Cila nedir, Cila ne demek

Cila; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

Kolsuz kadın kazağı.

Gitar terimi olarak anlamı:

Çalgıların yüzeyine pürüzsüz bir matlık veya parlaklık vermek amacıyla kullanılan genellikle nitro selüloz, polyester, gomalak gibi kimyasalların genel adı.

Bilimsel terim anlamı:

Ağaç eşyaya parlaklık, güzellik veren ve onu dış etkilerden koruyan katman.

Bu katmanı oluşturmada kullanılan gomlak-ispirto karışımı sıvı.

İngilizce'de Cila ne demek? Cila ingilizcesi nedir?:

veneer

Osmanlıca Cila ne demek? Cila Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

cilâ

Cila kısaca anlamı, tanımı:

Cila çekmek : İçilen içkinin etkisini azaltmak veya artırmak amacıyla bir şey içmek.

Cila vermek : Aydınlatmak.

Cila topu : Cila eriyiğini yüzeye sürtmede kullanılan, dışı dokuma bezden, içi yıkanmış yün veya pamuktan hazırlanan topaç.

Cila yağı : Cila topunun, cilalanacak yüzeyde kolayca kaymasını sağlayan, asitsiz, renksiz ve reçinesiz ince yağ.

Mum cilası : Parafin ve bal mumunun terebentin veya neft yağında çözüştürülmesi ile elde edilen, ağaç eşyaları cilalamakta kullanılan madde.

 

Tabanca cilası : Tabanca ile püskürterek yapılmış olan cila.

Cilalı taş devri : Tarihten önceki zamanların ayrıldığı üç devirden biri.

Cilasun : Eli çabuk, becerikli kimse. Yiğit kimse.

Kafa cilalamak : İçki içmek.

Parlatmak : Birini gereğinden fazla övmek. İçki içmek. Güzel, etkili, alışılmamış söz söylemek. Bir yüzeyi düzgün ve parlak duruma getirmek, parlamasını sağlamak.

Kimyasal : Kimyaya ait, kimya ile ilgili, kimyevi.

Bileşik : Birleşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep. Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası. Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren (madde).

Parlaklık : İlgi ve dikkat çekici olma durumu. Bir ışık kaynağının verdiği ışığın, göz gibi bir alıcının üzerinde yaptığı etki. Parlak olma durumu, revnak.

Boya : Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya. Yazmak için kullanılan mürekkep. Aldatıcı görünüş. Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Gereksiz : Boş yere. Gereği olmayan, yararsız, lüzumsuz.

Süs : Anlamı zenginleştiren edebiyat sanatı. Güzellik veren, güzelleştiren şey. Süslemeye, süslenmeye yarayan şey, bezek, süs püs. Süsleme veya süslenme işi.

 

Gösteriş : Gösterme işi. Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için birinin yaptığı yapay davranış, çalım, alım çalım, kurum. Görkem. Göze çarpıcı nitelik, göz alıcılık.

Cila bezi : Cilâ topunda, içine yün ya da pamuğun doldurulduğu dokuma bezden kılıf.

Cila bitirici : Cilalı ya da vernikli yüzeyde bulunan yağı almada kullanılan sıvı.

Cila makinesi : Dolgu ve örtü cilâsı yapmada kullanılan, cilâ topu takılabilen döner kollu makine.

Cilacı : Cila yapan, eşyaya cila vuran kimse.

Cilacık : Kulübe.

Cilacılık : Cilacının yaptığı iş.

Ciladan : Uzun ağaç. İnce, uzun ve çelimsiz insan.

Cilago : Küçük soğan: Buyul kuruh tan doğanlar hep cilago oldi.

Cilalama : Cilalamak işi. Cila sürerek parlatmak, cila vurmak.

Cilalamak : Cila sürerek parlatmak, cila vurmak. İlgili cümle: "“Zehra, lame balo pabuçlarından görünecek olan ayak tırnaklarını da cilaladı.”" C. Uçuk. argo Övmek. argo Tat katmak. İlgili cümle: "“Akşama Canfendi'nin yaptığı bu lezzetli yemek, rakıyı ve eğlenceyi cilalamıştı.”" R. H. Karay. İspirto-gomlak karışımı sıvı ile, belli yöntemlerde çalışarak, ağaç yüzünde parlak, koruyucu katman oluşturmak.

Cila ile ilgili Cümleler

  • Partiye gitmeden önce ayakkabılarını cilalamalısın.
  • Ali ayakkabılarını cilaladı.
  • Ali ayakkabılarını cilalamak istedi.
  • Yarın öğleden sonra arabamı cilalayacağım.
  • Bu ürün hem bir zemin cilası hem de bir tatlı kaplama malzemesidir.
  • Dışarı çıkmadan önce ayakkabılarını cilalamayı unutma.
  • Ayakkabılarımı cilalamak zorundayım.

Diğer dillerde Cila anlamı nedir?

İngilizce'de Cila ne demek? : n. squill; scilla a plant used for medical purposes, a plant used for medical purposes (Botany)

adj. polished

n. polish, varnish, finishing, wax, shine, finish, glaze, glazing, luster, lustre [Brit.], polisher, rubbing varnish, veneer, veneering, chaser, dope, gloss

Fransızca'da Cila : lustre [le], vernis [le]

Almanca'da Cila : n. Firnis

Rusça'da Cila : n. лак (M), лоск (M), полировка (F)