Örken nedir, Örken ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hayvanları bağlamaya yarayan kalın ip ya da zincir.

Kavun, karpuz, kabak ve benzerleri sebzelerin toprağın üstüne yayılan kol gibi dalları.

Semeri bağlamaya yarayan enli kuşak, kolan.

Kement.

[Bakınız: örk].

Verem hastalığı.

Öksürük.

Kıldan ya da yünden örülmüş uzun ip.

Urgan, kalın ip.

Kıldan yapılan kalın ip, urgan: Kendir, örme örken yapıydıh.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: örme].

Urgan, ip, yular.

Örken kısaca anlamı, tanımı

Örke : Döveni boyunduruğa bağlayan ağaç parçası. Öfke, sinir. Öfke

Örken telbağı : Çuvalların ağzını dikmeye yarayan ip.

Örkence : Öksürük.

Örkendere : Hayvan dürtmeye yarayan ucu bizli değnek, üvendire.

Örkene un sermek : İstenilen işi yapmaktan çekinmek, ipe un sermek.

Örkenli : Öksürüklü.

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

Öksürük : Ciğerlerdeki havanın, solunum organlarının kasılması ve zorlanmasıyla ağızdan gürültü ile çıkması. Üşütme gibi bir sebeple ortaya çıkan göğüs hastalığı.

Hastalı : Hastalıklı.

Bağlama : Bağlamak işi. Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb. Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz. Ulama.

 

Kement : Hayvanları yakalamak için kullanılan, ucu ilmikli, kaygan uzun ip. İdam için kullanılan yağlı kayış.

Kendir : Kenevir. Kenevirden yapılmış.

Üstüne : İlişkin, üzerine, dair. Hesabına. -den sonra. Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz. -e göre, uygun olarak.

Bağlam : Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Bent.

Zincir : Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ. Altın ya da gümüşten yapılmış takı. Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet. Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ. Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi.

Karpuz : Kabakgillerden, sürüngen gövdeli parçalı sert yapraklı, sarı çiçekler açan bir bitki (Citrullus vulgaris). Lamba karpuzu. Bu bitkinin dışı yeşil kabuklu, içi kırmızı ve sulu, iri meyvesi. Kadın memesi.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Dallar : Fürû' (bk. çocuklar, torunlar...).

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

 

Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

Diğer dillerde Öriyök türler anlamı nedir?

İngilizce'de Öriyök türler ne demek ? : euryoecious