Tırnak nedir, Tırnak ne demek

Tırnak; bir anatomi terimidir.

  • İnsanda ve birçok omurgalı hayvanda parmak uçlarının dış bölümünü örten boynuzsu tabaka.
  • Ciltçilikte tek yaprakları büküp cildi birleştirebilmek için bir yanında bırakılan şerit durumundaki kenar.
  • Tırnak işareti.
  • Kanca gibi araçların kıvrık yeri.
  • Heykel dökümünde, kalıp parçalarının birleştirilmesinde kolaylık sağlamak amacı ile yapılmış olan dişlerin her biri
  • Kanun çalmakta kullanılan mızrap.
  • Tenekecilerin delik açmak için kullandığı alet, keski.
  • Gemi demirinin ucundaki yassı parça.

"Tırnak" ile ilgili cümle

  • "Zarfın ucunu tırnağımla yırttım." - A. Gündüz

Yerel Türkçe anlamı:

Kalem ucu.

Biyoloji'deki anlamı:

Parmakların ucunda bulunan ve üst deriden gelişen keratin yapılar.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Heykel) Heykel dökümünde kalıp parçalarının birleştirilmesinde kolaylık sağlamak amacı ile yapılmış olan dişlerin her biri; kalıp tırnağı. a. bk. kalıp.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Alıcı ve göstericide filmin aralı devinimine bağlı olarak çalışan, filmdeki deliklere girerek ya filmin pencere önünde düzgün durmasını ya da aralı devinim düzeneğine bağlı olarak bir resim boyu ilerlemesini sağlayan madenden çıkıntılar. (Buna göre tutucu ve yürütücü tırnak çeşitleri vardır.)

 

Zooloji alanındaki anlamı:

Parmakların ucunda bulunan ve boynuz (keratin) maddesinden yapılmış olan bir üst-deri salgısı.

İngilizce'de Tırnak ne demek? Tırnak ingilizcesi nedir?:

nail, overplus-lip, blister, claw

Fransızca'da Tırnak ne demek?:

ongle

Osmanlıca Tırnak ne demek? Tırnak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

zıfr

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

İçel şehri, Gülnar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Tırnak hakkında bilgiler

Tırnak insanda ve birçok omurgalı hayvanda parmak uçlarının dış bölümünü örten boynuzsu tabakadır. Sağlıklı bir insan vücudunda yer alan 20 parmağın her birinin ucunda yer alması gerekir. Tırnaklar keratin adı verilen sertleşmiş proteinden oluşur. Tırnağın başlangıç kısmında deri ile birleştiği alanda bulunan yarımay şeklindeki beyaz şekle lunula adı verilir. Toynaklılar (çift toynaklılar ile tek toynaklılar) grubundan memeli hayvanların tırnağına toynak denir.

İnsanlarda tırnaklar günde ortalama olarak 0,1 milimetre uzar. (100 günde 1 cm) El tırnaklarının uzayıp tamamen yenilenmesi 4-6 ay, ayak tırnaklarının ise 12-18 ay sürer. Tırnakların büyüme süresi kişiden kişiye, yaşa, mevsime, özel bakıma ve kalıtsal özelliklere göre farklılık gösterir. Tırnaklar da tıpkı deri gibi kuruyabilir ve hastalıklar kapabilir. Tırnak yeme huyu ise kişide birçok önemli hastalığın başlamasına sebep olabilir. Tırnak yemeye sebep olan faktörler aşırı gerginlik, sıkıntı ve açlıktır.

Tırnağın kültürdeki etkisi oldukça büyüktür. Batı kültüründe uzun tırnak kadınlığın simgesi olarak kabul görür. Bazı Asya ülkelerinde erkeklerin de tüm tırnaklarını ya da serçe parmak tırnağını uzattıkları görülse de bu tutum birçok batı ülkesinde burun karıştırma ya da kokain kullanma ile ilişkilendirildiğinden hoş karşılanmamaktadır. Bununla birlikte birçok gitar sanatçısı tırnak uzatır. Tırnakları boyama geleneği günümüzden 5000 yıl öncesine kadar gider.

 

Tırnaklar hakkında yanlış bilinen bir söylenti de tırnakların kişinin ölümünden sonra birkaç gün büyümeye devam ettiği inancıdır. Fakat bunun asıl sebebi ölü bedenin gün geçtikçe su kaybetmesi sonucu derinin büzülerek geri çekilmesi sonucu tırnakların daha belirgin hale gelmesidir.

