Intense türkçesi Intense nedir

  • Keskin.
  • Dikkatli.
  • Ateşli.
  • Koyu.
  • İstekli.
  • Yoğun.
  • Çarpıcı.
  • Ölçülebilir bir büyüklüğün, özellikle bir alanın, bir kuvvetin ve bir erkenin, duyu organlarının etkilenmesi ile algılanır durumda olması.
  • Etkileyici.
  • Aşırı.
  • Yeğin.
  • Güçlü.
  • Son derece.
  • Fizik alanında kullanılır.
  • Heyecanlı.
  • Hararetli.
  • Şiddetli.
  • Gergin.
  • Kuvvetli.

Intense ile ilgili cümleler

English: She's an intense woman.
Turkish: O yoğun bir kadın.

English: Ali is a very intense person.
Turkish: Ali çok yoğun bir kişi.

English: Moustapha became fairly fluent in French after about three years of intense study.
Turkish: Yaklaşık üç yıl süren yoğun çalışmadan sonra Mustafa Fransızcada çok akıcı oldu.

English: The bite of this spider causes intense pain.
Turkish: Bu örümceğin ısırması şiddetli ağrıya sebep olur.

English: Art is the most intense mode of individualism that the world has known.
Turkish: Sanat dünyanın bildiği bireyciliğin en yoğun biçimidir.

Intense ingilizcede ne demek, Intense nerede nasıl kullanılır?

Intense colour : Koyu renk.

Intense light : Kuvvetli ışık.

Became more intense : Daha yoğunlaştı. Daha güçlü hale geldi. Güçlendi. Daha yoğun hale geldi.

Intensely : Aşırı derecede. Kuvvetle. Yoğun biçimde. Şiddetle. Son derece. Yoğun bir şekilde. Güçlü. Yoğun ölçüde. Şiddetli biçimde. Yoğun olarak.

 

Intenseness : Koyuluk. Hararet. Kuvvetlilik. Aşırılık. Çarpıcılık. Şiddet. Yoğunluk.

Intenser : Kuvvetli. Aşırı. Yoğun. İstekli. Çarpıcı. Etkileyici. Son derece. Daha yoğun. Koyu. Şiddetli.

Intensifications : Yoğunlaştırma. Kuvvetlendirme. Yeğinleşim. Koyulaştırma. Şiddetlendirme. Kuvvetlenme. Yeğinleme.

Intensifiers : Şiddetlendiriciler. Koyulaştırıcı (fotoğrafçılık terim). Basınçlı hızlandırıcı.

Intensifier : Bir negatifin baskı yoğunluğunu arttırmak için kullanılan çözelti. Artırıcı. Koyulaştırma banyosunun temel kimyasal özdeği. (genellikle amonyaktır). Basınçlı hızlandırıcı. Pekiştirici. Şiddetlendirici. Koyulaştırıcı. Kuvvetlendirici. Koyulaştırıcı (fotoğrafçılık terim). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Intensified : Şiddetlenmiş. Şiddetlendirmiş.

İngilizce Intense Türkçe anlamı, Intense eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Intense ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beyond measure : Hadden aşırı. Haddinden fazla. Aşırı derecede. Çok fazla. Ölçüsüz. Sonsuz. Sayılamayacak kadar çok. Hadsiz hesapsız.

Raging : Öfkeli. Şiddetli olmak. Sinirinden kudurmak. Şiddetli esmek. Kudurmak. Köpürmek.

Vivid : Etkili. Canlılık. Canlı. Parlak. (ışık veya renk) parlak. İnandırıcı. Yalın. Berrak. Hayat dolu.

Adrenalised : Enerji dolu. Coşkulu. Uyarılmış. Tahrik edilmiş (ayrıca adrenalized). Uyandırılmış.

Darkest : Bulanık. Kara. En koyu. Kasvetli. Kötü. Asık suratlı. Işıksız. Gizli. Üzüntülü.

Deader : Bozuk. Kullanılmayan. Çok. Ölmüş. Tam. Unutulmuş. Çıkmaz. Ölü. Sönmüş.

 

Agitated : Çalkalanmış. Telaşlı. Ajite. Tedirgin.

Screaming : Bağıran. Çığlık atan. Gülmekten öldüren. Göze çarpan. Cırtlak. Çok komik. Göz alıcı. Haykıran. Feryat eden.

Condensed : Yoğunlaşmış. Muhtasar. Sıkılaştırılmış. Kısaltılmış. Sıkıştırılmış. Özetlenmiş. Yoğuşuk. Yoğunlaştırılmış.

Bad : Perişanlık. Kötü. Berbat. Batak. Bir dürtüş ya da vuruşa karşı korunmak için yapılan, yerinde ve yeterli olmayan çelgi. Sert. Yıkım. Kötülük. Rahatsız. Yetersiz çelgi.

Intense synonyms : blood and guts, canny, compacted, goosier, fierce, fevered, absorptivity, astronomic, trigger happy, affectional, febrile, charismatics, deeper, brutishly, evangelical, assiduous, blustering, densest, avid, dire, direful, doughtier, bouncier, concentrated, blazing, affective, in a dither, crasser, acoustic feedback, darker, flashier, absolute zero, excited.

Intense zıt anlamlı kelimeler, Intense kelime anlamı

Temperate : İtidalli. İhtiyatlı. Ilımlı. Sıcaklık bakımından ne çok sıcak ne de çok soğuk olmayan. Ölçülü. Aşırıya kaçmayan. Ilık. Mutedil. Alkol almayan. Hesaplı.

Mild : Zarif. Nazik. Ilıman. Mazlum. Halim. Ilık. Hafif. Yumuşak. Yavaş. Ilımlı.

Moderate : Hafiflemek. Ilımlılaştırmak. Yumuşamak. Yatıştırmak. Yatışmak. Azalmak. Ilıman. Makul kimse. Yumuşatmak. Orta.

Intense antonyms : superficial, unsaturated.

Intense ingilizce tanımı, definition of Intense

Intense kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Intense thought. Kept on the stretch. Strained. As, intense study or application. Very close or earnest. Strict. Tightly drawn.