Çihmak nedir, Çihmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tırmanmak.

Yola koyulmak.

Görünmek, zuhur etmek.

Peydah olmak.

Ulaşmak, temas etmek.

Hasıl olmak, meydana gelmek.

Çihmak anlamı, tanımı

Çizidan çihmak : Yoldan çıkmak, sapıtmak; takozdan atlamak, aşırı sinirlenmek

Dila çihmak : Konuşma çağına gelmek.

Tırmanmak : El ve ayaklarıyla tutunarak veya tırnaklarını iliştirerek dik bir yere çıkmak. Bir şeyin eğimini izleyerek yükselmek. Bitki, yakınındaki bir nesneye tutunarak yükselmek. Yokuş, merdiven vb. çıkmak. Belli bir durum, olay gittikçe güç kazanmak, giderek etkisini artırmak.

Tırmanma : Tırmanmak işi. Atom silahlarının gücünün önüne geçilmez, önlenemez bir biçimde hızlanmasını belirten terim. Özel araçlardan yararlanarak vücudu, kollarla çekerek yukarı doğru yer değiştirme. Bir durumun, bir olgunun giderek güç kazanması, etkisini artırması, güçlenmesi.

Koyulmak : Koyma işine konu olmak. Koyulaşmak. Girişmek, başlamak, teşebbüs etmek.

Görünmek : Görülür duruma gelmek, görülür olmak, gözükmek. Azarlamak. Gözdağı vermek. İzlenim uyandırmak. Benzemek, görünüşünde olmak.

Koyulma : Koyulmak işi.

Görünme : Görünmek işi.

Ulaşmak : Varmak, gelmek. Birbirine katılmak, dökülmek. Elde etmek, erişmek. Yetişmek.

Tırman : 1.Tarla, bağ, bahçe sınırı. 2.Bağın meyilli kıyısı. 3.İki tarla arasındaki boş yer. Tarla sınırı.

 

Ulaşma : Ulaşmak işi.

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

Peydah : Peyda.

Gelmek : Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.

Hasıl : Olan, ortaya çıkan, görünen.

 

Tırma : Çalı.

Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.

Zuhur : Ortaya çıkma, görünme, belirme, baş gösterme, meydana çıkma.

Temas : Değme, dokunma, dokunuş, değinti. Dokunma. Buluşup görüşme, ilişki kurma, münasebet. Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. Değinme, sözünü etme, bahsetme.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

Diğer dillerde Çiğrenkçilik anlamı nedir?

Almanca'da Çiğrenkçilik ne demek ? : fovismus