Üşütmek nedir, Üşütmek ne demek

  • Üşümesine sebep olmak.
  • Delirmek, aklını yitirmek.
  • Üşüyüp hasta olmak, soğuk almak

"Üşütmek" ile ilgili cümleler

  • "Havanın üşütecek kadar serin olmasına göre sabah yakın." - R. N. Güntekin

Yerel Türkçe anlamı:

Soğuk almak.

Kendinden soğutmak.

Üşütmek tanımı, anlamı:

Üşütme : Üşütmek durumu.

Kafayı üşütmek : Delirmek, çılgınlaşmak.

Üşüme : Üşümek iş.

Sebep : Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey.

Hasta : Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız.

Delirmek : Deli olmak, aklını yitirmek, çıldırmak.

Yitirmek : Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak, kaybetmek. Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek, kaybetmek. Yanlış yola girmek, kaybolmak. Yakın birini ölüm sonucu kaybetmek.

Olmak : Yol açmak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Sarhoş olmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Geçmek, tamamlanmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Sürdürmek, yürütmek. Yetişmek, olgunlaşmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Uymak, tam gelmek. Yitirmek, elinden kaçırmak.

 

Soğuk : Cinsel istek duymayan. Üşütecek derecede ısısı olan. Sevimsiz veya yersiz, antipatik. Isısı düşük olan, sıcak karşıtı. İlgisiz, sevimsiz bir biçimde veya memnuniyetsizliğini belli ederek. Duygudan, sevgiden yoksun olan, yakın ve içten olmayan, ilgisiz. Isının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu.

Almak : Yol gitmek, mesafe katetmek. Satın almak. Başlamak. Yer değiştirmek. Kabul etmek. İçeri sızmak, içine çekmek. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Gidermek, yok etmek. İçeri girmesini sağlamak. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Göreve, işe başlatmak. Kazanç sağlamak. Birlikte götürmek. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Tat veya koku duymak. Erkek, kadınla evlenmek. Sürükleyip götürmek. Yutmak, kullanmak. Görevden, işten çekmek. Örtmek, koymak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. Ele geçirmek, fethetmek. Yolmak, koparmak. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Soldurmak. İçecek veya sigara içmek. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. İçine sığmak. Temizlemek. Bürümek, sarmak, kaplamak.

 

Üşütmek ile ilgili Cümleler

  • Islanıp üşütmek istemezsin, bu yüzden bu şemsiyeyi yanına al.
  • Üşütmek istemedim, bu yüzden kayak yapmaya gitmedim.
  • Üşütmek istemedim, bu nedenle dışarı çıkmadım.

Diğer dillerde Üşütmek anlamı nedir?

İngilizce'de Üşütmek ne demek? : v. chill, catch a chill, be ill with a cold

Fransızca'da Üşütmek : prendre froid, transir

Almanca'da Üşütmek : v. erkälten

Rusça'da Üşütmek : v. проморозить, знобить, простужать, застуживать, простудить, застудить