Alow türkçesi Alow nedir

  • [#alt Altında].
  • Daha altta.
  • (eski kullanım) altında.
  • Aşağıda.
  • Aşağaıda.

Alow ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary live in a bungalow.
Turkish: Ali ve Mary bir bungalovda yaşıyorlar.

Alow ingilizcede ne demek, Alow nerede nasıl kullanılır?

Bungalow : Sayfiye evi. Bungalov. Geri zekalı. Tek katlı ev. Aptal. Tek katlı kır evi. Salak. Tek katlı tahta ev. Tek katlı verandalı ev.

Bungalows : Salak. Tek katlı tahta ev. Tek katlı ev. Tek katlı kır evi. Bungalov. Geri zekalı. Aptal. Sayfiye evi. Tek katlı verandalı ev.

Alochia : Aloki.

Alod : Tam mülk. Mal sahibinin tam ve mutlak mülkü. Başkasına tabi olmadan sahip olunan mülk. Bağımsız olarak sahip olunan ve bir derebeyine herhangi bir yükümlülük olmayan veya ücret ödenmeyen mülk.

Alodial : Bağımsız mülk sahibi.

Aloe fibre : Sarısabır lifi.

Aloft : Yukarı. Havaya. Havada. Yükseklerde. Gemi direğinde. Armada. Üst kısımlarda. Yukarıda. Yukarıya. Yukarda.

Aloe vera extract : Çeşitli aloe familyası yapraklarından çıkartılan usarenin (öz), güneşte veya ısıtılarak yoğunlaştırılmasıyla elde edilen, yanık tedavisinde kullanılan bir madde, aloe vera ekstresi. Çöl zambağı ekstresi.

Aloe barbadenis : Çöl zambağı. Ölümsüzlük bitkisi.

Aloe : Ödağacı. Sarısabır. Zambakgiller (liliaceae) familyasından, yaprakları etli, sarı çiçekli, yapraklarından elde edilen sıvı müshil olarak kullanılan, ülkemizde akdeniz bölgesi'nde yetişen, çok yıllık bir tür.

 

İngilizce Alow Türkçe anlamı, Alow eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Alow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Digest : Düzenlemek. Kavramak. Hazmetmek. Parçalanmak. Sindirilmek. Özet. Katlanmak. Besinleri sindirmek. Dayanmak. Kafada şekillendirmek.

Give : Hediye etmek. Armağan etmek. Bahşetmek. Yapıvermek. Uçlanmak. Ödemek. Bulaştırmak. Esnemek. Vermek. İtiraf etmek.

Let : Dürmek. Vermek. Koyvermek. Gevşetmek. Dirmek. Başlama atışını türlü nedenlerle sayılmaz kılan ve atışın yenilenmesini bildiren hakem kararı. Kiraya vermek. Bırakmak. Kiraya verilmek. Meydan vermek.

Subbings : Üye aidatı. Yerine geçmek. Altyazı. Yardımcı. Denizaltı. Yerini doldurmak. İçinde. İçine. Altına.

Suffer : -e uğramak. Kötüye gitmek. Çekmek. Kalitesi düşmek. Istırap çekmek. Zayiat vermek. Uğramak. Değer kaybetmek. Katlanmak. Mağdur etmek.

Beneath : Alta. Altta. Aşağıya. Yer altında. Altına. Aşağıdan.

Down below : Altına.

Legitimize : Haklı göstermek. Tanımak. Mazur göstermek. Meşruluk kazandırmak. Haklı çıkarmak. Nesebini tashih etmek (çocuğun). Babası olduğunu onaylamak. Yasallaştırmak. Onaylamak. Yasal hale getirmek.

Tolerate : Hoş görmek. Takat getirmek. Hazmetmek. Tahammül etmek (organizma vb). Göz yummak. Boşluk bırakmak. Müsamaha etmek. Hoşgörmek. Acıya dayanmak. İdare etmek.

Consent : Muvafakat etmek. İzin vermek. Razı gelmek. Rıza göstermek. Rızası olmak. Onay. Kabul etmek. Razı olmak. Rıza. İzin.

 

Alow synonyms : allow in, abide, subbing, subbed, legitimatise, grant, trust, belows, down there, furlough, below, downstairs, sub, pass, clear, underneath, favour, adown, privilege, neath, brook, intromit, bear, permit, countenance, decriminalize, infra, let in, below somebody, legitimate, stomach, under, legalise.

Alow zıt anlamlı kelimeler, Alow kelime anlamı

Prevent : Önden gitmek. Mani olmak. Engellemek. Alıkoymak. Engel olmak. Engel oluşturmak. Önüne geçmek. Menetmek. Yol göstermek. Kösteklemek.

Refuse : Ayak diremek. Süprüntü. Refüze etmek. Geri çevirmek. Çöp. Cerh etmek. Döküntü. Karşı koymak. Atık. Kaçınmak.

Criminalise : Yasadışı olarak duyurmak. Mücrimleştirmek. Bir kimseyi suçlu duruma düşürmek. İllegal ilan etmek. Suçlu muamelesi yapmak. Suçlu ilan etmek. Yasa dışı olduğunu beyan etmek. Yasadışı yapmak. Suçlu yaratmak. Bir kimseye suçlu muamelesi yapmak (ayrıca criminalize).

Alow antonyms : forbid, outlaw, disallow, criminalize, reject.

Alow ingilizce tanımı, definition of Alow

Alow kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : In a lower part. Below.