Apokrif nedir, Apokrif ne demek

Apokrif; bir edebiyat terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

Apokrif hakkında bilgiler

Hristiyanlıkta Apokrif, kanonik (dini otoritelerce genel kabul görmüş) dini metinlerin ve kitapların parçası olmayan metin. Dini metinlerin doğruluğunun şüpheli olduğu durumları tanımlamak amacıyla kullanılır. Kitab-ı Mukaddes'e eklenmemiş metinler apokrif kabul edilir.

Apokrif sözcüğünün kökeni Yunanca apokruptein (saklamak, gizlemek) sözcüğüne dayanır. Bu kökten türemiş Yunanca apokruphos (gizli) sözcüğü eklestik Latinceye ve sonrasında diğer dillere apocrypha formunda geçmiştir.

Eski Antlaşma dönemiyle ilgili apokrif kitapların çoğunluğu İbranice ya da Aramice yazılmış olmalarına karşın, yalnızca Grekçe biçimleriyle günümüze ulaşmışlardır. Bu da metinlerin Eski Antlaşma’nın ilk Grekçe çevirisi olan Septuaginta’da toplu olarak korunmasından kaynaklanmaktadır. Eski Antlaşma’nın MÖ 3. yüzyılda yapılmaya başlanan ve dünyada o dönem en yaygın dil olan Grekçedeki bu çeviri çok kısa bir süre içinde yaygınlaşmıştır.

Roma Katolik Kilisesi 1546 yılında Trento Konsili’nde bu kitapları Kutsal Kitaplar’ın arasına almıştır. Katolikler söz konusu kitaplardan “Deuterokanonik”, yani Kutsal Kitap listesine sonradan eklenmiş kitaplar olarak söz ederler. Ortodoks Kilisesi ise “Deuterokanonik” olarak adlandırdığı kitapları 1642 Yaş ve 1672 Kudüs konsillerinde “Kutsal Yazılar’ın gerçek parçaları” olarak adlandırmıştır. Günümüzde birçok Ortodoks din bilgini Atanasyus ve Jerome’nin çizgisini izleyerek bu kitapların Kutsal Yazılar’ın diğer bölümlerinden daha az yetkili olduğunu kabul etmektedir. Protestanlar ise bu kitapları Kutsal Kitap’ın bir parçası olarak değerlendirmezler. Bu parçaları “Apokrifler” diye adlandırırlar. Martin Luther Apokrifler’e Kutsal Yazı gözüyle bakmamasına rağmen onların “okunması iyi ve yararlı kitaplar” olduğunu belirtmiştir.

 

Apokrif tanımı, anlamı:

Doğrulu : Bir doğru boyunca olan, müstakim.

Güven : Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat. Yüreklilik, cesaret.

Hristiyanlık : Hristiyan olma durumu. Hristiyan dini, İsevilik, Nasranilik. Hristiyan dünyası.

Kano : Kürekle yürütülen dar, uzun, hafif tekne.

Otorite : Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü, yetke, sulta, velayet. Siyasi veya idari güç. Çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş, başarılı kimse.

Genel : Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.

Kabul : Bir öneriyi uygun bulma, onaylama. Konukları veya işi olanları yanına, katına alma. Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma. Sunulan bir şeyi, armağanı alma. Akseptans. Bir yere alınma.

 

Metin : Bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünü, tekst. Basılı veya el yazması parça, tekst.

Söz : Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi. Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil. Kesinlik kazanmayan haber, söylenti. Müzik parçalarının yazılı metni, güfte. Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme. Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Yazı : Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü. Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale. Alfabe. Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü. Harfleri yazma biçimi. Düz yer, ova, kır. Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi. Yazgı.