biçimde vagonlarda nakledilmesi durumlarında vücut ısısının dışarı verilmesinde oluşan bozukluklar nedeniyle vücutta birikmesi sonucu beyin ısısının yükselmesi.

Işıklılık çarpanı : (kendiliğinden ışık vermeyen bir cismin - bir ikincil kaynağın - belirli aydınlatma ve gözlem durumları için) Söz konusu cismin belirli aydınlatma ve gözlem durumlarındaki ışıklılığının, aynı aydınlığı alan bir tam yayıcının ışıklılığına oranı. bk. açıklık, tamyayıcı.

Işıldağın güçlendirme çarpanı : Işıldağın (ya da ışıklığın) en büyük yeğinliğinin, lambasının ortalama küresel yeğinliğine bölümü.

İç çarpım : E doğrusal uzayı verildiğinde, aşağıdaki koşulları gerçekleyen Anlamdaş. sayıl çarpım, nokta çarpımı.

İç çarpımlı uzay : Üzerinde iç çarpım tanımlanmış doğrusal uzay. Bir iç çarpımla donatılan doğrusal uzay. Anlamdaş. ön Hilbert uz.ayı.

İç geçme çarpanı : (bir süzgeç ya da bağdaşık saydam ortamın) : Bir süzgeç ya da bağdaşık saydam bir ortamın, çıkış yüzüne varan ışık akısının, giriş yüzünü geçmiş olan ışık akısına oranı.

İç yutma çarpanı : (bir süzgeç ya da bağdaşık saydam ortamın) : Bir süzgeç ya da bağdaşık saydam ortamın, giriş ve çıkış yüzleri arasında yutulan ışık akısının, giriş yüzünü geçmiş olan ışık akısına oranı.

İlingesel dolamlar çarpımı : [Bakınız: çarpım ilingesel dolamı].

İlingesel öbekler çarpımı : [Bakınız: çarpım ilingesel öbeği].

Kısmi çarpım : Bir sonsuz çarpımın, birinci elemanından başlayan, sonlu sayıda ardışık elemanlarının çarpımı.

Kopma çarpanı : Birim yüzölçümüne düşen kopma yükü.

Kullanma çarpanı : (verilmiş bir düzlem için) (Alm. für eine gegebene Ebene, einer Beleuchtungsanlage für eine gegebene Ebene) (Fr. poor un plan donné) (İng. for a given plane) Verilmiş düzleme düşen ışık akısının, lambaların yayımladığı toplam ışık akısına oranı. (bir yerin-verilmiş bir düzlem için) (Alm. Raumwirkungsgrad [für eine gegebene Ebene]) (Fr. d'un local [pour un plan donné]) (İng. room utilization factor [for a given plane]), utilance): Verilmiş düzleme düşen ışık akısının, ışıklıkların yayımladığı toplam ışık akısına oranı.

Kutu çarpımı : Kutu topolojisi ile birlikte çarpım kümesi.

Lagrange çarpanı yöntemi : Bir fonksiyonun belli bir kısıt altında uç değerlerini bulmak için kullanılan ve Joseph Louis Lagrange tarafından geliştirilen matematiksel yöntem.

Lagrange çarpanlar yöntemi : Koşullu ekstremum probleminin, Lagrange fonksiyonu yardımıyla çözülme yöntemi.

Mantıksal çarpım : Tümel-evetleme.

Mevduat çarpanı : Bankaya yatırılan birincil mevduatın, ne kadar mevduat yaratacağını, kanuni karşılık oranı ve geri dönüş oranına bağlı olarak gösteren katsayı.

Molekül çarpışması : Bir tepkimenin olması ve devam etmesi için gerekli olan moleküller arası çarpışmalar.

Nokta çarpımı : [Bakınız: İççarpım].

Özdeciklerin çarpışma çapı : Bir çarpışma sırasında iki özdeciğin özeklerinin birbirlerine en çok sokulabildikleri uzaklık.

Özeksel çarpınım beklemleri : (kuramsal istatistik, olasılıksal süreç) Bir özeksel değere göre hesaplanmış çarpınım beklemleri.

Özel çarpma kuralı : Olasılık kuramında olaylardan birinin koşullu bir ilişki içinde bulunduğu bir bileşik olayın gerçekleşme olasılığını saptamak üzere başvurulan ve olaylardan birinin olasılığıyla ötekinin koşullu olasılığının çarpımını öngören kural. bk. genel çarpma kuralı, özel toplama kuralı.

