Üç boyutlu film nedir, Üç boyutlu film ne demek

Üç boyutlu film; sinema, tv alanlarında kullanılan bir terimdir.

  • Görüntüsü en ve boydan başka derinlik duygusu da uyandıran, özel gözlüklerle izlenen film

Üç boyutlu film hakkında bilgiler

Üç boyutlu film, derinlik algılamada yaratılan yanılsamayla oluşturulan bir sinema filmi metodudur. Stereoskopik fotoğraflamadan farklı olarak, özel olarak tasarlanmış bir kamerayla, görüntüler iki farklı perspektif ile kaydedilir ve yine özel bir projeksiyon cihazıyla ya da gözlükle, farklı kaydedilmiş iki görüntü bu yanılmasayı oluşturmak üzere oynatılır ve izlenebilir.

Gözler arasında küçük bir mesafe var. Bu mesafeden kaynaklı olarak, iki göz de dünyayı biraz farklı açıdan görür.Beyin iki gözden görüntüleri algılarken, iki resim arasındaki perspektif farklılığını kapatmak ister. Bunu kapatmasıyla oluşan şey 3 boyuttur.

Stereoskopik görüntü çağı 1890’ların sonunda İngiliz film prodüktörü William Friese Greene tarafından öne çıkartıldı. 3D film yapma patentini ilk alan kişidir. Bu patente göre çok az açı farkıyla çekilmiş iki film, bir perdeye aynı anda yansıtılır. İzleyiciler ise stereoskopiyi kullanarak bu iki filmi tek bir film olarak görürler. Fakat bu yöntem çok zor ve masraf gerektirdiği için pek ilgi görmedi.Bu yöntemin pratik olmayışından insanlar başka arayışlara yöneldi.Amerikalı fotoğrafçı Frederic Eugene Ives, 1900’lerin başında stereo kamera icat etti. Bu kamerada iki lens ve lenslerin arasında 4.5 cm boşluk vardı.Bu kameranın icadıyla stereoskopik filmlerin yapımı arttı.

 

İlk 3 boyutlu film Nazi Almanyası sırasında 1936 yılında çekilmiştir. 30'ar dakikalık iki kısa film Berlin'deki Federal Arşivlerde bulunmaktadır.

Üç boyutlu film anlamı, kısaca tanımı:

Görüntü : Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.

Derinlik : Yanaşık veya dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık. Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu. Karanlık, bilinmeyen dönem. Bulunulan yere göre uzakta olan yer. Bir konunun veya durumun özü. Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı. Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi. En duyarlı nokta.

Gözlük : Gözene. Görme bozukluğu olan gözlerin daha iyi görmesine veya gözleri korumaya yarayan, bir çerçeveye yerleştirilmiş çift camdan oluşan araç. Atların çevreden ürkmemeleri için gözlerinin iki yanına takılan siper.

 

Film : Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit. Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü. Sinemalarda gösterilen eser. Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak.

Boyutlu : Boyutu olan.

Boyut : Genişlik, kapsam. Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri, buut. Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı. Durum, nitelik. Film veya fotoğrafta boyut, format.

Duygu : Önsezi. Duyularla algılama, his. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim.

Algılama : Algılamak işi, idrak, idrak etme.

Yaratı : Yaratım.

Yanılsama : Yanlış algılama ve duyu yanılması. Var olan nesne veya canlıyı yanlış, ayrımlı veya değişik olarak algılama, galatıhis, illüzyon.

Sinema : Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı. Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran veya perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi. Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde, yedinci sanat.

Stereoskopik : Stereoskopla ilgili olan.

Fotoğraf : Çeşitli araç ve malzeme kullanarak görüntüyü özel bir yüzey üzerinde sabitleme. Görüntü. Bu yöntemle aktarılarak çoğaltılan resim, foto.