Tırnak ile ilgili Cümleler

  • Tırnak parlatıcı, Budizm kadar ilgi çekicidir.
  • Tırnaklarını ısırma.
  • El tırnak altları, kıymık batmasının en acı verdiği yerlerden biridir.
  • Tırnaklarını yeme alışkanlığı var.
  • Onlar ayak tırnaklarını boyadı.
  • Onun sırtını kaşıma ve tırnaklarını yeme alışkanlığı vardı.
  • Şüphelinin sinirli bir yaradılışı vardı, bir sigara tiryakisiydi ve sapına kadar tırnaklarını yemişti.
  • Tırnaklarını ısırmaktan vazgeç.
  • Ali ayak tırnaklarını kesmediği için çorapları delindi.
  • Tırnaklarımı yemek gibi kötü bir alışkanlığım var.
  • Tırnaklarına fondöten sürmemi istiyor musun?
  • Jale bir tırnak teknisyeni.
  • Tırnaklarını yeme alışkanlığından kurtulmalısın.
  • Jale'nin çok renkli tırnakları var.

Tırnak anlamı, kısaca tanımı:

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Âdemoğlu, âdem evladı.

Omurga : Sırt boyunca uzanarak vücuda destek sağlayan, kemikten, kıkırdaktan veya her ikisinden oluşan, içinde omuriliği barındıran kemik yapı. Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, belkemiği, esas. Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi.

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.

Parmak : Bir işe karışmış olma ilgisi. Arşının yirmi dörtte biri. İnç. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri. Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri. Eni bu organ kadar olan.

Bölüm : Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Çağ, devir. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.

Boynuzsu : Boynuzu andıran, boynuza benzeyen, boynuz gibi, boynuzumsu.

Tabaka : Baskı ve yazıda kullanılan, değişik boyutlarda kesilmiş kâğıt. Katman. Derece. Katman. Cepte taşınan tütün veya sigara kutusu.

Tırnak göstermek : Korkutmak, gözdağı vermek.

Tırnak kadar : Çok az. çok küçük.

Tırnak sürüştürmek : Kavgayı körüklemek.

Tırnak takmak : Kötülük yapmak için bahane aramak.

Tırnağı olamamak : Birinden değerce çok aşağı olmak.

Tırnağına değmemek : Değerce ondan çok aşağı olmak.

Tırnaklarını sökmek : Elindeki güçten yoksun bırakmak, etkisini yok etmek.

Tırnak besleyicisi : Ojeden önce sürülen, tırnakları besleyen ve kırılmasını önleyen bir ürün.

Tırnak derisi : Tırnakların etrafında bulunan ince deri.

Tırnak işareti : Bir metnin içinde başkasından aktarılan yazı veya sözlerin başına ve sonuna konulan noktalama işaretinin adı ("..."), tırnak.

Tırnak kemiği : Tırnağı taşıyan parmak ucundaki kemik.

Tırnak makası : El ve ayak tırnaklarını kesmeye yarayan araç.

Tırnak yeri : Çakı gibi açılıp kapanabilen şeyler üzerine tırnakla kolayca açabilmek için yapılmış kertik.

Badem tırnak : Badem biçiminde uzunca tırnak.

Kaşık tırnak : Demir eksikliğine bağlı kansızlık nedeniyle dışarı doğru dönen tırnak.

Tek tırnak işareti : Çift tırnak içinde verilen bir alıntıda yer alan bir başka sözü belirlemek için kullanılan noktalama işaretinin adı ('... ').

Tepeden tırnağa : Baştan aşağı, her yanıyla, tepeden ayağa. Bütünüyle.

Ayna tırnağı : Aynayı duvara tutturmak için kullanılan nikel veya kromla kaplanmış metal parçası.

Domuztırnağı : Palanganın takılması için kullanılan, bir yanı çatal biçiminde çift tırnaklı, öbür yanı halkalı demir kanca.

Katırtırnağı : Baklagillerden, dalları çok ince, çiçekleri sarı, bazı türleri hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan bir bitki (Genista scoparia).

Keçitırnağı : Kesici ağzı üçgen biçiminde olan oyma kalemi.

Kurttırnağı : Kurtpençesi.

Şeytantırnağı : Çan çiçeğigillerden, genellikle dağlarda yetişen bir çeşit bitki (Phyteuma).

Şeytan tırnağı : Tırnağın yanında oluşan, rahatsız edici, sertleşip kalkmış üst deri.

Dişiyle tırnağıyla : Bütün gücünü kullanarak. Sıkıntılara katlanarak.

Tırnakçı : Osmanlı Devleti'nde her perşembe günü padişahın tırnaklarını kesip temizleyen kimse. Para bozdurmak için gelerek kasadaki veya tezgâh üzerindeki parayı çalan kimse. Verilmesi gereken bir paranın el çabukluğu ile eksik ödenmesi.

Tırnakçılık : Tırnakçının yaptığı iş.

Tırnaklama : Tırnaklamak işi.

Tırnaklamak : Tırnaklarını geçirerek yolmaya, kazımaya veya çekmeye çalışmak. Tırmalamak.

Tırnaklanma : Tırnaklanmak işi.

Tırnaklanmak : Tırnaklama işine konu olmak.

Tırnaklatma : Tırnaklatmak işi.

Tırnaklatmak : Tırnaklama işini yaptırmak.

Tırnaklı : Tırnağı olan.