Özkaynak çarpanı : Mali kaldıraç ölçüm yöntemlerinden biri olup, toplam varlıkların toplam özkaynaklara oranı.

Pearson çarpıklık ölçüsü : Aşağıdaki biçimde verilen çarpıklık ölçüsü : (ortalama-ortanca) /ölçünlü sapma. Pearson türü dağılımlar için ilk iki beklem oranı olmak üzere, bu çarpıklık ölçüsü, oranı ile verilir ay. bk. beklem oranı.

Renk düzeltme çarpanı : (bir ışıkölçerin)Bir fiziksel ışıkölçerin, ayarlanmış olduğu ışık bileşiminden başka bileşimde bir ışık için verdiği değerlerden, bağıl ışık etkinliğine (VX) uygun değerler elde etmek üzere, ilk değerlerle çarpılması gereken çarpan.

Sağ çarpan : A · b çarpımındaki b çarpanı.

Sayıl çarpım : [Bakınız: iççarpım, nokta çarpımı].

Sayılla çarpma : Bir K oyutu üzerindeki E doğrusal uzayı için, KxE den E içine tanımlı olan işlemi, Anlamdaş. katlama.

Serilerin çarpımına ait cauchy teoremi : "İki mutlak yakınsak serinin çarpımı da yakınsaktır ve onun toplamı serilerin toplamlarının çarpımına eşittir," önermesi.

Sertlik çarpanı : Makaslama zorlamasının zorlanmaya oranı.

Sıcak çarpması : Hipertermi.

Sıkışırlık çarpanı : Gerçek gazların, düşünsel, gaz denkleminden sapmalarını belirten düzeltme çarpanı.

Sonlu çarpan : N büyüklüğündeki bir evrenden n büyüklüğünde yerine koymaksızın seçilen örneklemin ortalamasının değişkesini veren, eşitliğindeki 1-n/N düzeltme katsayısı, anlamdaş sonlu örnekleme düzeltmesi.

Sönüm çarpanı : Bir salınımın ya da bir dalganın genliğinin, erke yitiği yüzünden uğradığı sönümün ölçüsü olan değişmez sayı.

Sürtünüm çarpanı : Bir cismi bir yüzey üzerinde devinime geçirmek için gerekli kuvvetin yüzeye dik tepki kuvvetine oranı.

Tayfsal geçme çarpanı : Verilmiş bir dalga boyu için, geçen ışık akısının tayfsal yoğunlunun gelen ışık akısının tayfsal yoğunluğuna oranı.

Tayfsal ışıklılık çarpanı : Söz konusu cismin, belirli aydınlatma ve gözlem durumlarında, ve verilmiş bir dalga boyu için, ışıklılığının tayfsal yoğunluğunun, aynı aydınlığı alan bir tam yayıcının ışıklılığının tayfsal yoğunluğuna oranı.

Tayfsal yansıma çarpanı : Verilmiş bir dalga boyu için, yansıyan ışık akısının tayfsal yoğunluğunun gelen ışık akısı yoğunluğuna oranı.

Tayfsal yutma çarpanı : Verilmiş bir dalga boyu için, yutulan ışık akısı tayfsal yoğunluğunun gelen ışık akısı tayfsal yoğunluğuna oranı.

Tüm geçme çarpanı : Bir cismin geçirdiği ışık akısının aldığı ışık akısına oranı. Karışık geçmede bütün geçme çarpanı, iki bileşimi olan düzgün geçme çarpanı ile yayınık geçme çarpanının toplamıdır.

Tüm yansıma çarpanı : (bir cismin)Cismin yayınmalı ya da yayınmasız, yansıttığı ışık akısının aldığı ışık akısına oranı. Karışık yansımada bütün yansıma çarpanı, iki bileşeni olan düzgün yansıma çarpanı ile yayınık yansıma çarpanının toplamıdır.

Tümlevleme çarpanı : Çarpıldığında M(x,y)dx+N(x,y)dy=O türetik denklemini bir sağırı türetik denkleme dönüştüren iki değişkenli işlev.

Uçuculuk çarpımı : Bir katı ya d a sıvının ayrışmasından oluşan gaz ürünlerin denge basınçları çarpımı.

