A good türkçesi A good nedir

A good ile ilgili cümleler

English: "Is he a good kisser?" "Tom does everything well."
Turkish: "O iyi öpüşüyor mu?" "Tom her şeyi iyi yapar."

English: "Does he like you?" "No, but he's a good friend and we have fun together."
Turkish: "O senden hoşlanıyor mu?" "Hayır fakat iyi bir arkadaş ve birlikte eğleniriz."

English: "Is it a good hotel?" "Yes, but it is too far."
Turkish: "O iyi bir otel mi?" "Evet, ama çok uzak."

English: A bracelet is a good gift for my sister.
Turkish: Bir bilezik, kız kardeşim için iyi bir hediyedir.

English: "It's a good time for you to take a vacation," the boss said to Jim.
Turkish: Patron Jim'e bu bir tatil yapman için iyi bir zaman dedi.

A good ingilizcede ne demek, A good nerede nasıl kullanılır?

A : Herhangi bir. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. İngiliz alfabesinin birinci harfi. (herhangi) bir. Miktar belirtir. Bir. Amperin simgesi. Argonun simgesi. Belirli bir tür veya nitelikteki. Pek iyi.

Good : Güzel. Menfaat. Çok. Hayırlı. Sağlam. Hayır. Uslu. Yararlı. Doğruluk. Sağlığa yararlı.

A good bearer : Bol meyve veren ağaç. Meyve veren ağaç.

A good buy : İyi iş. Karlı alışveriş. Kelepir. Karlı bir alışveriş.

A good deal : Büyük miktarda. Hayli. İyi iş. Bir hayli. Çok. Oldukça çok. Pek çok. Bir çok. Hatırı sayılır miktarda. Birçok.

 

A good deed : Salih amel.

A good deal of : Epey. Birçok. Bir damla.

İngilizce A good Türkçe anlamı, A good eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak A good ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A good deal of : Bir damla.

A hell of a lot : Çok fazla. Çok fazla miktarda. Bir sürü. Bir yığın. Sürüsüne bereket.

Reasonably : Makul bir şekilde. Akıllı uslu. Akla uygun şekilde. Makul surette. Akla uygun biçimde. Akla yatkın olarak. Oldukça. Mantıklı olarak. Mantık çerçevesinde.

No fewer than : Hiç yoksa. En azından. -dan daha çok. Daha az olmamak kaydıyla.

Notably : Açıkça. Başta ... olmak üzere. Özellikle. Bilhassa. Vurgulanmış bir biçimde. Apaçık. Bayağı. Dikkat çekecek derecede.

Many : Bir yığın. Adl. Birçoğu. Bir çok. Çok. Sürüsüne bereket. Çoğu. Hayli. Kaç. Nice.

Multiple : Çoklu. Çeşitli. Çok. Birden çok. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çok yönlü. Katlı. Multipl. Kat. Birden fazla unsurdan oluşan, birçok kısımlar gösteren. birden fazla organı etkileyen, değişik organlarda aynı anda oluşan.

Far : Öte. Uzun. Uzağa. (pek) çok. Çok. Uzak. Öbür. Pek çok. Daha uzaktaki. İlerlemiş.

Least : En düşük. En küçük miktar. En önemsiz kimse. Adl.en küçük sayı. En önemsiz şey. En az derece. En küçük sayı. Asgari. En az miktar.

Minimum : En küçük miktar. Belen. Minimum değer. Asgari. En düşük. Enküçük. Bilgisayar, bilişim, fizik, uzay alanlarında kullanılır. En düşük derece. Bir değişkenin alabileceği en düşük değer, enk.

 

A good synonyms : numerous, at the least, fully, leastways, highly, a great deal of, min, a fair sum, merest, a great number of, considerably, a great deal, at least, manifold, not a little, a lot, more than, a good few, pretty, lots of, at the very least, deuced, a lot of, many a, any number of, a world of, quite a bit, minimal, a trifle, a great many, a good deal, numerously, leasts.