All in all türkçesi All in all nedir

  • Son.
  • Hepsi.
  • Hepsi içinde.
  • Herşeyi hesaba katarak.
  • Neticede.
  • [#sonuç Sonuçta].
  • Her şeyi hesaba katarak.
  • Bütün olarak (değerlendirildiğinde).
  • Herşey.
  • Her şeyi düşünerek.
  • Topu topu.

All in all ile ilgili cümleler

English: All in all, after ten years of searching, my friend got married to a girl from the Slantsy region.
Turkish: Her şeyi düşünerek, on yıllık araştırmadan sonra, arkadaşım Slantsy bölgesinden bir kızla evlendi.

English: But all in all, things have gone well.
Turkish: Her şeyi göz önüne alırsak, işler yolunda gitti.

English: He hasn't done badly, all in all.
Turkish: O bütün olarak, kötü yapmadı.

English: Work is all in all to me.
Turkish: İş bana göre her şeydir.

English: There are some misprints, but all in all, it's a good book.
Turkish: Bazı baskı hataları var fakat her şeyi hesaba katarsak iyi bir kitap.

All in all ingilizcede ne demek, All in all nerede nasıl kullanılır?

All : Her iki taraf. Tümünü. Tamamen. Tüm. Herkes. Bütün. Bütünüyle. Her şey. Büsbütün.

In : İçine. Halinde. De. İktidardaki. İçeri. Çok moda olan. Olarak. Da. Gelmiş olan. İç.

All in : Bitkin düşmüş. Külçe gibi. Turşu gibi. Her şey dahil. Yorgun. Bitkin. Herşey dahil. Yorgunluktan tükenmiş. Çok yorgun.

All in a tumble : Darmadağınık. Altüst. Karmakarışık.

 

All in ballast : Tüvenan balast.

All in the same breath : Aynı zamanda.

All in the family : Çok iyi bilinen bir abd televizyon dizisi. Aile içinde. Aile arasında (gizli vb).

All included : Hepsi dahil. Her şey dahil.

All in one : Çok değişik özelikler ile tek bir birimden oluşan. Tümü bir arada. Hepsi bir arada. Hem ... hem de. Tek parçadan oluşan.

All inclusive : Her şey dahil. Geniş kapsamlı.

İngilizce All in all Türkçe anlamı, All in all eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak All in all ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

The whole schmear : (ibranice'den) bir faaliyetin tamamı.

Conclusive : Kati. Anlaşılmış. Nihai. Tahdidi. Kesinleşmiş. Şüpheleri ortadan kaldıran. Kesin. İnandırıcı.

All : Hep. Her. Her iki taraf. Bütünüyle. Herkes. Her biri. Her şey. Tüm. Bütün. Oyunun herhangi bir anında oyuncuların sayı ya da dönem bakımından eşit durumda olduklarını bildiren deyim.

The whole ball of wax : Her şey. Tamamı. Tüm balmumu topu. Bütün herşey. Bütün şeyler. Bütünü.

Caboodles : Cemaat.

Hundred percent : Bütün. Yüzde yüz. Tam. Kesin. Şüphesiz (yüzde yüz).

Conclusion : Karar. Bir araştırma ve irdelemede elde edilen sonuç. Hüküm. Anlaşma. Ceza. Varılan sonuç. Vargı. Yargı. Netice.

Crucial : Haç. Can alıcı. Çapraz. Çok önemli. Kritik. Ehemmiyetli. Kesin. Çetrefilli. Zor.

On the upshot : Kısacası.

Anythings : Herhangi birşey. Her şey. Herhangi bir şey. Hiçbir şey. Ne olsa. (herhangi) bir şey. Bir şey.

All in all synonyms : afterbirth, close, conclusions, all of it, afterbirths, ultimately, all of, everything, conclusory, entires, boundary, all and sundry, breakup, the good and the bad, on the whole, closer, altogether, aftermath, entire, alls, in conclusion, overall, concluding, aftermaths, at the end of the day, after all, eventually, all told, all of them, in the long view, in all, closure, caboodle.