Uterus çarpıklığı : Döl yatağı çarpıklığı.

Uygarlık çarpması : İleri bir uygarlıkla ilişkiye giren ilkel uygarlık üyelerinin başlangıçta içine düştükleri ve kendi uygarlıklarının çözülmesine dek götürebilen şiddetli ruhsal çatışma durumu.

Üçlü çarpım : A,b,c yöneyleri için (axb). c sayısı.

Ünlü çarpışması : Ünlü ile biten bir kelimenin son sesi ile ünlü ile başlayan bir kelimenin ön sesinin yanyana gelmesi veya türetme ve ekleme durumlarında ve dilimize girmiş yabancı kelimelerde iki ünlünün karşılaşması olayı. Türkçe yanyana çift ünlülere elverişli bir dil olmadığından ünlü çarpışmasını önlemek için ya araya bağlama görevi yüklenen bir koruyucu y ünsüzü getirilir, yahut da ünlülerden biri düşer: ne asıl > nasıl? ne edeyim? > nideyim? ne ise > ne-y-i-se > neyse, faide > fāide > fayda, physiologic > fizyoloji, gece idi > gece-y-idi > geceydi, yürü-y-üş > yürüyüş, oyna-y-an > oynayan, oku-y-acak > okuyacak vb.

Yansışma çarpanı : Yansışma sonucu, bir çevrenin bir yüzeyine dolaylı olarak ulaşan ışık (ya da erke) akısının, o çevrenin bir yüzeyine, ilkin, dolaysız olarak düşen akıya oranı.

Yarıdolaysız çarpım : G, H öbekleri ile H den G nin özeşyapı dönüşümleri öbeğine bir benzeryapı dönüşümü verildiğinde, GxH üzerinde ikili işlemine göre oluşturulan öbek.

Yayınık geçme çarpanı : Yayınık geçmeyle (düzgün geçmeden başka yollarla) geçerek bütün doğrultulara yayınan ışık akısının gelen bütün ışık akısına oranı.

Yayınık yansıma çarpanı : Yayınık yansımayla (düzgün yansımadan başka yollarla) yansıyarak bütün doğrultulara yayınan ışık akısının, gelen bütün ışık akısına oranı.

Yayınma çarpanı : (ikincil bir kaynağın)İkincil kaynak, yüzeyine dik bir biçimde gelen ışıkla aydınlatıldığında, yüzeye dik doğrultuyla 20 ve 70 derecelik açılar yapan doğrultularda ölçülen ışıklılıkların aritmetik ortalamasının, yüzeye dik doğrultuyla 5 derecelik açı yapan doğrultuda ölçülen ışıklılığa oranı.

Yutma çarpanı : Cismin yuttuğu ışık akısının aldığı ışık akısına oranı.

Zil çarpmak : Zille oynamak: Çengiler zabahadan zil çarptılar.

Bilgi çarpıtma : Kişiyi veya kurumu herhangi bir konuda bilinçli olarak gerçeği saptırarak yanlış bilgilendirme, dezenformasyon.

Çarpan : Bir çarpma işleminde çarpılan sayının kaç kez tekrarlanacağını gösteren sayı, çoğaltan.

Çarpan balığı : Levrekgillerden, yüzgeçleri dikenli ve zehirli, eti sevilen bir balık, trakunya (Trachinus draco).

Çarpanlara ayırma : Bir sayıyı veya cebirsel anlatımı, iki veya daha çok çarpanın çarpımı durumuna getirme.

Çarpı : Kaba sıva, çarpma sıva. Birbiriyle çarpılan iki sayı arasına konulan işaret: "a x b" veya "a . b", "a çarpı b" diye okunur.

Çarpıcı : Etkili, dikkat çeken, sansasyonel. Etkili bir biçimde.

Çarpıcılık : Çarpıcı olma durumu, sansasyonellik.

Çarpık : Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş, doğru karşıtı. Gerektiği gibi olmayan, düzgün olmayan. Aksi, ters, huysuz bir biçimde. Kötü.

Çarpık çurpuk : Çok çarpık, eğri büğrü, çarpuk çurpuk. Değersiz, basit.

Çarpık kentleşme : Plansız, gelişigüzel, kent değerleri göz önüne alınmadan binalar yaparak kent kurma biçimi.

