Çifte nedir, Çifte ne demek
Çifte; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni farsça dilinden gelmektedir.
- İkisi bir arada bulunan veya ikili

- İki namlulu av tüfeği.
- Çift kürekli (sandal, kayık).
- At, eşek ve katırın arka ayaklarıyla vuruşu, tekme.
"Çifte" ile ilgili cümle örnekleri
- "Güzel sevme derler nasıl sevmeyim / Kaşlar arasında çifte benler var" - Karacaoğlan
- "Çifteler dolduruldu, horozlar çekildi, iki el silah atıldı." - O. V. Kanık
Yerel Türkçe anlamı:
İki namlulu tüfek
Tüfek
Çift, çifte
Ağaçtan yapılmış bir çeşit kaval.
Süt makinasında ayrılan yağlı kısmın konduğu ağaçtan yapılmış kab.
Çatının altındaki ağaç döşeme: Mısırları çifteye serdik, kurutmak için.
Diğer sözlük anlamları:
Atın boğazı üzerindeki tüyden iki daire
Çifte anlamı, tanımı:
Çifte atmak : At, eşek arka ayakları ile vurmak. iki namlulu av tüfeğini patlatmak.
Çifte vurmak : Çiftelemek.
Çifte yemek : Hayvanın çiftesine maruz kalmak.
Çifte bahis : At yarışlarında üzerine bahis konulan, art arda yapılmış olan iki koşunun birincilerini tahmin etme biçiminde oynanan oyun.
Çifte demir : Geminin sert, fırtınalı havada demir atma konumunda çevreye zarar vermemesi, rüzgâr ve akıntı yüzünden geniş bir alanda çok yer kaplamaması için baştaki her iki göz demirini atma.
Çifte dikiş : Çift dikiş.
Çiftehane : Kuş üretmeye yarar kafesli yer.
Çifte kavrulmuş : Çok çile çekmiş (kimse). Ufak kesilmiş, iki kez kavrulmuş, sert bir lokum türü. Pek pişkin (kimse). İki kez kavrulmuş (leblebi, nohut, çekirdek vb.).
Çifte kıskaç : İkili kıskaca alma durumu.
Çifte kumrular : Birbirini çok seven iki sevgili.
Çifte nağra : Birbirine bağlı küçük iki dümbelekten oluşan çalgı.
Çifte standart : Kişiye veya duruma göre farklı davranışlarda bulunma, tutarlı olmama.
Çifte şans : Toto veya iddia oyununda karşılaşan iki takım için ikili tahminde bulunma işi.
Çiftetelli : Bu oyunun müziği. Göğüs ve göbek titreterek, gerdan kırarak oynanan bir oyun.
Çifte vatandaş : İki ayrı devlet vatandaşlığına sahip olan kimse.
Dörtçifte : Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde dörder küreği olan tekne.
İkiçifte : Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde ikişer küreği olan tekne.
Sekizçifte : Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde sekizer küreği olan tekne.
Çift : Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş. Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler). Küçük maşa veya cımbız. Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan.
Çifte çubuğa gitmek : Ekim ve biçim işleriyle uğraşmak.
Çifte gitmek : Tarla sürmeye gitmek.
Çifte koşmak : Çift koşmak.
Çifte standartlı : Çifte standardı olan.
Çifte standartlık : Çifte standart olma durumu.
Çifte standartsız : Çifte standardı olmayan.
Çifte vatandaşlık : Çifte vatandaş olma durumu.
Çifteleme : Çiftelemek işi.
Çiftelemek : Gemi havanın sertleşmesi üzerine ikinci demirini de atmak. Hayvan arka ayaklarıyla tepmek, çifte vurmak.
Çiftelenmek : Çifte yemek.
Çifteler : Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri.
Çifteleşmek : Birbirini çiftelemek.
Çifteli : Uğursuz. Çifte atan veya alnında çift sakar bulunan. Rahat durmayan, sataşkan. Çiftesi bulunan.
Bahriye çiftetellisi : Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi.
