Çatkı nedir, Çatkı ne demek
- Uç uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü

- Bir işin bütününün veya parçalarının bir araya getirilmesinde uyulan yöntem.
- Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ, kaşbastı.
- Sehpa.
"Çatkı" ile ilgili cümle örnekleri
- "Alnında, başı ağrıdığı vakitlerdeki gibi beyaz tülbentten bir çatkı vardı." - Y. K. Karaosmanoğlu
- "Tüfek çatkısı."
Yerel Türkçe anlamı:
Su taşınan tahta araç.
Üç ince ağacın uçlarından bağlanarak yayık yaymak için kullanılan bir araç.
Hotoz, toplanmış saç şekli.
Kuyunun dört tarafına konan, üzerine duvar örülen ağaç. 2.bk. çatma (V)-
Kırmızı, pullu, işlemeli, gelin duvağı.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
[Bakınız: çatıdemiri]
Bilimsel terim anlamı:
Bir işin bütününün ya da parçalarının bir araya getirilmesinde uyulan yöntem.
Taşıtların tüm örgenlerini taşıyan iskelet.
Taşıyıcı maden çerçeve ile birlikte, aracın çalışması için gerekli tüm öğelerin oluşturduğu bütün.
Araçlarda, üzerine gövdenin oturtulduğu ve çalıştırıcı öğelerin bağlandığı maden çerçeve.
otomobil:
İngilizce'de Çatkı ne demek? Çatkı ingilizcesi nedir?:
chassis, chassis frame
Fransızca'da Çatkı ne demek?:
stroma, bâti
Osmanlıca Çatkı ne demek? Çatkı Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
konstrüksiyon
Çatkı anlamı, kısaca tanımı:
Çatkı çatmak : Başına çatkı örtmek.
Çatkılı : Çatkısı olan.
Çatkılık : Çift öküzlerini birbirlerine bağlayan çifte boyunduruklu ağaç.
Çatkın : Çatık.
Çatkın olmak : Kendini ağırdan satmak.
Çatkınlık : Çatkın olma durumu.
Çatkısız : Çatkısı olmayan.
Çatı : İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Barınılan, sığınılan yer. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu. Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik.
Sehpa : Darağacı. Üstüne bir şey koymaya yarayan ayaklı destek, çatkı. Küçük masa. Ressamın üzerinde çalıştığı tablosunu yerleştirdiği genellikle tahtadan yapılmış destek.
Geçer : Geçer not. Yürürlükte bulunan, geçerliği olan, kullanılan. Geçme özelliği olan. Beğenilen, makbul, mergup.
Çevre : Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Yağlık. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit.
Çember : Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri. Yazma, yemeni, başörtüsü. Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Aşılması, çözümü güç durum.
Kaşbastı : Başa ve alna bağlanan bağ, çatkı.
Parça : Tane. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Pasaj. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Nesne. Müzik eseri. Güzel, alımlı kız veya kadın.
Çatkı bezi : Dekor panolara ve arka perdeleri için kullanılan kalın bez. Dekorda ve perde fonlarında kullanılan kalın bez.
Çatkı çatmak : başına çatkı örtmek. İlgili cümle: "Yunan İzmir'e çıktığında kara bir çatkı çatmıştır ve çıkarmayacaktır işgal sona erene kadar." E. Atasü.
Çatkı kolu : Taşıtın iskeletini oluşturan, gövdenin altında, önden arkaya doğru uzanan ana kirişlerden her biri.
Çatkı kolu uzunluğu : Çatkı kollarının önden arkaya olan uzunluğu.
Çatkı üstünde hokkabaz : Küçük ya da büyük bir çatkı (sehpa) üzerinde numaralar gösteren hokkabaz.
Çatkık : Bir çeşit kumaş.
Çatkılı kına : Ele bağlanan ipliklerin üzerine yakılan kına. (Çözüldüğü zaman ip yerleri beyaz kalır.)
Çatkın olmak : kendini ağırdan satmak. İlgili cümle: "Müdüre göre idareci biraz çatkın olacak yani oldukça ağırdan satacak kendini." K. Korcan.
Diğer dillerde Çatkı anlamı nedir?
İngilizce'de Çatkı ne demek? : headband; chassis, frame
Fransızca'da Çatkı : bandeau [le]
Almanca'da Çatkı : Fahrgestell

Bu kısımda Çatkı nedir? Çatkı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çatkı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çatkı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.