Derinlik nedir, Derinlik ne demek

  • Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı.
  • Yanaşık ya da dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık.
  • En duyarlı nokta.
  • Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu.
  • Bulunulan yere göre uzakta olan yer.
  • Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi.
  • Karanlık, bilinmeyen dönem
  • Bir konunun veya durumun özü.

"Derinlik" ile ilgili cümleler

  • "Su baskısı derinlikte santimetre başına yüz ton ağırlığında olunca, ona beş santimetre kalınlığında da olsa cam mı dayanır?" - Halikarnas Balıkçısı
  • "Tarihin derinliklerine saklanmış olan gerçekler..."
  • "Çıplak ayaklarımla kuyunun derinliklerine doğru iniyorum, iniyorum." - A. Ağaoğlu
  • "Beş altı yüz metre derinliği olan bir topçu müfrezesini yanlayıp geçmek epeyce zormuş." - A. Gündüz
  • "Ta yüreğinin derinliklerinden gelen ağlama sesi." - Y. K. Karaosmanoğlu
  • "Ben şiir yazmayı, resim yapmayı, derinliklerde söyleşmeyi seven Sadri Alışık'ı da tanıdım." - S. İleri

Gitar terimi olarak anlamı:

Bir ses sinyaline kapalı bir alanda çıkıyormuş ve o alanın duvarlarına çarparak yansıyormuş izlenimi veren efekt ve bunu sağlayan cihaz.

Çalgı öz yankısının kişide oluşturduğu his.

 

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Derinlemesine görüntü düzenlemesinin yol açtığı üçboyutluluk duygusu.

Değişik ses kaynaklarının uzay içinde yerleştirilmesinden doğan üçboyutluluk duygusu.

Bir görüntünün, çekimin, görünçlüğün seyircide uyandırdığı üçboyutluluk duygusu.

Bilimsel terim anlamı:

Bir gözlemcinin gözlemlerinde ulaştığı en alt düzey ya da bir gözlem aracının araştırdığı konuların kökeni.

İngilizce'de Derinlik ne demek? Derinlik ingilizcesi nedir?:

deepness, reverb, depth (in shot, of a scene), depth

Osmanlıca Derinlik ne demek? Derinlik Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

umk

Derinlik anlamı, tanımı:

Derinlik kayaçları : Yer kabuğunun derinlerinde, büyük kütleler biçiminde katılaşmış magma kayaçları.

Derinlikölçer : Okyanusun derinliğini ölçmeye yarayan alet, batimetre.

Derinlik ölçümü : Okyanus derinliğinin veya yüksekliğinin özel bir aletle belirlenmesi işlemi, batimetri.

Korozyon derinliği : Metalin korozyondan etkilenen bir yüzeyi ile metalin orijinal yüzeyi arasındaki dik uzaklık.

Derin : Uzun süren. Yüzeyden içeri inen. Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan. İçten gelen. Ayrıntılı. Yoğun. Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan. Dip.

 

Deri : İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Bu tabakadan yapılmış. Toplantı, düğün. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek.

Taraf : Yöre, yer. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yön, yan, doğrultu. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.

Uzak : Eli, gücü veya hükmü yetişmez. Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan. Yakın olmayan yer. Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı. Arada çok zaman bulunan. İhtimali az olan.

Üçüncü : Üç sayısının sıra sıfatı, sırada ikinciden sonra gelen.

Boyut : Durum, nitelik. Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri, buut. Genişlik, kapsam. Film veya fotoğrafta boyut, format. Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Duyarlı : Dış etkenlere karşı duyarlığı olan, duygun, hassas.

Bir : Bu sayı kadar olan. Aynı, benzer. Beraber. Sayıların ilki. Bir kez. Tek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ancak, yalnız. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Eş, aynı, bir boyda. Sadece. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

En : Başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime. Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret. Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik, boy, uzunluk karşıtı.

Nokta : Nöbetçi, gözcü, bekçi. Hiçbir boyutu olmayan işaret. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Orta nokta. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Nöbetçi bulunan yer. Sınır, derece, radde. Yer. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret.

Karanlık : Üzüntü, sıkıntı, perişanlık. Işık olmama durumu. Karışık. Yasalara, töreye uygun olmayan. Işıksız. Gereğince anlaşılıp bilinemeyen, ne olacağı, sonu belli olmayan (durum).

Bilinmeyen : Değeri belli olmayan, bilinmedik (nicelik), bilinmez, meçhul.

Dönem : Yarıyıl. Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre. Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot.

Derinlik algısı : Nesnelerin üç boyutlu olarak algılanabilmesi için gözleyenle nesne arasındaki ya da nesnenin ön yüzü ile arka yüzü arasındaki uzaklığın bilinçte canlandırılması.

Derinlik çizimi : (Resim) Oylumun ve içindeki eşyaların tek bakış noktasına göre bir yüzey üzerine çizimi.

Derinlik çözümü : Baskıya alınıp bilinçaltına itilmiş olan anı, özlem ve yaşantıların incelenmesi.

Derinlik dozu : Organizmanın belli bir derinliğinde bulunan soğrulmuş doz.

Derinlik ruhbilimi : Davranış ve uyumu yönelten ruhsal güçlerin bilinçaltında bulunduğunu savunan ruhbilim türü.

Derinlik taşı : (jeoloji) (coğrafya)

Derinlik yoklaması : Bir görüşmede alınan yanıtların geçerliğini sınamak ya da verilen bilgilerin kökenine inmek amacıyla yapılan yoklama.

Derinlikli : Derinliği olan. İlgili cümle: "“İrdelediği sorunlar, bize henüz fazla derinlikli geliyor.”" S. İleri.

Derinlikölçüm : coğrafya, denizcilik: Denizlerin derinliğini ölçme işi.

Derinliksiz : Derinliği olmayan. İlgili cümle: "“Yazar, asıl romana girinceye kadar yığınla derinliksiz bilgi aktarıyor.”" S. İleri.

Derinlik ile ilgili Cümleler

  • Kendimi okyanusun derinliklerine batırmak istiyorum, ki orada gözden kaybolup bir daha asla görünmeyeyim.
  • Hacmi hesaplamak için uzunluğu enle, daha sonra da derinlikle çarparsın.
  • ''Nehir gibidir insan,sadece yüzeysel bilinir; derinliklerinde ne saklar, ne fırtınalar kopar söylemez. Sadece sessizce akar, gider.'' Mevlânâ Celâleddîn-î Belhî Rûmî
  • Bence Dünya'nın derinliklerinde daha fazla altın olmalı.
  • Kalbimin derinliklerinde hep Mary'i sevdim.
  • Kalbimin derinliklerinde bir ateş var - tutuşan bir kalp.
  • Korkarım benim derinlik algım çok zayıf.

Diğer dillerde Derinlik anlamı nedir?

İngilizce'de Derinlik ne demek? : n. depth, abyss, deep, deepness, perspective, profoundness, profundity

Fransızca'da Derinlik : épaisseur [la], profondeur [la]

Almanca'da Derinlik : n. Teufe, Tiefe

Rusça'da Derinlik : n. глубина (F), глубь (F), углубленность (F), дебри (PL)