Ardışık devre nedir, Ardışık devre ne demek

  • Herhangi bir andaki çıkış değerlerinin, o andaki giriş değerlerine ve içsel durumuna bağımlı olduğu devre

Ardışık devre kısaca anlamı, tanımı:

Ardışık : Birbiri ardından gelen, mütevali.

Çıkış : Bir yerden çıkmak için kullanılan nokta. Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci, sorti. Mezuniyet, okul bitirme. Yokuş. Çıkış belgesi. Güreşte cazgırın alana çıkardığı pehlivanların izleyicilere doğru yürüyerek çalım yapmaya başlaması. Kuşatılmış bir bölgedeki birliklerin yaptığı saldırı. Çıktı. Çıkma işi. Beklenilmeyen bir sırada yapılmış olan sert konuşma. Verilen bir işaretle yarışa başlama, depar.

Değer : Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.

Giriş : Girme işi. Bir eserin konusunu tanıtarak kolay kavranmasını sağlayan, ön sözden sonra yer alan bölüm, methal. Bir bilime hazırlık amacıyla yazılan eser. Bir yapıda içeri geçilen yer, methal, antre. Bir anlatımda gelişme bölümüne hazırlık yapmayı sağlayan bölüm. Bir müzik parçasında baştaki bölüm, methal.

 

İçsel : İçle ilgili, içe ilişkin, dâhilî.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Bağımlı : Bir kimseye veya şeye maddi veya manevi yönden aşırı bağlı olan. Sigara, uyuşturucu madde vb. kötü alışkanlıklara aşırı derecede düşkün, müptela. Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabi.