Allow for türkçesi Allow for nedir

  • Akılda tutmak.
  • Tolerans göstermek.
  • Süre tanımak.
  • İzin vermek.
  • Olanak sağlamak.
  • Göz önüne almak.
  • Biraz daha beklemek.
  • Fırsat vermek.
  • İmkan tanımak.
  • Hesaba katmak.
  • Yer vermek.
  • Göz önünde bulundurmak.
  • Müsamaha göstermek.
  • Öngörmek.
  • Hesaba almak.

Allow for ile ilgili cümleler

English: We must allow for some delays.
Turkish: Bazı gecikmeler için izin vermeliyiz.

English: The pond is too shallow for swimming.
Turkish: Havuz yüzülemiyecek kadar çok sığ.

English: You have to allow for the boy's age.
Turkish: Çocuğun yaşı nedeniyle izin vermek zorundasın.

English: We must allow for some delay.
Turkish: Biraz gecikmeyi hesaba katmalıyız.

Allow for ingilizcede ne demek, Allow for nerede nasıl kullanılır?

Allow : İndirim yapmak. Ayırmak. İmkan vermek. Vermek. Hoş görmek. İzin vermek. Hesaba katmak. Düşünmek. Sağlamak. Göz önüne almak.

For : -e elverişli. Karşılığında. Dair. Namına. -e rağmen. -dır. Süresince. Yerine. Yönünden. Dolayı.

Allow for tare : Darasını düşmek.

Allow accented uppercase : Vurgulu büyük harfleri kullan.

Allow additions : Ekleme izni.

Allow bail : Kefalete izin vermek. Kefaletle serbest bırakmak.

İngilizce Allow for Türkçe anlamı, Allow for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Allow for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Ranked : Dizilmek. Sıraya koymak. Sayılmak. Rütbesi olmak. Sıra olmak. Yüksek rütbeli olmak. Sıraya koyulmuş. Dizmek. Düzeyli.

Stipulate : Şart koşmak. Taahhüt etmek. Şartları belirlemek. Anlaşma yapmak. Koşul koymak. Koşula bağlamak. Garanti etmek. Şart koymak. Şarta bağlamak.

Count in : Saymak. Dahil etmek. Katmak. İçermek.

Kept in mind : Unutma.

Give a break : Şans tanımak. Mola vermek. Huzur vermek.

Regard : Gibi görmek. Saymak. Önemseme. Umursamak. Kulak asmak. Bakış. Saygınlık. İtibar. Takdir etmek. Olarak ele almak.

Allows : İndirim yapmak. Fikrinde olmak. Düşünmek. Vermek. Koyvermek. Kabul etmek. Ayırmak. İmkan vermek.

Predicts : Yordamak. Öngörüde bulunmak. Önceden söylemek. -e hakkında kehanette bulunmak. Önceden haber vermek. Önceden bildirmek. -e dair kehanette bulunmak. Kehanette bulunmak. Tahmin etmek.

Allow : İmkan vermek. Düşünmek. Koyvermek. İndirim yapmak. Müsaade etmek. Kabul etmek. Ayırmak. Hoş görmek. Vermek.

Take into account : Gözönüne almak. Dikkate almak. Nazara almak. Hesaplamak. Düşünmek. Göz önünde tutmak.

Allow for synonyms : balance, authorising, keep in view, take cognizance of, bear in mind, count, respite, seen, authorizing, conceives, regarded, give fair quarter, consent, prescribes, indulging, take into consideration, conceive, respiting, provide for, prescind, allowing for, envisages, bargain for, allow of, stored, facilitate, enables, store, counted, respites, considers, accommodate, foresee.