Ağı bardağı nedir, Ağı bardağı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çok yaramaz, haşarı, afacan çocuk.

Becerikli, akıllı ve bilgili kimse.

Atılgan, gözü pek, yaramaz çocuk.

Ağı bardağı anlamı, kısaca tanımı

Bard : Ortaçağ'ın başlarında, Avrupa'da ve daha çok ingiltere'de öykü anlatan sanatçı. Kelt ozanı

Bardağ : Bardak. [Bakınız: bardak]. [Bakınız: badak]. Toprak testi, küçük testi.

Bardağı : Taze incir.

Ağı : Zehir.

Barda : Dam ustalarının kullandığı, başının bir ucu çember parçası biçiminde eğri, öbür ucu keskin çekiç. Fıçıcı keseri.

Dağ : Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümü. Büyük üzüntü, acı. Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan. İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılmış olan yanık.

Becerikli : Becerisi olan, elinden iş gelen, usta, maharetli, mahir, mahirane.

Gözü pek : Korkusuz.

Bilgili : Bilgi sahibi olan, malumatlı, malumattar, malumat sahibi, haberli. Bilgiye dayalı bir biçimde.

Atılgan : Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan, acar. Girişken.

Yaramaz : Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan. Çapkın. Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı.

Afacan : Zeki ve yaramaz (çocuk).

 

Yarama : Yaramak işi.

Akıllı : Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil. Uyanık geçinen. Karşısındakini küçümseme amacıyla söylenen bir söz.

Haşarı : Çok yaramaz, ele avuca sığmayan (çocuk). Huysuz, azgın (hayvan).

Beceri : Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.

Haşar : Çalı fasulyelerinin sarılması için yere dikilen çubuk. Yaramaz.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

Bilgi : İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim.

Diğer dillerde Ağı bakısı anlamı nedir?

İngilizce'de Ağı bakısı ne demek ? : bengemancy