Tırnaklık : Bir kutunun kapağı üzerinde bulunan ve kapağın tırnakla çekilip açılmasını sağlayan yanlamasına çentik. Tırnak yeri. Namlunun üzerinde bulunan kertik.

Tırnaksı : Tırnağı andıran, tırnağa benzeyen, tırnak gibi.

Tırnaksı kemik : Göz çukurunun iç çeperinde bulunan, küçük, dört köşe ince bir çift kemik.

Attığı tırnak kadar olamamak : Bir kimse, sözü edilenden daha değersiz olmak.

Çift tırnaklılar : Çift parmaklılar.

Dişli tırnaklı : Saldırıcı olan, sözünü geçiren.

Et tırnak olmak : Sıkı aile bağı kurmak.

Et tırnaktan ayrılmaz : "yakın hısımlar arasındaki bağ kolay kolay kopmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Etle tırnak arasına girilmez : "aile anlaşmazlıklarında bir yanı tutmak doğru değildir" anlamında kullanılan bir söz.

Etle tırnak gibi : Birbirlerine candan bağlı, sıkı ilişkili.

İnsan ayaktan at tırnaktan kapar : "birçok hastalık insana ayağını üşütmesi, ata da tırnağı yoluyla gelir" anlamında kullanılan bir söz.

Kestiği tırnak olamamak : Bir kimse, söz konusu olan kimseden değerce çok aşağı olmak.

Tek tırnaklılar : Tek parmaklılar.

Kanca : Bir şey çekmeye yarar, ucu çengelli demir çubuk.

Araç : Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Taşıt. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.

Kıvrık : Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş.

Gemi : Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine.

Demir : Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Güçlü, kuvvetli, sert. Bu elementten yapılmış. Çıpa. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış parça.

Yassı : Yayvan ve düz.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Pasaj. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Güzel, alımlı kız veya kadın. Nesne. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Tane.

Sağlıklı : Sağlık kurallarına uygun olan, hijyen, hijyenik. Sağlığı koruyan. Sağlık durumu iyi olan, sağlam, esen, sıhhatli. Sağlam, doğru, güvenilir, gerçek.

Gibi : -e yakışır biçimde. O anda, tam o sırada, hemen arkasından. -e benzer. İmişçesine, benzer biçimde.

Kanun : Yasa. Geçerli olan kural. Dikdörtgen biçiminde, bir köşesi kesik, yassı bir sandık üzerine gerilmiş tellerden oluşan, tırnak adı verilen çalgıçlarla çalınan ince saz çalgısı.

Mızrap : Telli çalgıları çalmaya yarayan, kemik, maden, plastik veya özellikle kiraz ağacından yapılmış olan alet, çalgıç, tezene, pena.

Tırnak : Heykel dökümünde, kalıp parçalarının birleştirilmesinde kolaylık sağlamak amacı ile yapılmış olan dişlerin her biri. Tırnak işareti. Kanca gibi araçların kıvrık yeri. Ciltçilikte tek yaprakları büküp cildi birleştirebilmek için bir yanında bırakılan şerit durumundaki kenar. Gemi demirinin ucundaki yassı parça. Kanun çalmakta kullanılan mızrap. İnsanda ve birçok omurgalı hayvanda parmak uçlarının dış bölümünü örten boynuzsu tabaka. Tenekecilerin delik açmak için kullandığı alet, keski.

Tırnak aralığı : Ateşlik tırnakları arasındaki açıklık

Tırnak arası makası : Sığırlarda tırnak arasını kesmeye yarayan makas.

Tırnak bıçağı : Bir ucu keskin ve kıvrık veya her iki ucu keskin ve düz, kuvvetli bir sapa monte edilmiş tırnak yontmaya, inceltmeye elverişli bir aygıt, renet.

Tırnak çalmak : Tırnak kaşımak, kavgayı kızıştırmak için iki tarafı tahrik etmek.

Tırnak çatlağı : silindiri korneilere paralel olarak bütünlüğünün bozulması, hlk. fezer, nemke.

Tırnak çekici : Tırnak keskisine vurmaya yarayan aygıt.

Tırnak çekişmek : Lades tutuşmak.

Tırnak çekmek : Yazmacılıkta, boyalı çiçeklerin arasına renkli çizgiler çizmek.

Tırnak düşmesi : Kapsül tırnağın canlı tırnak dokusundan çeşitli nedenlerle tamamen ayrılıp düşmesi, eksungulasyon.

Tırnak ekmeği : Üstüne tırnakla iz yapılmış bir çeşit pide.

Diğer dillerde Tırnak anlamı nedir?

İngilizce'de Tırnak ne demek? : n. nail, fingernail, claw, cam

Fransızca'da Tırnak : ongle [le]; sabot [le]

Almanca'da Tırnak : n. Auswerfer, Huf, Waffe

Rusça'da Tırnak : n. ноготь (M), коготь (M), копыто (N), выбрасыватель (M), отражатель (M), собачка (F), кавычка (F)