Alçı nedir, Alçı ne demek

"Alçı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bir sanatkâr eliyle alçıdan yapılmış, bembeyaz, tertemiz bir kabartma." - P. Safa

Yerel Türkçe anlamı:

Aşığın dik duruşu

Aşık kemiğinin dikine bir yüzü.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Kalsiyum kükürt tuzu, iki molekül su ve bileşik bir mineralden (alçı taşı) elde edilen madde.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

[Bakınız: alca]

Diğer sözlük anlamları:

Aşığın dört yüzünden birinin adı. [Göbek şeklinde çukur olan tarafına "çik", bunun arkasına, yani, tümsek tarafına "tök", üzeri S şeklinde oyuk olan tarafına "kıt", bunun karşısındaki düzce tarafına "alçı" denir.]

Bilimsel terim anlamı:

CaSO4.1/2 H2O; ısıtılınca (100-200°C) suyunun 3/4'ünü yitirerek ak bir toza dönüşen ve su ile karıştırılınca ısı açığa çıkarıp bir süre sonra katılaşma özelliği gösteren özdek.

İngilizce'de Alçı ne demek? Alçı ingilizcesi nedir?:

plaster of paris, gypsum cement, gypsum

Fransızca'da Alçı ne demek?:

plâtre

Alçı hakkında bilgiler

Alçı, alçıtaşı veya kireçten üretilen; mimaride ve sanatta kullanılan, suyla karıştırıldığında macun kıvamını alan ve kuruduğunda sertleşen yapı malzemesi.

Alçıtaşının 158 °C'de pişirilmesiyle elde edilir. Alçı su ile karıştırılınca yitirdiği suyu alarak çabucak donduğundan; yapılarda, kabartma ve süslemecilikte, ortopedide, dişçilikte, heykelcilikte kullanıldığı gibi, toprağın tuzdan arınması için tarımda da kullanılır. İlave katkılarla inşaat sektöründe kaplayıcı malzeme olarak kullanılır pişirilme süresi içindeki su oranıyla doğru orantılıdır.

 

Alçı ile ilgili Cümleler

  • Doktor Tom'a üç hafta boyunca ortopedik alçı giyinmek zorunda olduğunu söyledi.
  • Sol diz üzerinde küçük bir alçı gördü.
  • Noel günü, Tom'un sağ bacağı hâlâ alçılıydı.

Alçı kısaca anlamı, tanımı:

Sanat : Bir şey yapmada gösterilen ustalık. Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım. Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü. Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık. Zanaat.

Dişçilik : Diş hekimliği.

Alçıya almak : Kırılan bir kemiği gereği gibi kaynaması için alçıya batırılmış sargı ile sarmak.

Alçı kalıp : Bir şeyin üzerine alçı dökülerek alınan kalıp.

Alçı levha : Duvarda ve tavanda düzgünlük sağlamak amacıyla iç mekânlarda kullanılan, alçı ve diğer katkı maddeleriyle sıkıştırılmış levha, alçıpan. Tavan süslemelerinde kullanılan ve çeşitli desenleri olan alçıdan yapılmış kalıp.

 

Alçıpan : Alçı levha.

Alçı taşı : Toprak içinde katman olarak bulunan ve pişirilip toz durumuna getirilerek alçı yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat, jips.

Alçıcı : Alçı taşını çıkaran kimse. Tavan ve duvarların alçı ile kaplanmasında çalışan işçi.

Alçılama : Alçılamak işi.

Alçılamak : Alçı ile sıvamak.

Alçılanma : Alçılanmak işi.

Alçılanmak : Alçılama işine konu olmak.

Alçılatma : Alçılatmak işi.

Alçılatmak : Alçı ile kapattırmak, sıvatmak.

Alçılı : Alçı ile sarılmış olan. İçinde alçı bulunan.

Alçılı sargı : Vücudun herhangi bir bölümünde hareketi önleme amacıyla kalsiyum sülfat tozu, hidrofil bez ile hazırlanan ve su karıştırıldığında sertleşme özelliği olan tıbbi destek malzemesi.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Getirilme : Getirilmek işi.

Mimarlık : Mimar olma durumu, mimarın işi ve mesleği. Belirli ölçü ve kurallara göre yapılar yapma sanatı, mimari.

Madde : Para, mal vb. ile ilgili şey. Molekül. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Bir cismi oluşturan öge, öz. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Duyularla algılanabilen nesne. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm.

Kireç : Kalsiyum hidroksit, Ca(OH). Mermer, tebeşir, kireç taşı, alçı taşı gibi birçok taşın özünü oluşturan kalsiyum oksit, (CaO).

Mimari : Mimarlık. Yapı. Mimarlıkla ilgili, mimarlığa ilişkin.

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

Alçı kazıma resim : (Resim) (İtal. : sgraffiare = kazıma) Alçı üzerine yapılan kazıma resim. a. bk. kazıma resim.

Alçıcılar : Kastamonu şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Alçıcılık : Alçıcının yaptığı iş.

Alçık : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Gözcü, kollayıcı.

Alçılar : Kastamonu şehrinde, Devrekâni belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Alçılayabilme : Alçılayabilmek işi.

Alçılayabilmek : Alçılama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Alçılayıverme : Alçılayıvermek işi.

Alçılayıvermek : Çabucak alçılamak.

Alçım : Sert, sarp: Onların işi alçıma sarmış. Çeşit, tür: Alçım alçını sürme olsam -Yar kaşına sürse beni.

Diğer dillerde Alçı anlamı nedir?

İngilizce'de Alçı ne demek? : [Residual-current device] n. plaster, plaster of paris, cast

Fransızca'da Alçı : platre [le]

Almanca'da Alçı : n. Gips

Rusça'da Alçı : n. гипс (M)