In a pickle türkçesi In a pickle nedir

  • Zor durumda.

In a pickle ingilizcede ne demek, In a pickle nerede nasıl kullanılır?

In : Halinde. Da. İçeri doğru yönelen. İçeri. Olarak. De. Dahili. İç. Gelmiş olan. İktidardaki.

A : Pek iyi. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Miktar belirtir. Amperin simgesi. Atom ağırlığı. (herhangi) bir. En yüksek not. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Argonun simgesi. Bir.

Pickle : Turşu suyu. Salamura yapmak. Sarhoş etmek. Tuzlayarak saklamak. Turşu kurmak. Dekape etmek (metal bir nesneyi). Asitle temizlemek. Asitle temizlemek (metalurji terimi). Turşu. Metal yüzünü parlatmak.

Be in a pickle : Zor durumda olmak.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a brace of shakes : Göz açıp kapayıncaya kadar.

In a bad light : Negatif bir yolla. Kötü bir ışıkta. Kötü bir yolla. Kötü bir ışıklı.

In a bad fix : Zor bir halde. Zor durumda. Sıkıntıda. Zor bir durumda.

In a big way : Büyük çapta.

In a breeze : Kolayca. Rahatlıkla. Bir solukta. Kolaylıkla.

İngilizce In a pickle Türkçe anlamı, In a pickle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In a pickle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In dire straits : Güç durumda. Çıkmazda. Müthiş sıkıntıda. Darda.

Up a gum tree : Çetrefilli. Güç durumda. Kötü durumda.

 

Has difficulty : Zorluk çekiyor. Sorun yaşıyor.

At a push : Gerekirse. İhtiyaç olursa. İhtiyaç halinde. Zaruret halinde.

Has a hard time : Sorunları var. Sıkıntısı var.

Up against a stone wall : Sıkıntıda. Zorda. Başı dertte. Taş bir duvara karşı. Darda.

At bay : Emniyette. Tuzağa düşmüş. Pusuya düşmüş. Pusu kurulmuş. Tehlikede. Başı belda. Çıkmaza girmiş. Sıkışık durumda. Köşeye sıkışmış.

On the spot : Tehlikede. Hemen. Başı belada. Derhal. Olay yerinde. Hemen oracıkta. Mahallinde. Tam yerinde. Yerinde.

In a cleft stick : Açmazda. Çıkmazda.

In a tight corner : Köşeye sıkışmış vaziyette. Köşeye sıkışmış.

In a pickle synonyms : in a bad fix, in deep water, in a fix, in the soup, in a tight spot.