Eşeğe cilve yap demişler çifte atmış : "kaba ve ahmak kişinin hoşa gitsin diye söylediği sözler ve yaptığı işler, kaba ve incitici olur" anlamında kullanılan bir söz.
İkili : İki kişiden oluşmuş topluluk. İkili bahis. İki çalgı veya iki ses için düzenlenmiş müzik parçası, düet. İskambil, domino vb. oyunlarda iki işareti bulunan (kâğıt veya pul). İki parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden iki tane bulunan. İki taraf arasında yapılmış.
Kürek : Toprak, kömür vb.ni bir yerden bir yere alıp atmaya, taşımaya yarayan ve yayvan bir bölümü, buna bağlı uzun bir sapı bulunan araç. Kürek cezası. Küçük deniz teknelerini yürütmeye yarayan, bir ucu yassı, uzun ağaç.
Kayık : Bir yana kaymış. Kürek veya yelkenle yürütülen ufak tekne.
Eşek : Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı, merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus). Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa.
Katır : Kaba, bayağı, görgüsüz (kimse). Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan melez hayvan.
Ayak : Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Göl ayağı. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Basamak. Halk edebiyatında uyak. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Bacak.
Vuruş : Bir kuvvetin etkileme süresi ile şiddetinin çarpımından çıkarılan nicelik. Tempo. Bir ölçüyü oluşturan eşit sürelerden her biri, darp. Vurma işi.
İki : Birden sonra gelen sayının adı. Birden bir artık. Bu sayıyı gösteren 2 ve II rakamlarının adı.
Av : Tuzağa düşürülen, kendisinden yararlanılan kimse. Bu yollarla yakalanan hayvan. Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi, şikâr. Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması.
Çifte aharlı kağıt : Önce nişasta, sonra yumurta akıyle iki yüzü de aharlanmış kâğıt.
Çifte asa : Patiska.
Çifte atmak : at, eşek arka ayakları ile vurmak; iki namlulu av tüfeğini patlatmak.
Çifte bağlılık : (Söz sanatı terimi) İbare içinde bir sözün, üst tarafa da alt tarafa da bağlandığı halde, başka başka olmakla beraber her hangi bir anlam verebilmesi.
Çifte bozunma : Tepkime öncesi ve sonrasında molekül sayıları değişmemekle birlikte, atomların ya da köklerin yeniden düzenlenerek ayrı moleküller oluşturmaları. Örn. NaCI + AgNO3->AgCI + NaNO3 tepkimesi.
Çifte çubuğa gitmek : ekim ve biçim işleriyle uğraşmak. İlgili cümle: "Yatağa düşersen hayvanlara kim bakar nine, çifte çubuğa kim gider?" T. Oflazoğlu.
Çifte çubuk : Değişik yüksekliklerde, yan yana bulunan ayaklar üstüne tutturulmuş çubuklar.
Çifte değilleme : ( )
Çifte duyarlı sayı : Daha büyük duyarlık için bellekte iki sözcükte saklanan herhangi bir sayı.
Çifte gitmek : tarla sürmeye gitmek.
Çifte ile ilgili Cümleler
- Çocuklarımın çifte vatandaşlığa sahip olmasını istiyorum.
- Sadece çifte kontrol yapmam gerektiğini düşündüm.
- Benim çifte vatandaşlığım var.
- Tom'un çifte vatandaşlığı var.
- Bir geleneksel Kore saman ayakkabısı bile bir çifte aittir.
- Ali kadehini kaldırdı ve "mutlu çifte!" dedi.
- Çifte park etmişsiniz.
- Bir çifte standart var.
Diğer dillerde Çifte anlamı nedir?
İngilizce'de Çifte ne demek? : adv. double
n. double bareled gun, shotgun, kick (horse), kick with both hind feet (horse)
Fransızca'da Çifte : jumeau/elle
Almanca'da Çifte : adj. paarig, doppelt, zweifach
Rusça'da Çifte : adj. двойной, двойственный

Bu kısımda Çifte nedir? Çifte ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çifte tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çifte hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.