Backline türkçesi Backline nedir

  • Arka hat.
  • Canlı müzik yapan bir grubun müzik yaparken arkasında duran teçhizat (gitar yükselteci, bas amfiler ve diğer tipik teçhizat).

Backline ingilizcede ne demek, Backline nerede nasıl kullanılır?

Backlight : Art ışık. Ard ışık. Arka ışık. Bir nesnenin arkasından parlayan ışık. Arka ışığı. Bilgisayarlarda şeffaf sıvı görünümlü arka ışık (kontrast ve okunabilirliği arttırmak için ekran arkasından parlar).

Backlighted : Arka ışık vermek. Bir şeyi arkadan aydınlatmak. Arkadan aydınlatmalı.

Backlighted terminal : Arkadan aydınlatmalı görüntü birimi.

Backlighting : Artalan ışığı. Geriden aydınlatma. Karanlık ortamlarda görüntüsünü iyileştirmek amacıyla şeffaf sıvı bir ekran arkasından ışıklandırma (bilgisayar). Arkadan ışıklandırma.

Backlist : Bir yayımcının uzun bir süredir basım için bekleyen kitaplarının listesi. Satılacak kitaplar listesi. Yayınevinin halihazırda sattığı kitapların listesi. Eski liste.

Backlashes : Beklenmedik kötü sonuç. Geri tepmek. Laçka. Salgı (mühendislik terimi). Ters tepki. Karşı çıkma. Geri tepme. Aralık. Beklenmedik sonuç (kötü). Ters tepme.

Backlit screen : Arkadan aydınlatılmış ekran.

Backlash : Salgı (mühendislik terimi). Güçlü tepki (siyasal veya toplumsal bir gelişmeye karşı). Beklenmedik kötü sonuç. Geriye doğru yapılan ani hareket. Beklenmedik sonuç (kötü). Büyüyen. Laçka. Aralık. Güçlenen bir inanca karşı oluşan güçlü tepki. Geri tepmek.

 

Backlit : Arkadan ışıklandırılmış. Arkadan aydınlatmalı. Arkadan aydınlatma. Arkadan aydınlatılmış.

Backlashed : Karşı çıkma. Ters tepme. Ters tepki. Geri tepmek. Geri tepme. Aralık. Beklenmedik kötü sonuç. Geriye ani hareket. Güçlü tepki (siyasal veya toplumsal bir gelişmeye karşı). Laçka.

İngilizce Backline Türkçe anlamı, Backline eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Backline ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Reinforcement : Pekiştirme. Güçlendirme. Berkitme. Kuvvetlendirıci parça. İkmal. Destek. Takviye. Toplum yaşamının bir gereği olarak bireylerden belli durumlarda beklenen tepkileri elde etmek üzere, öğrenilmiş bir davranışı ya da tepkiyi olumlu, olumsuz türlü yaptırımlarla güçlendirerek ilgili uyaranlar karşısında yinelenmesini sağlama. Takviye parçası. Takviye etmek.

Standard : Bayrak. Ölçülebilir nicelikler için belirli boyutlarda seçilen bir örnek. Standart. Sayısal ya da felsefi olarak anlatılan eğitim ereği, amacı ya da ölçütü. eğitimde ulaşılmak istenilen amaç ya da düzey. Ölçün. Aygıtların ve çözeltilerin ayarlanmasında ya da kimi hesaplamaların yürütülmesinde temel seçilen ölçü. Sancak. Atlama çatkısı. Yüksek atlamalarda kullanılan ayak, çıta ve çıta dayanağından kurulu atlama aracı. Atletizm, eğitim, fizik, kimya, ekonomi alanlarında kullanılır.

Framework : Esas yapı. Sistem. Kafes. Karkas. Çatı. Taslak. Yapı. Çerçeve. Bir iş, eylem ya da uygulamanın kuramsal ve denenceli çerçevesi, bk. kuram. Kadro.

 

Criterion : Ayıraç. Özde bir olan konuların karşılaştırılması sırasında temel alınan ölçü veya ölçüler. Belli bir tip üzere yapılmış, ölçü, belirgin özellik, nitelik, nicelik ve değerin belirli ölçüsü. Değerlendirme ölçütü. Eğitim, fizik, gramer, ekonomi alanlarında kullanılır. Bir yargıya varmak ya da değer biçmek için başvurulan ilke. Kıstas. Niteliksel ya da niceliksel bir karşılaştırmayı ve ayırımı güvenle yapmaya yarayan kavram ya da ölçünlü düzgü (norm). bir etkinliği ya da nesneyi değerlendirirken baş vurulan ölçü ya da ana kural. bir testin değerlendirilmesine yarayan ölçün. Ölçüt. Mikyas.

Bed : Bir su kütlesinin dip bölgesine verilen ad. Yatacak yer sağlamak. Temel. Nehir yatağı. Genel olarak, birkaç katmandan oluşmuş kayaç birimi. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Mezar. Yerleşmek. Kalmak. Tabaka.

Mount : Çıkmak. Monte etmek. Oturtmak. Binmek (at veya bisiklet vb). Bindirmek. Takmak. Düzenlemek. Binmek. Girişmek.

Touchstone : Ölçüt. Denektaşı. Mihenktaşı. Kriter. Mihenk taşı. Ayar. Mihenk.

Strengthener : Güçlendirici ilaç. Destek olan kimse. Takviye edici şey. Kuvvetlendirici.

Measure : Karşılaştırmak. Miktar. Endazelemek. Ölçüm yapmak. Süzmek. Tüze önlemi. Ölçmek. Ölçme jüyesi. Ölçü.

Layer : Daldırma yapmak. Tabaka. Birbiri üzerine serilmiş, yayılmış ya da kimyasal olarak oluşmuş, varlığı kimyasal ve fiziksel yöntemlerle belirlenebilen özdek bölgesi. Kat kat kesmek. Yumurtlayan. Bilgisayar, kimya, madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Katman. Döşeyen kimse. Katmanlara ayırmak. Topçu.

Backline zıt anlamlı kelimeler, Backline kelime anlamı

Disapproval : Doğru bulmama. Tutumu ölçülen bireyin bir ölçek sınarını olumsuzlaması ya da sınarda dile getirilen görüşe katılmaması. Bir toplumsal kümede yaptırıma bağlanmış davranış ölçülerine aykırı düşen davranışlar karşısında kümece takınılan olumsuz yönde eleştirici ya da suçlayıcı tutum. Onaylamama. Reddetme. İtiraz. Kınama. Hoşnutsuzluk. Ayıplama.