Açık gözenekli cilalama nedir, Açık gözenekli cilalama ne demek

Açık gözenekli cilalama; Gitar alanında kullanılan bir kelimedir.

Gitar terimi olarak anlamı:

Ağacın gözeneklerini doldurmayarak nefes almasına olanak tanıyan ve ağaç hissini kaybettirmeyerek ona saten bir görünüm kazandıran, çok ince bir kat ile uygulanan ve yoğun emek gerektiren cilalama yöntemi.

Açık gözenekli cilalama anlamı, tanımı

Açık göze : Öklit n-uzayındaki birim açık yuvara ilingesel eşyapılı olan ilingesel uzay

Cilalama : Cilalamak işi. Cila sürerek parlatmak, cila vurmak.

Gözen : Başkasının ilgisini çeken, gösterişli kimse. Sulak yer. Kiler. Pınar: Bugün gözen ayıkladık. Keler, bir çeşit kertenkele. Sevimli, hoşa giden. Tunceli kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Açık : Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

 

Cila : Bir şeyi parlatmak için kullanılan kimyasal bileşik. Sert içkiden sonra içilen hafif içki. Parlaklık. Bir şeydeki aldatıcı, göz boyayıcı durum. Gereksiz süs, gösteriş.

Göze : Hücre. Su kaynağı.

Gözene : Kovandan bal alırken arılardan korunmak için başa giyilen, ön tarafı telden başlık, gözlük.

Gözenek : Delikli bir nesnenin deliklerinden her biri. Bir malzemenin içinde irili ufaklı boşlukların bulunması durumu, süngerimsi görünüş. Canlı dokularda dış deri üzerindeki küçük, basit açıklık, mesame. Bitkilerde solunum ve fotosentez için gerekli oksijen ve karbondioksit alışverişine, suyun buhar olarak dışarı atılmasına yarayan, yaprakların alt yüzeyinde çok sayıda bulunan, hücreler arasındaki küçük deliklerden her biri, mesame. Pencere. Bir işlemede, örgüde, ipliklerin kesilmesi, ayrı tutulması yoluyla oluşturulan boşluk, ajur.

Gözenekli : Gözeneği olan.

Kaybettirme : Kaybettirmek işi.

Nefes alma : Soluk alma.

Doldurma : Doldurmak işi. Yükleme. Gereksiz söz ve benzetmelerle dolu anlatım.

Görünüm : Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu, görünüş, manzara, zevahir, vizyon.

Olanak : İmkân.

Yöntem : Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika. Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot.

Saten : Atlas. Parlak, pamuklu kumaş. Bu kumaştan yapılmış.

Nefes : Soluk. Şifa amacıyla hastaya okunan dua. Bektaşi ve Alevilerin görüş ve düşüncelerini belirtmek için yazılmış şiir. Sigara, pipo içilirken içe çekilen duman. Canlılık, hayat belirtisi.

 

Yoğun : Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif. Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Koyu, kalın. Şişman, iri, tombul. Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Kaba, kalın, iri (elek, iğne).

Diğer dillerde Açık gözenekli cilalama anlamı nedir?

İngilizce'de Açık gözenekli cilalama ne demek ? : open pore finishing