Öfek nedir, Öfek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Davarın kışın barındığı yurtlaktan daha küçük yer.

Öfek kısaca anlamı, tanımı

Yurtlak : Yörüklerin yazın ya da kışın oturdukları yer

Barındı : Ağrı şehrinde, Doğubayazıt ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Kışın : Kış mevsiminde, kış süresince.

Barın : Göğüs: Barnıma bir yumruk vardu. Öküzleri otlatma, doyurma. Çekinlerin çarpışma olaylarında gösterdikleri kesit alanlar için kullanılan ölçü birimi. Bütün, hep. Güç, kuvvet. Göğüs. Diyarbakır şehrinde, Kulp belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Davar : Koyun ve keçiye verilen ortak ad. Koyun ya da keçi sürüsü.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Daha : Henüz. Bunun dışında. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz. Var olana, elde bulunana ek olarak.

 

Dava : Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma. Sorun. Sav. Ülkü. Sevgili.

Yurt : Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası, vatan. Diyar. Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer. Bir şeyin ilk veya çok yetiştirildiği yer, vatan. Memleket. Sahip olunan arazi, emlak. Göçebe Türklerin oturduğu çadır. Öğrencilerin kaldığı, barındığı yer. Bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu, yetiştirildiği veya bakıldığı kurum.

Barı : Çit. Bari, keşke, hiç olmazsa, öyle ise. Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper. [Bakınız: ber, bér]. Bağ çubuğu. Yokuş. Pirinç tarlarındaki parsel: Ahmet'in on beş barı pirinçliği var. 6.Köy evlerinde bulunan ocak bacası. Davar sağılan yer, ağıl. Yük. Bahçe ya da avlu duvarı. (Ağıl Eğridir Isparta; Erenköy, İnönü Eskişehir; Yurtbeyi Çankaya, Çağa Güdül Ankara).

Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

Diğer dillerde Ödünlü vergi oranı anlamı nedir?

İngilizce'de Ödünlü vergi oranı ne demek ? : concession rate