Üşük nedir, Üşük ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Soğuk algınlığı.

Genellikle, donma.

Donmaktan morarıp uyuşan organ.

Donmadan sonra, el ayak gibi organlarda süren uyuşukluk, kaşınma.

Soğuk.

Üşümüş kimse.

Yeşilken soğuk vurmuş ekin.

Çukur.

Uyuşuk, budala.

Soğuk vurmuş, bozulmuş (sebze, meyve için).

Soğuktan duyulan uyuşma, acıma.

Üşük tanımı, anlamı

Üşük vurmah : Don vurmak (meyve, sebze için)

Üşüklük : Düşüklük, basitlik.

Soğuk algınlığı : Sıklıkla virüslerin yol açtığı, beden ısısında yükselme, burun akıntısı ile ortaya çıkan solunum yolu hastalığı.

Uyuşukluk : Uyuşuk olma durumu.

Meyve içi : Meyvelerde, tohumların bulunduğu iç bölüm.

El ayak : Küçük çocukların beden eğitimi.

Kaşınma : Kaşınmak işi.

Uyuşma : Uyuşmak (I) işi. Uzlaşma.

Uyuşuk : Duymaz ve hareket edemez duruma gelmiş, uyuşmuş. Gevşek, tembel, sünepe, uyuntu.

Donmak : Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek, buz tutmak. Gelişmemek, yeniliklere açık olmamak. Beklenmedik bir durum karşısında birden hareketsiz kalmak. Eriyik durumda bulunan bir metal katı duruma geçmek. Kimyasal bir etki ile katılaşmak. Çok üşümek. Bitki soğuktan zarar görmek, yararlanılmaz duruma gelmek. Yaşamını yitirmek, soğuktan ölmek.

Budala : Zekâca geri olan (kimse), alık. Ahmak, bön. Bir şeye aşırı düşkün.

 

Üşümüş : Donmuş (sebze, meyve için). Manisa ili, Demirci ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Sebze : Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Soğuk : Isısı düşük olan, sıcak karşıtı. Üşütecek derecede ısısı olan. Duygudan, sevgiden yoksun olan, yakın ve içten olmayan, ilgisiz. Sevimsiz ya da yersiz, antipatik. Isının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu. Cinsel istek duymayan. İlgisiz, sevimsiz bir biçimde veya memnuniyetsizliğini belli ederek.

Yeşil : Sarı ile mavinin karışmasından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk. Olmamış, ham (meyve). Kurumamış, taze (sebze), kuru karşıtı. Bu renkte olan.

Sonra : Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı. Arkadan gelen bölüm ya da zaman. Daha uzak ve ileri bir yerde. Yoksa, aksi hâlde. Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz.

Acıma : Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.

Meyve : Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş. Ürün, sonuç, kâr.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Diğer dillerde Üşersizleşim erkili anlamı nedir?

İngilizce'de Üşersizleşim erkili ne demek ? : deionization potential