Çarpıkça : Biraz çarpık.

Çarpıklaşma : Çarpıklaşmak işi.

Çarpıklaşmak : Çarpık duruma gelmek.

Çarpıklaştırmak : Çarpık duruma getirmek.

Çarpıklık : Çarpık olma durumu, eğrilik.

Çarpılan : Bir çarpma işleminde önce yazılan ve tekrarlanan sayı, madrup.

Çarpılı : Çarpı işareti konmuş. Bir tür olta iğnesi.

Çarpılış : Çarpılma işi.

Çarpılma : Çarpılmak işi.

Çarpılmak : Çarpma işine konu olmak. Çarpık duruma gelmek. Bir yankesici tarafından eşyaları el çabukluğuyla çalınmak, soyulmak. Bir şeye ederinden fazla para ödemek. Aldatılmak. Çekiciliğine kapılmak, etkilenmek.

Çarpım : Çarpma işleminin sonucu olan sayı.

Çarpım cetveli : Çarpım tablosu.

Çarpım tablosu : Birden dokuza kadar birbiriyle çarpılan sayıların çarpımlarını gösteren çizelge, çarpım cetveli, kerrat cetveli.

Çarpınma : Çarpınmak işi.

Çarpınmak : Çırpınmak.

Çarpıntı : Kalbin hızlı ve sık vurması.

Çarpıntılı : Heyecanlı, telaşlı.

Çarpıntısız : Çarpıntısı olmayan.

Çarpış : Çarpma işi.

Çarpışılmak : Çarpışma işi yapılmak.

Çarpışma : Çarpışmak işi, müsademe, sadme. Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma.

Çarpışmak : Birbirine çarpmak, tokuşmak. Birbirine üstün gelmeye çalışmak. Vuruşmak, savaşmak.

Çarpıştırma : Çarpıştırmak işi.

Çarpıştırmak : Çarpışma işini yaptırmak.

Çarpıtılmak : Çarpıtma işi yapılmak.

Çarpıtma : Çarpıtmak işi.

Çarpıtmak : Çarpık duruma getirmek. Yanlışa ve kötü duruma götürmek. Gerçek anlamından saptırmak.

Çarpma : Çarpmak işi. Kuyu çengeli biçiminde beş kollu büyük olta iğnesi. Dört işlemden biri, çarpmak işlemi, darp. Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık.

Çarpma işareti : Çarpma işlemini gösteren "x veya . " işareti.

Çarpma kapı : Özel menteşesi yardımı ile içe ve dışa doğru açılabilen, tek veya çift kanatlı kapı türü.

Çarpmak : Hızla değmek, vurmak. El çabukluğu ile çalmak, dolandırarak elde etmek. Etkisiyle birdenbire hasta etmek. Kalp, hızlı hızlı vurmak. Varlığına inanılan bir gücün öfkesine uğramak. Kurnazlıkla ele geçirmek. Biri çarpılan, öbürü çarpan denilen iki sayı verildiğinde çarpanı çarpılandaki birim kadar çoğaltarak çarpım adı verilen bir üçüncü sayıyı elde etmek, darp etmek. Çekiciliğiyle etkilemek, şaşırtmak.

Çarpmalı : Çarpma yapılabilen.

Çarpmasız : Çarpma yapılamayan.

Çarptırış : Çarptırma işi.

Çarptırma : Çarptırmak işi.

Çarptırmak : Çarpma işini yaptırmak veya çarpmasına yol açmak. Yankesiciye kaptırmak.

Elektrik çarpması : Canlının akım geçen tele dokunması sonunda şiddetle sarsılması.

Güneş çarpması : Uzun süre güneş ışınlarının altında kalmaya bağlı bitkinlik, bayılma, kusma, ateş ve bazen havale ile belirgin rahatsızlık.

Kalp çarpıntısı : Kalbin düzensiz veya hızlı çalışması.

Ortak çarpan : İki veya ikiden artık sayıyı çarpan sayı.

Yürek çarpıntısı : Sevgi, merak, kaygı, korku vb. duygular sebebiyle beliren tedirginlik.

Diğer dillerde Çarmıklı serpme ağı anlamı nedir?

İngilizce'de Çarmıklı serpme ağı ne demek ? : line connected with pocket