Auris türkçesi Auris nedir

Auris ingilizcede ne demek, Auris nerede nasıl kullanılır?

Auris media : Orta kulak. Os temporalenin pars petrozası içerisinde bulunan, kavum timpani ve tuba avditiva bölümlerinden oluşan ve östaki borusuyla yutağa bağlanan boşluk. dış kulakla orta kulak arasında membrana timpani ve onun da iç kısmında ses dalgalarının iletilmesinden sorumlu kulak kemikçikleri bulunur.

Auriscope : Kulak muayene cihazı. Oriskop. Otoskop. Kulak inceleme aleti.

Aurist : Kulak uzmanı. Orist.

Congenital anaurism : Doğuştan anevrizma. Damarların doğuştan kese biçiminde genişlemesi. özellikle, ana atardamarda ve arteria pulmonalis’te biçimlenir.

Gallus inauris : Güney amerika, şili’de 1914’te bulunmuş, sarı veya beyaz bacaklı, kırmızı gözlü, küçük ibiği ve kuyruksuz oluşuyla özellikle de kulağının yakınında yüzün her bir tarafında bulunan püskül şeklinde tüylerle belirgin, en önemli özelliği mavi yumurtaları olan, bazen yumurtaların üzerinde hindilerdeki gibi benekler gözlenebilen, kırmızı ve beyaz olmak üzere iki varyetesi bulunan, diğer ırklarla melezlendiğinde yumurta kabuğunun mavi-turkuaz renginin dominant özellik kazandığı kanıtlanmış olan tavuk ırkı. Gallus inauris.

 

Thesaurismosis : Depo hastalığı. Tesorismoz. Tezaurismozis.

Auricula : Oriküla. Ayıkulağı.

Auricles : Kulakçık (kalp). Kulakçık. Kulak kepçesi. Sayvan. Kulakkepçesi. Aurikula.

Auric : Altın içerikli (kimya). Altın (ile ilgili). Altından yapılan. Altınlı. Altından türetilen. Üç değerli altın içeren. Altınla ilgili. Orik.

Auricular mite : Kulak akarı. Psoroptidae ailesinde bulunan uyuz etkeni cinsi, otodectes. Erkeklerinin bütün ayaklarında birer saplı çekmen bulunan ve etçil hayvanlarda kulak uyuzu yapan 250-530 mikron boyunda eklembacaklı. Kulak uyuzböceği. Kulak uyuz böceği.

İngilizce Auris Türkçe anlamı, Auris eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Auris ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Otolaryngologies : Otolaringoloji. Burun ve boğaz hastalıklarının incelenmesi ile ilgilenen tıp dalı.

Lobe : Yana yatmak. Lob. Bir organın yuvarlak bölümü. Dilim. Yuvarlakça kısım. Herhangi bir kılganın yuvarlak bölümü. Bir organ ya da bir yapının az çok yuvarlak olan bir çıkıntısı ya da parçası. Bir organın yuvarlak ve birbirinden ayrılmış parçalarından her biri.

Organ of hearing : İşitme kılganı. Belli ses dalgalarını almaya yarayan ve ikincil duygu hücrelerinden meydana gelmiş olan organlar; kulak, böceklerde ses alan kıllar, timpanal organ.

Ear : Başak. Duyma yeteneği. İşitme organı; memelilerde dış, orta ve iç kulak bölgelerinden oluşan yapı. Dikkat. Kulak verme. Çıkıntı. İşitme duyusu. Kulp.

Aurous : Altınlı. Altın içeren.

Otolaryngologist : Kulak-burun-boğaz uzmanı. Otolaringolojist. Kulak burun boğaz uzmanı. Burun. Boğaz uzmanı.

 

Ears : Başak. Duyma yeteneği. Kulak verme.

Otorhinolaryngology : Kbb. Burun ve boğaz hastalıklarının incelenmesi ile ilgilenen tıp dalı. Kulak burun boğaz bilimi. Kulak burun boğaz. Otorinolaringoloji.

Otolaryngology : Burun ve boğaz hastalıklarının incelenmesi ile ilgilenen tıp dalı. Kulak-burun-boğaz bilimi. Otolaringoloji. Kulak fonksyionları ve hastalıkları ile uğraşan bilim dalı. Otolarengoloji.

Auris synonyms : hylidae, family hylidae, genus acris, cricket frog, amphibian genus, auditory apparatus, otology, aural, flange, gill, gilling.