In point türkçesi In point nedir
In point ile ilgili cümleler
English: I was able to grasp the main points of the speech.
Turkish: Konuşmanın ana hatlarını kavrayabildim.
English: After a certain point, everything became a little more difficult.
Turkish: Belli bir noktadan sonra her şey biraz daha zor oldu.
English: What were the main points of Tom's speech?
Turkish: Tom'un konuşmasının ana noktaları neydi?
English: Give me the main points now.
Turkish: Şimdi bana ana konulardan bahsedin.
In point ingilizcede ne demek, In point nerede nasıl kullanılır?
In : İçeri doğru yönelen. De. Olarak. Halinde. İktidardaki. Çok moda olan. Tutulan. İç. Mevsimi gelmiş. Gelmiş olan.
Point : Bitirmek. Punto. Tevcih etmek. Çevirmek. Nokta. Sivrilmek. Göstermek. Uç vermek. Fermaya oturmak. Tenis, bilgisayar, masa tenisi alanlarında kullanılır.
In point of : Konusunda. Hususunda. Bakımından.
In point of fact : Aslına bakarsanız. Aslında. Gerçekte. Aslına bakıldığında. Şu bir gerçek ki. Aslını ararsan. Aslını sorarsan. Gerçekten. Hakikaten. Gerçek şu ki.
A case in point : Bir durumu en iyi biçimde anlatan örnek. İbret verici. Söz konusu edilen şeyin bir örneği. Tipik bir örnek. İbret.
Break in point : Kavuşma noktası kök yereğrisinin. Kavuşma noktası.
Built in pointing device : Portatif bir bilgisayarın kasasına bağlı hareketli küçük top (eski mouse'ların içerisindeki küçük top benzeri) veya joystick.
İngilizce In point Türkçe anlamı, In point eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak In point ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Advisable : Akla yatkın. Akıllıca. Mantıklı. Doğru. Müsait. Tavsiye edilebilir. Makul. Akla uygun.
Conformable : Konkordanslı. Benzer. Muvafık. İtaatkar. Uyumlu. Mutabık.
Appropriating : El koymak. Mülk edinmek. Tensip etmek. Sahipsiz birşeyi almak. İç etmek. Ayırmak. Özelleştirmek. Tasarruf etmek.
Answerable : Mesul. Sorumlu. Cevap verilebilir. Cevaplanabilir. Yükümlü.
Apropos : Tam zamanında. İle ilgili. -e ait. Hakkında. Zamanı gelmişken. Sırası gelmişken.
Condign : Layık olunan. Hak. Hak edilmiş. Müstahak.
Felicitous : Mutlu. Mesut. Hümayun. İsabet.
Incisive : Zeki. Kesici. Dokunaklı. Soruna doğrudan eğilen. Keskin. Zekice. Direkt. Acı. Sivri.
Convenient : Yakın. Müsait. Elverişli. İşe yarar. Kullanışlı. Rahat. Pratik. Ulaşması kolay.
In point synonyms : apposite, braw, accordant, allowable, becoming, agreeable, decorous, admissible, agreeable to, apt, comme il faut, applicative, calculated, pointed, appropriate, amenable, on the mark, adequate, aptly, to the purpose, appropriates, accurately, adaptable, accommodating, acceptable, to the point, apter, due to, applicable, well directed, adjusted, aptest, befitting.

Bu kısımda In point kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede In point ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce In point anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz In point ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.