Indicating türkçesi Indicating nedir

Indicating ile ilgili cümleler

English: When I call someone stupid, it's not an insult. I'm indicating to him that he has broad potential for intellectual development.
Turkish: Birine aptal dediğimde, bu bir hakaret değil. Ben entelektüel gelişim için onun geniş potansiyele sahip olduğunu ona işaret ediyorum.

Indicating ingilizcede ne demek, Indicating nerede nasıl kullanılır?

Indicating circuit : Gösterge devresi.

Indicating device : Gösterge elemanı. Gösterme tertibatı.

Indicating lamp : İşaret lambası. Gösterge ışığı. Gösterge lambası.

Indicating measuring instrument : Göstergeli ölçme aygıtı.

Air position indicating radar : Hava durum gösterge radarı.

Indications : Endikasyonlar. İşaret. Bulgu. Belirtiler. Çıtlatma. Belirtme. Gösterme. Ölçüm. Belirti.

Indication of a measuring instrument : Ölçme aygıtının gösterge değeri.

Indication : Emare. Çıtlatma. Belirti. Bulgu. Ölçüm. Gözlem yoluyla elde edilen ve bir bilgiye götürebilecek ipucu. Tayin. Belirtme. Gösterme.

Contraindicating : Tedavinin uygun olmadığını göstermek. Kontrendike.

Vindicating : Haklı çıkarmak. Doğruluğunu kanıtlamak. Hakkını korumak. İntikamını almak. Savunmak. Korumak. Kanıtlamak. Temize çıkarmak. Hıncını almak. Aklamak.

 

İngilizce Indicating Türkçe anlamı, Indicating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Indicating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Advertise : Reklam etmek. Reklam yapmak. Tanıtmak. İlan etmek. İlan vermek. Satılığa çıkarmak. İlanla aramak. Reklam yayınlamak. Tanıtım yapmak.

Forerunner : Ata. Selef. Öncel. Önden gelen. Cet. Müjdeci. Haberci. Mübeşşir.

Hints : Üstü kapalı söylemek. Dokundurmak. Hissettirmek.

Give somebody to understand : İma etmek.

Denote : Göstermek (belirtmek vb). İşareti olmak. Adı olmak. Anlamına gelmek. İfade etmek. Simgelemek. Delalet etmek.

Indicate : Sinyal vermek. Delalet etmek. Belirtisi olmak. İndike etmek.

Dictate : Emretmek. Söylemek. Yazdırmak. Dikte etmek. Etkilemek. Zorla kabul ettirmek. Belirlemek. İmla yazdırmak. Söyleyerek yazdırmak. Söyleyip yazdırmak.

Acquaint : Tanıtmak. Bilmek. Tanışmak. Haber vermek. Vakıf olmak. Bilgi vermek. Haberdar etmek.

Daylight : Gün ışığı. Gündüzleri güneşin gönderdiği ışınlardan oluşan ışık. sinema ve televizyonda kullanılan doğal ışık kaynağı. yapma ışığın karşıtı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Boşluk. Şafak. Tan. Gündüz ışığı. Gündüz. Aydınlık.

Bring : Doğurmak. İkna etmek. Kandırmak. Razı etmek. Sebebiyet vermek. Getirmek. Vermek (ceza). Ayıltmak. Neden olmak.

Indicating synonyms : pointing out, signalisation, determination, predecessor, designates, insinuates, precursor, signalization, conduces, claim, compare to, insinuate, compel, affirms, clarifications, advises, conduced, betokens, denotations, brought out, entailing, beckons, callout, connote, denominate, entailed, bode, connoted, intimated, smoke, definition, demonstrations, give a hint.

Indicating zıt anlamlı kelimeler, Indicating kelime anlamı

Indicating antonyms : de iodinating, iodinating.