Ankylosed türkçesi Ankylosed nedir

Ankylosed ingilizcede ne demek, Ankylosed nerede nasıl kullanılır?

Ankylose : Birlikte büyümek ve birleşmek. Ankiloz. Kaynaşma. Birbirine kaynaşma anlamında olup özellikle iki kemiğin birbirine veya dişin kemiğe kaynaşması.

Ankylosaur : Kretase döneminde yaşamış olan aşırı derecede zırhlı otobur dinozor.

Ankylosing spondylitis : Ankilozan spondilit.

Ankylosis : Eklem katılaşması. Patolojik bir olay nedeniyle, eklemi oluşturan kemiklerin birbiriyle kaynaşması veya oynakların kaynaşması sonucu eklemin hareket yeteneğini kaybetmesi, oynakların yapışması, eklem katılığı. eklem ve civar dokuların yangılarından, dejeneratif bozukluklardan veya kemik kırıklarından kaynaklanır. Oynakların yapışması. Eklem katılığı. Eklemlerin sertleşmesi. Kaynaşma (kemik). Ankiloz.

Ankylostoma : Ankilostom.

Ankylostomiasis : Ankilostomazi. Kancalı kurt hastalığı.

Ankylodontia : Diş dizilimdeki düzensizlik. Ankilodonti.

Ankyloglossia : Anlaşılır bir biçimde konuşamama. Ankiloglosi. Dil gemciğinin dilin serbest hareketine engel olacak kadar kısa olması. köpeklerde görülür. Ankiloglossi. Konuşma bozukluğu.

Ankylus : Ankilus. Eğri, bükük, çarpık, kavisli.

Vertebral joint ankylosis : Omur eklemi ankilozu. Bir omur ekleminin hareket yeteneğinin kaybolması, spondilozis.

 

İngilizce Ankylosed Türkçe anlamı, Ankylosed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ankylosed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conglutination : Yapışma. Kaynama. Konglutinasyon.

Fusion : Erimiş kütle. Eriyip kaynaşma. İki firma ya da şirketin, hukuki varlıklarını sona erdirerek, yeni yasal unvan altında bir araya gelmeleri sonucu, her türlü varlık ve yükümlülüklerin yeni oluşturulan firmaya devredilmesi ya da bu iki firmadan birinin diğerine katılması. Kimi çekirdeklerin, çok yüksek sıcaklıklarda ve çok büyük nicelikte erke salarak birleşip, daha.büyük bir çekirdek oluşturmaları. Isı etkisiyle örüt yapıları çözülen katıların, sıvı evreye geçmeleri olayı ; donmanın tersi. Mecz olma. Birleştirme. Kaynaşım. Kimi virüslerin hücreye giriş için kullandıkları, virüs zarfıyla hedef hücrenin zarlarının kaynaşması sonucunda virüsün hücreye girmesiyle sonuçlanan bir yöntem. kaynaşma, birbirine temas eden iki organın birbirine yapışması. Birbirinden ayrı iki ya da daha çok mal yapısının saptanması ve kabul edilen biçim ve koşullarla birleştirilerek bir tek ortak mal yapısı elde edilmesi.

Bring together : Kavuşturmak. Toplamak. Cemetmek. Buluşturmak.

Saturations : Saturasyon. Özümseme. Canlılık (renk). Massetme. İçine alma. Koyuluk. Doyma. Doyurma. Canlılık.

Join : İki şeyin birleştiği yer. İltihak etmek. Çitmek. İştirak etmek. Yapıştırmak. Birleştirmek. Birleşme çekidi. İki film parçasının birbirine yapıştırıldığı bölüm. Yapıştırma eylemi. Buluşmak.

 

Fusions : Erime. Füzyon. Birleşme. Erimiş kütle. Eritme. Birleştirme.

Contraction : Ayrı hecelerdeki iki ünlünün bir tek ünlüde veya birden çok hecedeki seslerin tek hecede toplanması olayı. bu olay daha çok kelime birleşmelerinde görülür: gidemedim (< kēt-e umadum), sekiz on > seksen, dokuz on > doksan, cumartesi (< cuma ertesi), niçin (< ne için), neyse (< ne ise), her neyse (< her ne ise), nasıl (< ne asıl), neylersin (< ne eylersin), ayol (< ay oğul), güllaç (< güllü aş), sütlaç (< sütlü aş), yirmi (< yigirmi), doğurmak > dbormak, yapurgak > yaprak, geleceğim > gelcem vb. Bir kelimede yanyana bulunan iki veya daha çok hecedeki seslerin yahut da yanyana bulunan iki kelimeden birincinin son sesi ile ikincinin önsesinin birleşip kaynaşması ve dolayısıyla hece sayısının azalması olayı: et. -ne erse ne > eat. nesene > tt. nesne; et. yiğirmi >tt. yirmi, eat. ol ara >tt. ora, eat. şol ara >tt. şura, eat. bu ara >tt. bura; bad-i heva>bedava, kahve altı>kahvaltı, çehar şenbe>çarşamba, yaz-a u-madım>yazamadım, ne için>niçin?, ne asıl>nasıl?, sütlü aş>sütlaç, ne edeyim?>nideyim? anad. ağzl.: geliyorum>geliyom, alıp beri gelmek>babermek «getirmek», ne şekil>neşbal «nasıl?» vb. Kasılma. Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen, kayaçların oylum değiştirmeleriyle ilgili fiziksel olay. bk. genleşme, mekanik parçalanma. Bir kasın, telin vb.nin görev sırasında kısalması. kontraksiyon. Daraltma. Kısalma. Kapma. Çekilme. Küçülme.

Mixtures : Karışım. Karıştırma. Karışma.

Coalescence : Bütünleşme. İki ya da daha çok sıvı damlasının, yüzey gerilimlerini yenecek denli birbirlerine yaklaşarak, tek bir damla oluşturmaları. Birleşme.

Anchylosis : Birlikte birleşme. Kaynaşma (kemik). Pekişme (eklemler veya kemikler ). Ankiloz. Patolojik bir olay nedeniyle, eklemi oluşturan kemiklerin birbiriyle kaynaşması veya oynakların kaynaşması sonucu eklemin hareket yeteneğini kaybetmesi, oynakların yapışması, eklem katılığı. eklem ve civar dokuların yangılarından, dejeneratif bozukluklardan veya kemik kırıklarından kaynaklanır.

Ankylosed synonyms : ancylose, commingling, symphysis, grow, ankylose, merger, saturation.

Ankylosed zıt anlamlı kelimeler, Ankylosed kelime anlamı

Disjoin : Ayırmak. Bağları kopmak. Birleşmesine engel olmak.