Kano nedir, Kano ne demek

Kano; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Kürekle yürütülen dar, uzun, hafif tekne

"Kano" ile ilgili cümle

  • "Yelkensiz ve dümensiz kotra, şimdi bir kano sürati ile hareket ediyordu." - A. Gündüz

Kano hakkında bilgiler

Kano, düz tipli, tek bir pagayla yürüyen, hafif ve portatif teknedir. Kano kelimesi Karayiplilerin dilindeki kenu kelimesinden gelmiş ve İspanyolcaya canoa olarak geçmiştir.Türkçeye Fransızcadan geçmiştir. Dünyada bulunan en eski kano MÖ 8200 ile 7600 yılları arasında yapıldığı tespit edilen ve Hollanda'da bulunup müzede sergilenen bir kanodur. Danimarka'da bulunan ağaçtan oyma kanoların MÖ 5300 ile 3950 yılları arasında yapıldığı bulunmuştur.

Bu tekneyle akıntılı ve durgun sularda yapılmış olan spora da kano sporu denir. Kano 1936 Berlin Olimpiyatlarından itibaren olimpik spor kategorisine dahil edilmiştir.

Eskimo kayığı

Kano ile ilgili Cümleler

  • Kanoyla akıntı yönünde yol aldık.
  • Ali ve Mary kamp yapacak bir yer arayarak sahil boyunca kanolarını kullandılar.
  • Büyük bir dalga kanoyu devirdi.
  • Bizim bir kanomuz var.
  • Dev dalga Kanoyu sular altında bıraktı.
  • Ali takım arkadaşlarıyla kanoda oturuyordu.
  • Kano ile bir nehirden aşağıya doğru gittik.
  • Belki de kanomu satmamalıyım.
  • Ali asla tek başına kanosuyla dışarı çıkmaz.
 

Kano tanımı, anlamı:

Yürü : "devam et, git" anlamında kullanılan bir söz.

Hafif : Kalınlığı veya yoğunluğu az olan. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Önemli olmayan. Etkisi az olan, sert karşıtı. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Gücü az olan, belli belirsiz. Güç veya yorucu olmayan, kolay. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı.

Tekne : Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap. Havza. Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü. Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası. Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü, ineç, kemer karşıtı. Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü. Bir tür küçük deniz taşıtı.

Kanon : Eşit aralıklarla ilerleyen ancak birlikte değil, art arda duyulan iki veya daha çok sesin birbirini sürekli taklit etmesiyle oluşan bütün.

Kanotiye : Düz kenarlı şapka.

Kürek : Küçük deniz teknelerini yürütmeye yarayan, bir ucu yassı, uzun ağaç. Kürek cezası. Toprak, kömür vb.ni bir yerden bir yere alıp atmaya, taşımaya yarayan ve yayvan bir bölümü, buna bağlı uzun bir sapı bulunan araç.

Portatif : Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen, seyyar. Sökülüp başka yerde kurulma imkânı bulunan.

Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.

İspanyolca : Hint-Avrupa dillerinden, İspanya'da, Brezilya dışındaki Latin Amerika'da ve İspanyol uygarlığını benimsemiş ülkelerde kullanılan dil. Bu dille yazılmış olan.

 

Geçmiş : Çürümeye yüz tutmuş. Zaman bakımından geride kalmış, esbak. Geçme işini yapmış. Arkada kalan hayat. Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları. Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi.

Fransızca : Bu dille yazılmış olan. Hint-Avrupa dillerinden, Fransa ve Fransız uygarlığını benimsemiş ülkelerde kullanılan dil.

Dünya : Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun. Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Duygu, düşünce ve hayal âlemi. Herkes. Dış, çevre, ortam. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu.

Kanoğlu : Şanlıurfa şehri, Kabahaydar bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Tunceli kenti, Çiçekli nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Kanoid : Belli bir düzleme parelel olan ve belli bir eğriyi kesen doğruların kümesi,

Kanola : Kolza.

Kanola küspesi : Kanola tohumlarından yağın alınmasıyla elde edilen, kanatlılar için 2100 kcal/kg, geviş getiren hayvanlar için 2500 kcal/kg metabolik enerji değeri olan, proteince zengin yem.

Kanola yağı : Kolza tohumu yağı.

Kanonik : Epikuros'un mantığa verdiği ad.

Kanopus : (astronomi)

Kanora : Cariye, odalık.

Kanoturmağ : Dizanteri olmak.

Diğer dillerde Kano anlamı nedir?

İngilizce'de Kano ne demek? : [Kano] n. canoe, light narrow boat propelled by paddles

n. canoe, kayak

Fransızca'da Kano : canoë [le]

Almanca'da Kano : n. Kajak, Kanu

Rusça'da Kano : n. каноэ (N)