Tırmanmak nedir, Tırmanmak ne demek

  • El ve ayaklarıyla tutunarak veya tırnaklarını iliştirerek dik bir yere çıkmak.
  • Bir şeyin eğimini izleyerek yükselmek
  • Bitki, yakınındaki bir nesneye tutunarak yükselmek.
  • Yokuş, merdiven vb. çıkmak.
  • Belli bir durum, olay gittikçe güç kazanmak, giderek etkisini artırmak.

"Tırmanmak" ile ilgili cümle

  • "Hanımeli bizim kata kadar tırmandı. Sarmaşıklar bahçe duvarına tırmanmış."
  • "Boğazın karşı yakasına tırmanan yolda atı üstünde, tarlasından Urla'ya dönen bir rençperle karşılaştılar." - N. Cumalı
  • "Adam yüze yüze geldi ve bir maymun çevikliğiyle küpeşteye tırmanıp güverteye atıldı." - Halikarnas Balıkçısı
  • "Arabalarımız yavaş yavaş yükselen bir yokuşu tırmanıyordu." - H. S. Tanrıöver

Tırmanmak anlamı, tanımı:

Tırmanma : Bir durumun, bir olgunun giderek güç kazanması, etkisini artırması, güçlenmesi. Tırmanmak işi. Özel araçlardan yararlanarak vücudu, kollarla çekerek yukarı doğru yer değiştirme. Atom silahlarının gücünün önüne geçilmez, önlenemez bir biçimde hızlanmasını belirten terim.

Düz duvara tırmanmak : Çocuk, çok yaramazlık yapmak.

Ayak : Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Göl ayağı. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Basamak. Halk edebiyatında uyak. Vücudun belden aşağı bölümü. Bacak. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler.

 

Tırnak : Ciltçilikte tek yaprakları büküp cildi birleştirebilmek için bir yanında bırakılan şerit durumundaki kenar. Tırnak işareti. Tenekecilerin delik açmak için kullandığı alet, keski. İnsanda ve birçok omurgalı hayvanda parmak uçlarının dış bölümünü örten boynuzsu tabaka. Kanca gibi araçların kıvrık yeri. Kanun çalmakta kullanılan mızrap. Heykel dökümünde, kalıp parçalarının birleştirilmesinde kolaylık sağlamak amacı ile yapılmış olan dişlerin her biri. Gemi demirinin ucundaki yassı parça.

Çıkmak : Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Oluşmak, olmak. Gerçekleşmek. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Yetişecek ölçüde olmak. Yapılmak, yürümek. Gelmek. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Harcamak zorunda kalmak. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Görünür veya belli bir durumda bulunmak. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Ay veya mevsim geçmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Süresi dolduğunda ayrılmak. Bulaşmak. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Yerinden oynamak. Eksilmek. Meydana gelmek. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Verilmek. Yeni yetişip satışa sunulmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Yükselmek, artmak. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Piyasaya sürülmek. Karaya ayak basmak. Sesini yükseltmek. Belirmek, tanınmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Yayımlanmak. Flört etmek. Binaya kat eklemek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Sıyrılmak, ayrılmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Büyük abdest bozmak. Yayılmak. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Giderilmek, yok olmak. Ay, Güneş görünmek. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Vermeye katlanmak. Erişmek, görmek. Mal olmak. Unutmak. Yayılmak, duyulmak. Bir yere ulaşmak, varmak.

 

Yokuş : Aşağıdan yukarıya gittikçe yükselen eğimli yer, iniş karşıtı.

Merdiven : Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi, basak.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Yakın : Uzak olmadan. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Uzak olmayan yer. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı.

Bir : Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Aynı, benzer. Eş, aynı, bir boyda. Bir kez. Bu sayı kadar olan. Sadece. Beraber. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Tek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ancak, yalnız.

Yükselmek : Güçlenmek, şiddetlenmek. Yükseğe çıkmak. Yüce duruma gelmek, yücelmek. Artmak. Unvan, rütbe vb. ilerlemek. Aşaması artmak. Fiyat, çoğalmak.

Tırmanmak ile ilgili Cümleler

  • Bu dağa tırmanmak istiyorum.
  • O dağa tırmanmak çok kolaydı.
  • Dağa tırmanmak istiyorum.
  • O, dağa tırmanmakta başarılı oldu.
  • Biz o dağa tırmanmak istiyoruz.
  • Kitadake Dağı'nın zirvesine tırmanmak istiyorum.
  • Birçok genç insan yaz tatilini Fuji Dağına tırmanmak için kullanıyor.

Diğer dillerde Tırmanmak anlamı nedir?

İngilizce'de Tırmanmak ne demek? : n. shinny

v. climb, cling, ascend, clamber, entwine, scale, shin, soar

Fransızca'da Tırmanmak : grimper, escalader, gravir, se hisser

Almanca'da Tırmanmak : v. besteigen, erklettern, erklimmen, eskalieren, klettern, klimmen, ranken: sich ranken, steigen, übersteigen

Rusça'da Tırmanmak : v. карабкаться, вскарабкиваться, влезать, залезать, взбираться, забираться, всходить, подниматься, вскарабкаться, влезть, залезть, взобраться, взойти, поднят