Accept the fact türkçesi Accept the fact nedir

  • Gerçeği kabul etmek.
  • Gerçekle yüzleşmek.

Accept the fact ile ilgili cümleler

English: I cannot accept the fact that he is dead.
Turkish: Onun ölü olduğu gerçeğini kabul edemem.

English: Ali is unwilling to accept the fact that he needs help when translating.
Turkish: Ali çeviri yaparken yardıma ihtiyacı olduğu gerçeğini kabul etmek istemiyor.

Accept the fact ingilizcede ne demek, Accept the fact nerede nasıl kullanılır?

Accept : Evet demek. Üstlenmek. Kabul etmek. Hazmetmek. Kabullenmek. Razı olmak. Almak. Eyvallah demek. Onaylamak. Normal karşılamak.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Fact : Gözlenebilir ya da görgül işlemlerle kavranabilir olan ve kendine özgü bir örüntüsü bulunan olay. Durum. Unsur. Olmuş şey. Vak'a. Gerçek durum. Olay. Vaka. Vakıa. Bilgi.

Accept the charges : Suçu kabul etmek.

Accept the situation : Durumu kabul etmek. Her şeyi olduğu gibi onaylamak. Durumu kendi isteğiyle kabul etmek. Durumu idare etmek.

The fact of his existence : Onun varolmasının doğası. Varoluş gayesi. Varoluş gerçeği.

Accessary after the fact : Suç işlendikten sonra suçluya yardım eden veya koruyan. Suçluya yataklık eden. Suçun işlendiği sırada orada bulumayan.

 

Apart from the fact that : Bir kenara bırakırsak. -den ayrı olarak. -i bir kenara bırakırsak. -den başka.

Accessory before the fact : Kışkırtıcı. Suçun işlenmesine teşvik suretiyle önceden iştirak eden ferifail. Kışkırtan kimse. Suç ortağı. Azmettiren kimse. Suça ön ayak olan kimse.

Accessary before the fact : (hukuk terimi) bir suça istişare eden ancak işlendiği sırada orada olmayan kimse. Suç ortağı.

İngilizce Accept the fact Türkçe anlamı, Accept the fact eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Accept the fact ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

See the light : Ünlü olmak. Durumunu iyileştirmek. Hidayete ermek. Işığı görmek. Gerçeği anlamak. Kendine çekidüzen vermek. Yenileştirmek. Dünyaya gelmek. Kavramak.

Face facts : Gerçeklerle yüzleşmek. Gerçekleri görmek.

Come clean : Gerçeği söylemek. Gerçeği bütün açıklığıyla söylemek. İtiraf etmek. Açığa vurmak. Kabul etmek. Suçunu itiraf etmek.