Accelerator coefficient türkçesi Accelerator coefficient nedir

  • Hızlandıran katsayısı.
  • Yatırımların satış gelirlerinin bir fonksiyonu olduğu ve sermaye-hasıla katsayısının sabit varsayıldığı durumda, milli gelirde ortaya çıkan bir artışın yatırımları ne kadar artıracağını gösteren katsayı.
  • İktisat alanında kullanılır.

Accelerator coefficient ingilizcede ne demek, Accelerator coefficient nerede nasıl kullanılır?

Accelerator : Akseleratör. Herhangi bir organın çalışmasını veya kimyasal bir olayın hızını artıran ilaç veya madde. Fizik, kimya, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Elektron, proton, döteron, alfa parçacığı gibi yüklü parçacıklara çok yüksek kinetik enerji aktaran düzenek. Sempatik sinir. Gaz. Proton ve nötron iyonları gibi yoğun taneciklere büyük kinetik enerji sağlayan cihaz. Yüklü öğeciksel parçacıkları çok yüksek hızlara çıkararak çekirdeksel etkileşimler oluşturan aygıt. Uygun elektrik ya da mıknatıs alanları yardımıyla, yükünleşmiş temel parçacıkları, atomlar ve molekülleri yüksek hızlara çıkararak, çarpışmalarla yeni çekirdek tepkimeleri sağlayan aygıt. İvdireç.

Coefficient : Faktör. Katsayı. İşbirliği yapan. Sabite. Emsal. Koefisyan. Ortak etmen. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır.

Accelerator card : Hızlandırıcı kart.

 

Accelerator globulin : Faktör v. Akseleratör globulin.

Accelerator key : İvmelendirme tuşu. Hızlandırıcı tuş. Belirli işlemler yapmak için hızlı erişim sağlayan tuş dizisi. Hızlandırma tuşu. Kısayol tuşu. Hızlı erişim tuşu.

Accelerator model : Firmaların yapacakları yatırımı satış gelirleriyle ilişkilendiren yaklaşım. krş. hızlandıran ilkesi. Hızlandıran modeli.

İngilizce Accelerator coefficient Türkçe anlamı, Accelerator coefficient eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Accelerator coefficient ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

 

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Accelerator coefficient synonyms : ability rent, ability to pay principle, a change in demand, abnormal budget receipts, a group shares, abnormal budget expenditures.